| Editor Login | Register | ||
| > Yaşam > Türkiye |
|
|
| Trabzon |
| Kent merkezi kuzeyde denizden, güneyde Boztepe"nin üzerine kadar düzgün olmayan teraslar halinde yükselir. Degirmendere, Kuzgundere (ya da Tabakhane) ve Zagnos dereleri yerlesimi güneyden kuzeye derin bogazlarla bölmüstür. Tabakhane ve Zagnos dereleri arasinda kalan ve düzgün olmayan yüksek bir masa formundaki alan üzerinde, kentin bilinen eneski yerlesim kalintilari tespit edilmistir. Iste bu nedenle Trabzon adinin eski Grekçe masa ya da trapez/yamuk biçimi karsiligi olarak "trapezos" kelimesinden geldigi görüsü agirlik kazanmaktadir. Trabzon adina, Trapezos olarak ilk kez, Yunanli komutan Kesnophon tarafindan kaleme alinan, M.Ö. 4. Yüzyilda geçen olaylarin anlatildigi "Anabasis" adli antik kaynakta rastlanmaktadir. Iyon kökenli Miletoslular Bati Anadolu"dan sonra M.Ö. 7. Yüzyilda Karadeniz"e de gelerek kiyilarda koloni kentleri kurmuslardir. Trabzon da, merkezi Sinop olan bu kolonilerin arasinda sayilmaktadir ve birçok arastirmaci, kentin ilk kurulusu olarak bu dönemi göstermektedir. Oysa Kolkhlar, Driller, Makronlar gibi yerli kavimler Trabzon civarinda çok daha önceden beri yasamaktaydilar. Ayni yüzyilda Karadeniz Bölgesi Kafkasya"dan gelen Kimmerler ve onlarin ardindan Iskitlerin akinlarina ugramistir. Ancak bu akimlarin kolonilerin kurulusundan önce mi yoksa sonra mi oldugu konusu tartismalidir. M.Ö. 6. Yüzyilda ise Trabzon Perslerin egemenligine girerek, Pont Kapadokyasi adi verilen satraplik içinde kalmistir. Makedonya Krali Büyük Iskender M.Ö. 334 yilinda tüm Anadolu"da Pers hakimiyetine son vermistir. Iskender"in ani ölümünden sonra olusan karisiklik sirasinda Pont satrabi II. Ariantes"in oglu Mithridates, yerli halkin destegiyle Karadeniz"de Pontus Devletini kurmustur. Trabzon, M.Ö. 280 yilinda merkezi Amasya olan Pontus devletinin sinirlari içinde kalmistir. M.Ö. I. Yüzyilda batida güçlenen Romalilar Anadolu"yu da isgal etmeye baslamislardir. Roma krali Pompeius"un Pontus Krali V. Mithridates"i Kelkit vadisinde bozguna ugratmasi üzerine Pontus Kralligi dagilmistir. Böylece Trabzon , M.Ö. 66 yilinda Roma yönetimine girmistir. Roma"da Avgustus"la birlikte M.Ö. 27 yilindanitibaren imparatorluk dönemi baslamistir. Avgustus"un idari düzenlemesi sonucu Trabzon, Pontus Polemoniacus adi verilen vasallik içinde yer almis, Imparator Tiberius zamaninda (M.S. 14-37), diger bir idare bölüm olan Kapadokya Eyaleti sinirlari içinde kalmistir. Imparator Nero döneminde ise (54-68) serbest kent olma ayricaligina kavusturulmustur. Trabzon bu dönemde "ünlü" ve "zengin" kent tanimlamasiyla tarihçilerin kitaplarinda yer alir. Roma Imparatorlugunun dogu sinirinin savunmasina önem veren Vespasian zamaninda (69-79) Trabzon, Kapadokya -Galatya Eyaletine dahil edilmistir. Ünlü Roma Imparatoru Hadrian Döneminde (117-138) tüm imparatorlukta oldugu gibi Trabzon"da da önemli imar etkinliklerinde bulunulmus, birçok dini ve askeri binalar ile yollar, su kemerleri ve yakin zamana kadar kalintilari görülebilen yapay bir liman insa edilmistir Hadrian"dan sonra Trabzon"un parlak dönemi sona ermis, 244 yilinda para basma yetkisi elinden alinmistir. Roma Döneminde basilan Trabzon sikkelerinin ön yüzlerindeRoma Imparatorlarinin büstü olmakla birlikte, arka yüzlerinde Pontus Kralligi döneminden beri süregelen kendi mitolojik figürlerine yer verilmis ve Grekçe yazi kullanilmistir. Trabzon, 276 yilinda tüm Dogu Karadeniz Bölgesine akinlar yapan Gotlarin saldirisina ugramis, bu saldirida tüm kent yakilip yikilmistir. Roma Imparatorlugunun son dönemlerinde 4. Yüzyilin basinda Diocletian Maximian, Constantinius ve Galerius"tan olusan dörtlü idare zamaninda Trabzon"da yeniden bir takim imar etkinliklerinde bulunuldugunu Trabzon Müzesindeki Latince bir kitabeden anliyoruz. Roma Imparatorlugu 395 yilinda ikiye ayrilinca Trabzon, merkezi Istanbul olan Dogu Roma / Bizans Imparatorlugunun sinirlari içinde kalmistir. Bizans Imparatoru Justinianus (527-564) Trabzon"da kent surlarini restore ettirerek yeni bir imar etkinligini baslatmistir. Heraclius zamaninda (610-641) imparatorluk askeri bölgelere ayrilmaya baslanmis, Trabzon, Teophilos zamaninda (829-842) kurulan Khaldia Temasinin merkezi olmustur. Müslüman Araplar 8. Yüzyilin baslarindan itibaren Anadolu"ya düzenledikleri baskinlarda Dogu Karadeniz ve Trabzon"a gelmislerdir. Bizans Imparatorlugunun 1204 de IV. Haçli seferleriyle gelen Latinlerin eline geçmesi üzerine, imparator I. Andronikos Komnenos"un Istanbul"dan kaçan torunlari Alexios ve David, Gürcü Kraliçesi Tamara"nin da yardimiyla Trabzon"da 1204 yilinda bagimsiz olarak Komnenos Kralligini kurmuslardir. Anadolu Selçuklulari ile evlilik bagi olusturarak ve vergi ödeyerek siyasi varliklarini sürdürebilen Komnenos Kralligi, I. Manuel Komnenos zamaninda (1238-1265) en parlak dönemini yasamistir. Gümüshane"deki gümüs madenlerinin etkisiyle de ekonomik olarak güçlenen Manuel I"in sikkeleri üzerinde "en mutlu" ünvani yer almaktadir. I. Bayezid"in 1398 de Samsun yöresini almasindan sonra Trabzon Komnenos Kralligi Osmanli Devletine yillik vergi ödemek zorunda birakilmistir. David Komnenos, iktidari döneminde (1458-1461) vergi ödemeyi durdurarak, önceden ödediklerini de Akkoyunlu Devleti Sultani Uzun Hasan araciligiyla geri istemis, Osmanlilara karsi Avrupa"daki büyük devletlere ittifak önerisinde bulunmustur. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet"in öncülügündeki Osmanli Kuvvetleri Bölgeyi kusatarak, 1461 yilinda Trabzon"u ele geçirmis ve Komnenoslarin egemenligine son vermistir. Trabzon, Osmanli Döneminde önce eyalet ve sancak olarak sehzade ve mutasarriflar tarafindan idare edilmistir. Ilk sancak beyi Hizir Bey"dir. 1470 yilinda sancak beyligi küçük yasta Sehzade Abdullah"a verilmis; Abdullah, annesi Sirin Hatunla birlikte 1479 yilina kadar Trabzon"da yasamistir. Yavuz Sultan Selim de sehzadeligi sirasinda (1491-1512) Trabzon"da Sancak Beyi olarak bulunmus, sonradan Kanuni ünvani alacak olan oglu Sultan Süleyman burada dogmustur. Trabzon 16. yüzyilda, merkezi Batum olan Lazistan Sancagi ile birlestirilerek eyalete dönüstürülmüs ve bu yeni idari birimin merkezi olmustur. 1867 yilinda Trabzon"da büyük bir yangin çikmis, bir çok kamu binasi da bu sirada yanmis ve kent daha sonra yeniden düzenlenmistir. 1868 yilinda vilayet olmus, merkez sancagi disinda Lazistan, Gümüshane, Canik Sancaklari da buraya baglanmistir. Birinci Dünya Savasi sirasinda, Ruslar Trabzon"a saldirir (14 Nisan 1916). Trabzonlulardan olusan vurucu güçler (Milis), bu saldiri sirasinda gerilla savasi verirler. Bu siralarda, cepheye gönderilmek üzere Hamidiye Zirhlisinin desteginde Trabzon Limanina gelen cephane Trabzonlu gençlerce büyük bir heyecan içinde bosaltilip Maçka"ya tasinir. Çaykara"da Sultan Murat Yaylasinda (10 Haziran 1916), Of"ta Baltaci, Arsin"de Yanbolu Derelerinde Ruslara karsi basarili savaslar verilmis, ancak o yillardaki kosullar altinda düsmanin Trabzon"a girmesine engel olunamaz ve Ruslar 14 Nisan l916 yilinda Trabzon"a girer. Ruslarin Trabzon"da kaldigi bir yil, on ay, on günlük süre içinde özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük iskenceler yaparlar; sayisiz insan öldürürler. 1917"de Rusya"da "Bolsevik Devrimi" olur, Çarlik Yönetimi yikilir. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik baslar. Bu Ruslarin Trabzon"dan çekilmesine de yol açar. Öte yandan, batidan doguya dogru kayan ve Karadag"da toplanan Türk Çeteleri, Akçaabat"a inerek Yüzbasi Kahraman Bey"in komutasinda üç koldan Trabzon"a dogru yürürler ve 24 Subat 1918 tarihinde Trabzon"a girer. Ulu Önder Atatürk, Cumhuriyet döneminde Trabzon"a üç kez gelir; l924, 1930 ve 1937 yillarinda, ilk geldikleri 15 Eylül 1924 günü, Trabzonlularca "ATATÜRK GÜNÜ" olarak kabul edilir ve bu kendisine bir telle bildirilir. Yilin dört mevsiminde yesil bitki i örtüsü ile kapli daglik bir bölge olan , Dogu Karadeniz"de eski çaglara ait arkeolojik kalintilar için pek arastirma yapilmamistir. Bu nedenle bölge tarihi Hellen Kentlerinin kolonizasyon hareketinin baslangiç dönemine ait efsanelerde yer alan bilgilerle baslatilmaktadir. Oysa arastirma yapilmis olan Bartin, Ordu arasi sahil kesimlerinde ilk Tunç Çagi yerlesimleri tespit edilmis" ve yine Orta Karadeniz bölgesinde Hellen kolonizasyonundan çok öncesine ait Asur ve Fryglerin kolonizasyonunu düsündürecek bazi bulgulara rastlanmistir. Dogu Karadeniz sahillerindeki Hellen kolonizasyonuyla ilgili arkeolojik verilere dayali bilgiler çok az olmakla birlikte bazi tarihi kaynaklarda Trabzon"un M.Ö. 756 yilinda kuruldugu belirtilmis ancak, herhangi baska arkeolojik verilerle sinanmamis olan bu bilgi tüm Trabzon tarihi arastirmacilari tarafindan tartisilmadan kabul görmüstür. Hellen kentlerinin M.Ö. 8 yy. daki kesif seyahatleri ve Karadeniz sahillerinde koloni kurma hareketleri Kimmerlerin, Iskitlerin baskisi ile Karadeniz"in kuzeyindeki steplerden ilk önce Kafkaslara oradan da Anadolu"ya girmesi ile kesilmistir. Taner Tarhan, Kimmerler konusundaki doktora tezinde bu istilada kurulmus bulunan bazi koloni sehirlerinin tahrip edildigini ve Karadeniz Eregli"sinden doguya dogru Sinop dahil trabzon"a kadar olan kiyi seridinin Kimmerler tarafindan isgal edildigini,ortaya koymustur. Ancak Kimmer firtinasi durduktan sonra M.Ö. 670 yillarindan itibaren Miletlilerin Karadeniz sahillerinde tekrar koloniler kurmaya basladigi bilinmektedir. Daha yakin çaglara ait kaynaklarda, Sinop, Kotyora (Ordu), Kerasos (Giresun) ve Trapezus"un (Trabzon) Karadenizin güney sahillerindeki önemli Milet kolonileri oldugunu bunlarin hepsinin ana kent Sinop"a bagli oldugunu belirtilir. Ana kent Sinop"a bagli olan bu kolonilerde yasayanlarin, çevrelerindeki yerli halklarin dillerini ögrenip onlarla ticaret yaptiklari M.Ö. 400 yilinda Trabzon"dan geçmis bulunan Ksenophon"un Anabasis"inde anlatilir. Eserde ayrica Trabzon çevresinde yasayan halklar hakkinda bilgiler vardir. Bu bilgileri degerlendirdigimiz zaman Bayburt ile Dogu Karadeniz Daglarinin güney bakarindaki bölgede Scytenler (Iskitler), Trabzon"un güneydogusuna düsen daglik bölgede Macronlar, Trabzon çevresinde Kolkhlar, Torul bölgesinde ise Drillerin yasadigini söyleyebiliriz. Bunlardan Drillerin Trabzon kentinde yasayan kolonistlerin en amansiz düsmani oldugunu, hem Ksenophon hem de daha sonraki asirlarda Trabzon bölgesi hakkinda bilgi veren diger arastirmacilar tarafindan belirtilir. Pers Imparatorlugu döneminde Kappadokya satrapligina bagli olan Trabzon bölgesi M.Ö. 360 yillarinda Kappadokya satrapliginin ikiye bölünmesi üzerine Merkezi Gaziura (bugün Turhal) olan Pontos Kappadokyasi satrapligi içinde yer almistir. Perslerin Yunanlilarla olan savaslari esnasinda Pers ordusuna bir donanma ile hizmet eden Trabzon bölgesi halki I Perslerin yenilerek güç kaybetmelerinden sonra Pers boyundurugundan kurtulmuslardi. Büyük Iskenderin dogu seferinde yol üzerinde bulunmadigi için Dogu Karadeniz"in durumunda bir degisiklik olmamistir. Iskenderin ölümün den sonra fethettigi topraklar komutanlari arasinda paylastirildigi zaman Paphlagonya ve Trabzon"a kadar olar Kappadokya bölgesi Eumenes"e verilmisti. Emenues ve imparatorluk naibi olan Pedrikas, iskender zamaninda bagimsizligini korumus olan pont kappadokyasi satrabi I. ariaranthes"i yenerek kuzey kappadokyanin bir kismini feth etmislerdi. Fakat Iskender"in varisleri arasindaki anlasmazliklar iç mücadeleye dönüsünce sahillere ulasamadan harekatlarini durdurmuslar, Dogu Karadeniz Bölgesi"nde yasayan halklar ve koloni kentler bagimsizliklarini devam ettirmislerdi. M.Ö. 3. yy, baslarinda Pers kökenli I. Mithridates"in Ilgaz Daglari eteklerinde kurdugu Pontos Kralligi kisa zamanda yayilmis, önce ele geçirdigi Amasya"yi daha sonra da Sinop"u baskent yapmisti. Karadeniz sahillerinde doguya dogru Samsun"dan Giresun"a kadar olan bölgeyi ele geçiren Pontos Kralliginin yayilmasini devam ettirerek Kirim"dan Kafkas sahillerine kadar olan bölgeyi de ele geçirdigini biliyoruz. Fakat Harsit Çayi ile Çoruh Nehrinin denize döküldügü yer arasinda kalan bölgede hakimiyet kurulduguna dair bir kariit yoktur. Anadolu"yu isgal etmek isteyen Roma ve Pontos"un savaslarinda Romalilarin Pontos Krali VI. Mithridates"i yenmelerinden sonra Romali komutan Pompeidus M.Ö. 64 / 63 yilinda Bithynia - Pontos Eyaletini kurmus ve bu eyaletin topraklari disinda olan Kizilirmak ile Çoruh nehirleri arasindaki bölge Galatlarin prenslerinden Deitoros"a verilmisti. Roma siyaseti M.Ö. 39"da imparatorlugun dogu sinirlarinin güvenligini saglamak için Roma ile Parthlar arasinda bir tampon bölge olusturarak bu bölgeleri vasal krallar vasitasiyla yönetmeyi uygun bulmustu. M.Ö. 26 yilinda Roma imparatoru August, Pontos bölgesine Polemon"u yasal kral olarak atamisti. Polemon egemenligini doguya dogru genisletmek için Kafkaslarda yaptigi bir savasta ölünce yerine karisi Pythodoris geçti. Imparator Gaius (M.S. 37-41) yaptigi düzenlemelerde Pontos bölgesine çocukluk arkadasi II. Polemon"u atamisti. Nero zamaninda (M.S. 5468) ise Parthlara karsi yapilan seferlerde Trabzon, dogudaki Roma ordularinin ikmal limani olarak önem kazandi. M.S. 63 yilinda Polemon"un ölümünden sonra Nero Polemon"un yönettigi topraklari dogrudan Roma yönetimine almis ve Roma topraklari gibi Legionlarla korunmaya baslanmisti. Bu çerçevede bugün Gümüshane"ye bagli Kelkit"in Sadak köyünün bulundugu alanda bir Roma legionu konuslandirilmis ve halkinin çogunu asker aileleri ve emekli askerlerin olusturdugu Satala antik kenti kurulmustu. imparator Vesoianus döneminde (M.S. 69 - 79) bölgede askeri üslerin ve yollarin insasina baslanmis ve Traijanus zamaninda (89 - 117) Trabzon"da bir darphane insa edilmisti. Trabzon bölgesinde imar faaliyetleri imparator Hadrianus zamaninda (117 - 147) da devam etmistir. Seyahatleri ile meshur Hardianus Trabzon"u da ziyaret etmis ve Trabzon"da liman, su kemerleri, saray, hipodrum ve tapinaklar insa ettirmistir. Günümüzde Moloz semtinde denizden doldurulan alanin altinda kalmis olan bu limanin mendiregine ait kalintilari 196041i yillara kadar görmek mümkündü. Hardianus"un Kappadokya valiligine atadigi ünlü bilim adami Arrianus valilik bölgesinde çikmis oldugu bir teftis seyahatinde Satala"dan Trabzon"a ulasmis ve buradan Imparator Hadrianus"a yazdigi bir mektupta Trabzon"daki imar faaliyetleri ile ilgili bilgiler de göndermistir. Arrianus Dogu Karadeniz sahillerinde Trabzon"dan doguya dogru yapmis oldugu gezi hakkinda yazmis oldugu Periplos"un da Trabzon bölgesinde yasayan halklar hakkinda da bilgiler vermistir. Onun verdigi bilgilere göre Trabzonlularin Kollkhlarla komsu oldugunu, Trabzon"la Gümüshane arasindaki daglik bölgede Canlarin yasadigini söyleyebiliriz. Arrianus eserinde ayrica "Trabzon"da yasayanlarin can düsmani" olarak tanimladigi Canlar"in Kralsiz yasadiklarini, fakat kendilerini haydutluga verip Romalilara vergi vermeyi ihmal ettiklerini de belirtir. Romanin Dogu Anadolu"daki ordulari için bir ikmal üssü olan Trabzon"un bu parlak dönemi M.S. 257 yilinda Karadeniz"in kuzeyinden inan Gotlar / Boranlar tarafindan isgal edilmesine kadar sürmüstür. Bir baskinla sehir ele geçiren saldirganlar, sehri yagmalamis, yakip yikmis ve kaçamayan halki kiliçtan geçirmisti. Bu tahribatin etkisi 30 - 40 yil kadar sürmüs ve Trabzon bu süre zarfinda issiz kalmisti. sehrin tekrar senlenmesi Imparator Diocletanaus zamaninda (M.S. 285 - 305) olmustur. Gerek Roma dönemi gerekse onun devami olan Bizans döneminde bölge halki bagimsiz yasama karakterini kaybetmemis, firsat buldukça Roma ve Bizans hakimiyetine karsi ayaklanarak onlarla mücadele etmistir. Roma-Bizans kültürünün bölgede etkili olmaya baslamasi ile Hiristiyanligin, devletin resmi dini olmasi ve devlet destegi ile yerli halklarin kültürlerinin eritildigi bir pota olarak kullanilmaya baslanmasi ile olmustur. I. Justinianus zamaninda (527565) Bizans savunma sistemini güçlendirmek için hudut bölgelerinde yeni kaleler zinciri olusturulurken bu imar faaliyetlerinden Trabzon da yararlanmistir. Surlar restore edilmis, sehrin savunmasi güçlendirilmis, sehir su ihtiyacini karsilamak için yapilan su kemerine sehrin koruyucu azizi olarak ilan edilmis olan St. Eugenes"in ismi verilmistir. Justinianus döneminde sehir güçlendirilirken, sehrin güneyindeki daglik bölgede yasayan ve o zamana kadar isyan halinde bulunan Canlarin isyani bastirilmistir. Yerli komutanlardan Tzitas komutasindaki kuvvetler Canlari itaat altina almak için onlarin yasadiklari bölgeye seferler düzenlemis, sik ormanlari keserek yollar açmis, yol güzergahina kuleler insa ederek ulasim emniyetini saglamislardir. Canlari itaat altina almak için uygulanan bir diger metod da onlari Hristiyanlastirmakti. Bu basarili siyasetin sonucu Canlar arasinda Hristiyanlik yayildi ve giderek Rumlastilar ve Trabzon bölgesinin savunmasinda çok önemli bir unsur haline geldiler. Trabzon bölgesi Heraclius"un (610-641) Iran seferleri esnasinda da önemli roller üstlenmistir. 622 ile 628 yillari arasinda Iran üzerine üç sefer Yeni Cuma Camii düzenleyen Heraclius bu seferleri sirasinda 625 kisini Sivas üzerinden çekildigi Trabzon bölgesinde geçirmistir. Iran ordusu Anadolu"yu boydan boya geçip Bizans"i kusattigi zaman O, Trabzon"un dogusunda . Arakli bölgesinde idi. Burada Karadeniz"in kuzeyinde ve Kafkaslarda bulunan Hazar Türklerin liderleri ile görüsmüs, Bizans-Hazar ittifakini saglayarak Hazarlarin Iran"a sefer düzenlemelerini temin etmis ve Sasani Imparatorlugunun yikilmasini saglamistir. 7. ve 8.yy."larda Anadolu, Bizans ve Müslüman Araplar arasindaki savaslara sahne olmaktaydi. 705 711 yillarinda Ankara"ya kadar ilerleyen Araplarin ayni dönemlerde Trabzon bölgesine de akinlar yaptigini biliyoruz. Bu savaslarda Arap ordularinda yeni Müslüman olmus Türk unsurlari bulunurken Bizans ordularinda da Karadeniz"in kuzeyinde ve Balkanlarda faaliyet gösteren Hazar, Bulgar, Uz, Peçenek, Kuman gibi Türk kitleleri bulunmaktaydi. Bunlarin bir kismi Hiristiyanlastirilarak Anadolu"ya yerlestirilmislerdi. Bir kismini da Trabzon bölgesine yerlestirilmis oldugunu bölgede mevcut eski yer isimlerinden anliyoruz. Dogu Anadolu"ya yaptigi seferlerde Trabzon"u üs olarak kullanan bir baska Bizans Imparatoru da II. Basileios (967 - 1025) idi. 1021 / 22 kisini Trabzon"da geçiren imparator bu esnada Gürcistan ve Vaspuragan Kralliklarini ilhak etmis idi. Müslüman Arap akinlari 11. yy."da yerini Selçuklu Türkmenlerine birakmistir. Selçuklularin Trabzon ile olan iliskileri 1048"de Erzurum bölgesine yaptiklari bir akin ile baslamisti. Ibrahim Yinal kumandasindaki bu sefer esnasinda Selçuklular Ispir, Bayburt bölgesi ile Dogu Karadeniz Daglari"nin güney bakarina kadar yayilmislar ve yerlesmislerdi. 1071"de Malazgirt Zaferi sonrasi çig gibi Anadolu"ya giren Türkmenlerden bir grup da Trabzon bölgesini ele geçirmisti. Birkaç yil Türkmenlerin elinde kalan bölge, denizden Istanbul"a olan baglantisi nedeniyle daha sonra Türkmenlerden geri alinmistir. Bir ordu ile birlikte Istanbul"dan gönderilen Thedore Gavras 1075 yilinda Trabzon ve yöresini Türkmenlerden geri almisti. Daha sonra Trabzon"a vali olarak atanan Thedore Gavras, Trabzon"un sinirlarini Bayburt"a kadar genisletmis, bölgeye yapilan Gürcü akinlarinin önüne geçmis, sahilden iç kesimlere olan geçis noktalarinda kontrolu saglayarak bölgede bir savunma sistemi kurmus ve bölgeyi Bizans tan bagimsiz bir sekilde yönetmisti. 1098"de Danismend Gazi"nin oglu Ismail ile Bayburt yakinlarinda Çoruh Nehri kiyisinda tutustugu savasta öldürülen Thedore Gavras"tan bir müddet sonra oglu Gregory Taronites / Gavras Trabzon valiligine atanmistir. Gregory çevrede bulunan Türkmen Beylikleri ile ittifaklar kurmus ve babasi gibi Bizans"tan bagimsiz hareket etmistir. Ancak 1107"de Bizans"tan gelen John Kommenos kumandasindaki bir orduya yenilen Gregory, önce Bizans"a gönderilmis ama daha sonra affedilerek görevine iade edilmistir. 1119"da Trabzon valiliginde atanan Costantin Gavras da çevredeki Türkmenlerle kurdugu iliskiler sayesinde dedelerinin izini takip etmis ve bagimsiz hareket etmeye baslamisti. Yunanca, Laz"ca ya da Pontos Rumca"si olmayan ve Haldiya menseli oldugu kabul gören Gavras ismine sadece Bizans sarayinda degil " Trabzon Rum Kralligi ve Selçuklu Sarayinda da rastliyoruz. Bunlardan Ihdiyar addin Hasan bin Gavras, Sultan II. Kiliç Arslan"in vezirleri I arasinda idi. 1185 yilinda ayaklanan Bizans halki Kommenos hanedanini tahtan indirmis yerine Angelos hanedanini geçirmisti. Tahtan indirilen Andronikos Kommen (1183- 1185) ve oglu Manuel öldürülürken Manuel"in ogullari 4 yasindaki Aleksius ve küçük kardesi David akrabalari olan Gürcistan Kraliçesi Thamar"in adamlari tarafindan Bizans"tan kaçirilmisti. Gürcistan"da büyütülen bu iki kardes 1204 yilinda Thamar"in verdigi ve çogu Kumanlardan olusan bir ordu ile Dogu Karadeniz sahillerinden ilerleyerek Trabzon"u ele geçirmislerdi. Ayni yil, Bizans, Haçlilar tarafindan basilip yagmalanmis ve Bizans yöneticileri kaçip çevre topraklarda devletçikler kurarken Bizans"ta da bir Latin Devleti kurulmustu. Trabzon"u ele geçiren Aleksius"un kardesi David, dedelerinin tahtini ele geçirmek amaciyla Bati Karadeniz bölgesine kadar ilerlemistir. Ancak burada yapilan savaslarda öldügü sanilmaktaydi.1214’de Sinop yakinlarinda Selçuklularin eline düsen Aleksius"tan sonra Sinop sehri de Selçuklular tarafindan ele geçirilmisti. Daha sonra Aleksius yüksek bir fidye karsiliginda serbest birakilirken Trabzon Kralligi da Selçuklularin bir vasali haline gelmisti. Trabzon"la Selçuklularin arasi Kirim"in Sugdak limaninin 1223 yilinda Mogollar tarafindan yagmalanmasindan sonra Mogollardan kaçan Müslüman tüccarlarin mallarina Trabzon donanmasi tarafindan el konmasi nedeniyle açilmisti. Ganimetlerle yüklü olarak dönen Trabzon donanmasi firtinadan Sinop önlerine düsünce Sinop"taki donanma komutani Reis hayton tarafindan esir edilmislerdi. Bu sirada, Alaattin Keykubat"in Dogu Anadolu"da seferde ölmesinden yararlanan Trabzon Krali Andronikos (1222-1235) Sinop üzerine yürüdü ve sehri alarak esirlerini kurtardi. Olayi duyan Alaattin Keykubat Hayton komutasindaki donanmayi denizden, Melik Giyaseddin Keyhüsrev ve Atabek Mübarizeddin Ertokus kumandasindaki bir orduyu da karadan Trabzon üzerine göndererek sehri kusatir. Ancak, sehrin düsmekte oldugu sirada baslayan saganak yagmurla, Trabzon etrafindaki dereler tasar ve korkunç bir sel meydana gelir. Yagmurdan perisan olan Selçuklu ordusu dagilarak geri çekilir. Bu çekilme .esnasinda yolunu kaybeden Melik, Maçka bölgesindeki köylüler tarafindan esir edilerek Trabzon"a getirilir. Melik"e iyi davranan Andronikos onu hediyelerle babasina gönderir.. Böylece Selçuklularin Trabzon üzerinde hakimiyeti de kalkmis olur. Trabzon Rum Kralligi bu dönemde Harzemsahlarla müttefik idi. 1230"da Selçuklu . ordusuna yenilen Harzemsahlardan kaçabileriler de Trabzon topraklarina siginmisti. Bu savastan sonra Trabzon Rum Kralligi 200 süvari yada 1000 atli ile bir Trabzonlu Prensi Selçuklu sarayina göndermekle yükümlü olmayi kabul ederek tekrar Selçuklu boyunduruguna girmisti. 1243"te Selçuklularin Mogollara yenilmesinden sonra Mogol hakimiyetini kabul eden Trabzon Rum Kralligi daha sonra da Mogollarin batidaki varisleri olan Ilhanlilarla iyi iliskiler gelistirmisti. Ilhanlilarin baskenti Tebriz ile yapilan ticaretle iyice zenginlesmis olan Trabzon"da Ceneviz ve Venedik kolonileri bulunmaktaydi. O tarihte Karadeniz sahillerinde bir çok kolonilere sahip olan bu iki sehir II. Aleksius zamaninda (1297 - 1330) Trabzon"dan bir çok imtiyazlar elde etmislerdi. Bu dönem ayni zamanda Trabzon Rum Kralligi sinirlarinin Türkmen gruplari tarafindan siki bir çembere alindigi dönemdir. 13. yy. sonlarinda Kralligin sinirlari Samsun"un dogusundan Harsit boylarina kadar gerilerken sahilden yükselen daglarin üzerindeki yaylalar da Türkmen sürüleri tarafindan isgal edilmisti. Trabzon sarayi tarihçisi Panaretos"un verdigi bilgiye göre 1301 de Çepni lideri Kusdogan, Giresun"u ele geçirmis, Ordu bölgesinde bir beylik kuran Bayram Bey 1313 ve 1322"de Trabzon üzerine iki sefer düzenlemisti. 1340 yilinin Agustos"unda Trabzon"un güneydogusundaki daglarda sürülerini yayan Akkoyunlular"a saldirip birçok ganimetle geri dönen Trabzon"lu Rumlara; Akkoyunlular 1341"de Trabzon üzerine yürüyerek cevap verdiler. Sehri kusattilar, çok sayida insan öldürdüler ve çikardiklari bir yanginla sehri harap ettiler. 1343 yilinda Trabzon"a tekrar saldiran Akkoyunlular bu defa da sehri almaya muvaffak olamadan geri döndüler. Münferid saldirilarla Trabzon"u düsürmenin mümkün olmadigini anlayan Türkmenler 1348 yilinda bir ittifak olusturarak Trabzon üzerine yürümeye karar verdiler. Erzincan Emiri Ahi Ayna Bey, Bayburt Emiri Rikabdar Mehmet Bey, Akkoyunlu Beyi Tur Ali Bey ve Çepnilerin lideri Bozdogan"in birlikte yaptiklari saldirida da saglam kalesi olan Trabzon"u ele geçirmek mümkün olmadi. Trabzon"un çevresinde yerlesen Türkmenlerin ittifaklar kurmaya baslamasi Trabzon"u da harekete geçirmisti. Trabzon Krali III. Aleksius (1349 - 1390) Türkmenleri birbirinden layirmak ve bazilarini Trabzon"un müttefiki haline getirmek üzere yeni bir siyaset izlemeye baslamisti. Bu siyasetin en önemli araci da Türkmen Beyleri ile evlendirilecek olan Trabzonlu prensesler idi. Evlilik yolu ile ittifak kurulan ilk grup Akkoyunlular oldu. Kiz kardesi Maria Kommen"i Tur Ali Bey"in oglu Fahreddin Kutlu Beyle evlendiren III. Aleksius"un olusturdugu Akkoyunlu Trabzon ittifaki Uzun Hasan"a kadar devam etmis, Uzun Hasan da Trabzonlu bir prensesle evlenmisti. Ikinci evlilik ve ittifak 1357"de Trabzon üzerine yürümüs olan Giresun ve Ordu bölgesinin beyi Haci Emir"le 1358 yillinda yapilmisti. 1379"da Trabzon üzerine yürüyen Kiliç Aslan ile aralarinda çekisme olan Taceddin ogullari Beyligi kurucusu Taceddin Bey"e kizi Eudokia"yi veren III. Aleksius evlilik yolu ile üçüncü ittifakini olustururken, Trabzon Rum Kralligi etrafinda bir emniyet seridi kurmustu. Harsit vadisinin yukari kesimlerinde Kürtün merkezli bir beylik tarihi mezar kitabeleri kuran Çepniler"in üzerine 4 Mart 1380"de bir sefer düzenleyen III. Aleksius bu baskinda Çepnileriri kislik çadirlarini yakarken, ellerinde bulunan Trabzonlu esirleri de kurtarmayi basarmisti. 1404 yilinda Trabzon"a gelen Ispanyol seyyah Clavijo"nun bildirdigine göre sehrin kenarinda Cenevizlilere ve Venediklilere ait iki tane kule bulunuyordu."° IV. Aleksius zamaninda (1417 - 1429) Cenevizlilerle Trabzonlular arasinda bazi problemler çikmis, yapilan savasta Ceneviz kalyonlari Trabzon donanmasini yenmisti. Bu durumda Trabzonlular Cenevizlilerin sartlarini kabul ederek 1418"de onlara harp tazminati olarak findik ve sarap vermislerdi. Osmanlilarin Trabzon"u ilk ele geçirme tesebbüsü II. Murad (1421 1451) zamaninda olmustu. Dogu Karadeniz"de bir sefere çikan donanma, sehrin önüne gelerek karaya kadar asker çikartmis ancak sehri alamamisti. Sehir civarini yagmalayip esirler aldiktan sonra geri çekilen donanma, yolda firtinaya yakalandigi için perisan bir vaziyette Istanbul"a dönebilmisti. Yine de, bu seferin sonunda Trabzon Rum Kralligi Osmanli"ya 3000 altin yillik vergi vermeyi kabul ettirmisti. 1456 yilinda Safevi seyhi Cüneyt, Canik Daglarindaki Türkmenlerden topladigi kuvvetlerle Trabzon üzerine yürüdü. Amaci sehri ele geçirip kendi devletini kurabilmekti. Akçaabat"in batisinda Trabzon kuvvetleri ile karsilasan Seyh, Trabzon kuvvetlerini dagitarak çok sayida esir aldi ve Trabzon önlerine kadar ilerledi. Üç gün süren kusatmada sehri alamadi, fakat çikan bir yangin nedeniyle halk kaçarak sehirde sadece muhafizlar kaldi. Seyhin Trabzon üzerine yürüdügünün haber alinmasi üzerine Fatih Sultan Mehmet, rum Beylerbeyi Hizir Bey"e Trabzon üzerine yürümesi emrine verdi. Hizir Bey"in bir ordu ile geldigini duyan Seyh, kusatmayi kaldirdi ve süratle Torul Gümüshane istikametinde çekildi, buradan da Uzun Hasan"a gitti. Trabzon önlerine gelen Hizir Bey, Trabzon Krali Kaloloannes (1429 1458) ile yillik 2000 altin vergi ödenmesi kosuluyla bir anlasma imzaladi ve aldigi rehinelerle Trabzon bölgesinden uzaklasti. Kaloloannes bir yandan Fatih"e anlasmayi onaylatmak için kardesi David baskanliginda bir heyet gönderirken, diger yandan da Fatih"e karsi bir ittifak olusturmak için çalisiyordu. Uzun Hasan"a kiz kardesini vermeyi vaat ederek bir anlasma imzalamak için görüsürken Gürcü Kralligi, Karaman Beyligi ve Papa ile de temasa geçti. Bu ittifak tesekkül etmeden Kaloloannes ölünce yerine geçen kardesi David agabeyinin izinden yürüdü. Papa"ya bir mektup yazarak bir haçli seferi düzenlenmesini talep ederken Uzun Hasan"la da evlilik yolu ile ittifak kurdu. Fatih, Anadolu"da kendine karsi olusturulmak istenen bir fitneden haberdardi ve kökünü kazimak için 1461 yilinda Anadolu seferine çikti. Bu seferde önce Sinop"u ardindan Akkoyunlularin eline geçmis olan Koyulhisar kalesini aldi ve Erzincan yakinlarindaki Yassiçemen Yaylasina kadar ilerledi. Bu sirada donanma da Gelibolu Sancak Beyi Kazim Bey komutasinda Karadeniz"e açilmisti. Önce Sinop limaninda demirleyen donanma, Sinop"un alinmasindan sonra Trabzon"a dogru ilerledi ve sehrin önlerine gelerek kusatmaya basladi. Yassiçemen yaylasinda bulunan Fatih"e aralarinda annesi Sara Hatun"un da bulundugu bir heyet gönderen Uzun Hasan, varilan mutabakat üzerine ordusu ile birlikte Azarbaycan taraflarina sefere çikarken Fatih de Trabzon"a dönmüstü. Bayburt ovasindan Dogu Karadeniz daglarina çikan Fatih Sultan Mehmet Han burada ordusunu iki kola ayirmis, birinci kol Mahmut Pasa kumandasinda batidan, ikinci kol da kendi kumandasinda dogudan ilerleyerek Trabzon üzerine inmisti. Trabzon Krali David, Osmanli donanmasinin kusatmasina direnmeye çalisirken Fatih"in Uzun Hasan tarafindan mesgul edilecegini düsünerek kara ordusunun gelebilecegine pek ihtimal vermiyordu. Fakat Fatih ordulariyla birlikte Trabzon önlerine gelince baska çaresinin olmadigini görerek 15 Agustos 1461 tarihinde sehri teslim etti. Kral ve ailesi ile birlikte sehrin ileri gelenlerini de gemilerle Istanbul"a gönderirken, burada birkaç gün kalan Fatih bazi idari düzenlemeler yapmis ve Donanma Komutani Kazim Bey"i Trabzon valiligine atayarak geri dönmüstü. Dönüs yolunda çevre kadilarina emirler göndermis, ahalisi Istanbul"a qönderilen Trahzon zehrini yeniden senlemek için müslüman aileler yollanmasini istemisti. Fatih"in Trabzon"dan ayrilirken sehre vali olarak biraktigi Kasim Bey ve daha sonra Vilayet-i Rum"u tahrirle görevlendirilen Umur Beg gibi idareciler Trabzon bölgesinden Istanbul"a ve Rumeli"ne çesitli sürgünler yapmisti." Gönderilenlerin yerine de Rumeli"nden ve Konya bölgesinden cok sayida aile sürgün yolu ile Trabzon"a getirilmisti. Trabzon"un güneybati ve bati Fatih"ten çok önce Çepniler tarafindan feth edilerek iskan edilmis v Türklestirilmisti. Trabzon"un günev dogu ve dogusu ise özellikle Yavuz Sultan Selim"in Trabzon valiligi esnas nda Safevi katliami nedeniyle Dog Anadolu"dan kaçan Akkoyunlular v bagli Türkmen gruplari iskan edilerek Türklestirilmisti. 17. yy. ikinci yarisindan sonra Trabzon valilerinin daha ziyade Karadeniz sahillerini Kazak akinlarinda korumak ve Ruslar"in Karadenize inmesinden sonra da Kafkaslari istil etmesini önlemek için, bunun yar sira da Hudut Muhafizligi görevi il Azak, Anapa, Sohum ve Fas gik kalelerin korunmasi amaciyla, bu bölgelerde görev yaptiklarini görüyoruz. Hudut Muhafizligi ve Sar Seraskerligi gibi görevler nedeni ile Trabzon valileri çogu zaman hududu boylarindaki kalelerde bulunduklarindan, Trabzon bu sürelerde müte sellimler eli ile yönetildi. Samsun"dan Erzurum"a kadar genis bir bölgede asker ve vergi toplamak gibi genis yetkilere sahip olan Trabzon valileii "Canikli" ve "Hazinedaroglu" aileleri örneginde oldugu gibi hanedanlik haline gelmislerdi. Bu süreçte valilerin dayanagi olan yerel derebeylerin de gücü artmis, kimi zaman valiler devlete, kimi zaman da derebeyler valilere ve dolayisiyla devlete kafa tutmuslardi. Bölge bu tür feodal iliskilerin kiskacinda kivranirken Ruslar ilki 1809 yilinda Akçaabat"in batisindaki Sargana burnuna yaptiklari çikartma olmak üzere bölgeyi birkaç defa isgal etmek istemislerdi. Fakat iç kesimlerde iki defa Gümüshane"ye kadar ilerleme firsatini yakalamalarina ragmen sahillerde pek basarili olamamislardi. Ruslar bu firsati I. Dünya Savasi esnasinda yakalayabildiler. Almanlar Rus Cephesindeki yüklerini hafifletmek için müttefiki olan Osmanlilari Rusya"ya karsi savasa girmek için sikistiriyorlardi. 29 Ekim 1914"de Osmanli Donanmasi Karadeniz"deki Rus limanlarini bombalayinca Rusya"nin buna cevabi 1 Kasim "da Dogu Anadolu"ya saldirmak oldu. Hopa"nin dogusunda Kopmus mevkiinden baslayan ve iç kesimlerde Murgul istikametinden geçmekte olan Karadeniz sahilindeki Rus hududu, Hopa Hudut Taburu ve gönüllülerden olusan Teskilat-i Mahsusa Alayi tarafindan korunmaktaydi. Savas baslayinca bu birlikler çevre kazalardan toplanan sivil gönüllülerle takviye edildi ve Dogu Anadolu"ya olan Rus baskisini azaltmak için Borçka istikametinden Batum üzerine saldiriya geçildi. Baslangiçta Batum"a kadar ilerleyen, Artvin"i ele geçirip Ardahan üzerine saldiran Türk kuvvetleri Sarikamis bozgunundan sonra takviye alan Ruslarin karsi taarruzu ile geri çekilmek zorunda kaldilar. Hopa sahillerindeki birliklerimiz de Rus donanmasinin denizden yaptigi bombardimanlarla agir zayiatlar vererek 14 Mart 1915"de Arhavi Deresine kadar çekildiler. Burada Rus ilerleyisini bir yil kadar durduran birliklerimiz Ruslarin Kafkas Cephesindeki birliklerini takviye edip donanmalari desteginde taarruza geçmelerinden sonra geri çekilmek zorunda kalmis ve 19 Subat 1916"da Pazar"in dogusunda Furtuna Deresi boyunca yeni bir savunma hatti olusturmuslardi 4 Mart"ta Ruslarin Pazar"a asker çikarmasi üzerine çember içinde kalip imha olmak tehlikesi atlatan birliklerimizin dagilmasi ile Karadeniz sahillerinde Rus ilerleyisini durduracak kuvvetlerimiz kalmamisti. Süratle ilerleyen Ruslar, 8 Mart"ta Rize"ye girmis ve lyidere"ye kadar ilerlemislerdi. Furtiina Deresi boyunda dagilan kuvvetlerimizden arta kalanlar Rus çemberine girmeden geri çekilmis ve Of"un dogusunda Baltaci Deresi boyunca yeni bir savunma hatti olusturmaya çalisiyorlardi. Burada Ruslari 20 gün kadar durdurmaya muvaffak olan kuvvetlerimizin olusturdugu cephe Rus donanmasinin denizden yaptigi agir bombardimanlar sonucu yarilmis ve kuvvetlerimiz Arakli-Karadere boyunda yeni bir savunma hatti olusturmak üzere geri çekilmislerdi. 2 Nisan"da Karadere"ye kadar ilerleyen Ruslar 7 Nisan"da Rize"ye, 7 / 8 Nisan sabahi da Sürmene"ye çikarmis oldugu toplam 10.000 askerle kuvvetlerini takviye etmis ve denizden donanma destegi ile Karadere cephesihe yüklenmeye baslamisti. 13 Nisan"da Karadere"yi geçen Ruslar 18 Nisan 1916"da Türkler tarafindan bosaltilmis olan Trabzon"a girmislerdi. Trabzon"un isgali esnasirida Rus ordusunun bir kolu Degirmendere vadisinden Maçka"ya çikarken bir kolu da 21 Nisan da Akçaabat"i isgal etmisti. Bayburt"ta bulunan 3. Ordumuz Trabzon"u Ruslardan almak üzere bir karsi taarruz planladi. Çanakkale Savasi bittigi için bu cephedeki birliklerimizden 3. Orduyu takviye için gönderilenler bu isle görevlendirilmis ve taarruzun ilk ayagi olarak Trabzon"un güneydogusundaki Madur Daginin ele geçirilmesi planlanmistir."2 Ruslar ise Karadeniz sahillerinde ilerleyen kuvvetlerin 5. Kafkas Kolordusunu 29 Nisan ve 22 Mayis tarihleri arasinda Trabzon"un dogusuna, Yomra - Sana bölgesindeki Kovata limanina çikartmisti. 22 Haziran 1916 sabahi Çaykara"nin güneyindeki Sultanmurad yaylasi ile Köprübasi"nin güneyindeki Madur Dagina taarruz eden Türk kuvvetleri bölgedeki Rus kuvvetlerini hezimete ugratmisti. Rus kuvvetleri dagilarak sahile çekilirken Türk kuvvetleri de Maçka bölgesinden Trabzon"a indiklerinde geri çekilecek olan Ruslari Sürmene - Of bölgesinde imha etmek üzere hazirlik yapiyordu. Fakat cephe gerisindeki Bayburt"un Ruslarin eline geçmesi ile kuwetlerimiz Köse - Kelkit istikametine çekilmek zorunda kaldilar. 21 Agustos"ta Vakfikebir"e giren Rus kuvvetleri, 2 Agustos"ta Görele"yi, 21 Ekim"de de Harsit Çayi"na ulastilar. Savasin uzamasi ve 1916 / 17 kisinda kayiplarin çok olmasi Rusya"da karisikliklara neden olmu; ve 7 Kasim 1917"de Bolsevikler bir ihtilalle yönetimi ele geçirmislerdi. 17 Aralik 1917"de Almanlarla Brest Litovsk da mütareke anlasmasi imzalayan Ruslar, 18 Aralik"ta da Türklerle Erzincan anlasmasini imzaladilar. Cephede dagilarak memleketle rine geri dönen Rus askerlerinin yerin Ermenilerden olusan birlikler aliyor vE cephe gerisinde katliamlar yapiyor lardi. Bunun üzerine Türk kuvvetler Ruslarin bölgeyi bosaltmalarini bek lemeden önce harekete geçmeyE karar verdi. 12 Subat 1918"de Harsit" geçerek Trabzon"a dogru yürüdü vE 24 Subat"ta Trabzon"a girdi CUMHURIYET DÖNEMINDE TRABZON Birinci Dünya Savasi"nda Trabzon,18 Nisan 1916 tarihinden itibaren iki yila yakin bir süre Rus isgali altinda kalmisti. 18 Aralik 1917"de Ruslarla yapilan Erzincan Mütarekesi"nden sonra Rus isgalindeki yerlerin geri alinmasina baslandi. Miralay Hamdi Bey komutasindaki 37. Tümen Giresun"dan harekete geçerek kiyi boyunca Trabzon"a yürüdü. Sahilde sirasiyla Görele (14 Subat), Vakfikebir (15 Subat) ve Akçaabat"i (18 Subat) geri aldi. 24 Subat günü ise, Albay Kazim (Özalp) Bey komutasindaki öncü Türk kuvvetleri üç koldan (Polathane, Soguksu ve Kindinar sirtlarindan) sehre girdiler. Kazim Özalp yayinladigi bildiride, halkin isiyle gücüyle ugrasmasini isteyerek asayisi saglamak için sehre devriyeler çikardi. Sehirdeki Rus askerleri limanda bulunan iki Rus vapuru ile Batum"a sevkedildi. Isgal sirasinda Türklere kötülük yapmis olan Rum ve Ermeniler Ruslarla birlikte sehri terk ettiler. Trabzon"un kurtulusundan yirmi gün sonra, sehirde Vali Vekili Vehap Bey tarafindan sivil idare kuruldu. Barutçu zade Haci Ahmet Efendi Belediye Baskanligina getirildi. Nisan 1918 tarihinde Trabzon Valiligine atanan Süleyman Necmi Bey, emniyet müdürü Refik (Koraltan) Bey"le birlikte Trabzon"a gelerek göreve basladilar. Ilk vilayet konagi, Maras Caddesinde Nemlioglu sira evleri idi. III. Ordu Komutani Vehip Bey de, birkaç ay sonra Trabzon"a geldi. Isgal öncesi 62.699 olan sehir nüfusu büyük ölçüde azalmisti. Isgal sebebiyle, Trabzon Vilayetinden 80 bin civarinda nüfusun batiya göç ettigi tahmin edilmekteydi. Bunlardan bir kismi çesitli sebeplerle geri dönmediler. Trabzon"a geri dönenler sehrin büyük bir degisiklige ve tahribata ugradigini gördüler. Çogunun evleri yikilmis ve tahrip edilmisti, sehrin yeniden imari gerekiyordu. Ruslar, askeri gerekçelerle birçok imar faaliyetlerinde bulunurken, sehrin tarihi dokusunda büyük degisiklikler yaptilar. Trabzon"a getirdikleri savas malzemesini cephenin kiyi ve iç kisimlarina nakledebilmek içiri bugünkü Maras caddesini açarak, Meydan Parkinin yanindan Ayasofya"ya kadar uzanan bu caddenin yerindeki bir kaç Türk mahallesini ortadan kaldirdilar. Askeri amaçlarla tamamen veya kismen tahrib edilen evlerin sayisi üçbinden fazlaydi. Cami, ev, medrese, kütüphane ve türbelerdeki tarihi eserler yagmalandi. Buna karsilik Rum eserleri ve Rumlarin çogunlukta oldugu mahalleler bu tahribattan uzak kaldi. Incirlik, Faroz, Kavak Meydani, Sotha semtlerinde yerli Rum ve Ermeniler büyük tahribat yapmislardi. A) Milli Mücadele Dönemi Milli Mücadele"nin ilk yillarinda Trabzon Vilayeti, bugünkü Rize, Trabzon, Gümüshane, Giresun ve Ordu illerini kapsiyordu. 1919 yilinda Rize ve Gümüshane, Trabzon vilayetine bagli birer sancak; Giresun ve Ordu ise yine ayni vilayete bagli birer kaza durumundaydilar. Bu sirada Rumlardan bir kismi, Inebolu"dan Batum"a kadar uzanan Karadeniz kiyilarinda, Trabzon merkez olmak üzere bir Rum-Pontus devleti kurmak istiyorlardi. Pontuscu Rumlar siyasi faaliyetlerinin yani sira, Karadeniz kiyilarina Rum göçmenler getirmeye çalisiyorlardi. Ancak, halkin gayretleri sonucu Trabzon Vilayetinde Rum çetelerinin faaliyetleri kontrol altina alinmis; Trabzon"a yönelik Rum göçü durdurulmustu. Mayis 1919"da Samsun"a çikan Mustafa Kemal Pasa, Havza"dan gönderdigi bir raporda, "Trabzon vilayet halkinin uyanikligi" sayesinde Trabzon"da asayisin diger illere göre çok iyi oldugunu bildiriyordu. Trabzon"un vatansever halki, Rum istekleri karsisinda hemen teskilatlanarak 12 Subat 1919"da Trabzon Muhafaza-i Hukuk-i Milliye (Müdafaai Hukuk) Cemiyetini kurdular. Cemiyetin baskanligina Barutcuzade Haci Ahmet Efendi getirildi. Faik Ahmet (Barutçu) Bey"in yayinladigi Istikbal gazetesi Cemiyetin yayin organi niteligindeydi. Kisa sürede Cemiyetin Rize, Gümüshane, Giresun ve Ordu"da subeleri açildi. Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti"nin ilk kongresi 23 Subat 1919, ikinci kongresi ise 28 Mayis 1919"da yapildi. Ikinci Kongre sonunda, Rum ve Ermeni ortak tehlikesine karsi Erzurum Vilayet-i Sarkiyye Müdafaa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti"yle isbirligi yapilarak Erzurum"da bir kongrenin toplanmasi kararlastirildi. Her iki cemiyetin birbirlerinden habersiz yaptiklari tekliflerin olumlu karsilanmasi sonucu, 23 Temmuz 1919"da Erzurum Kongresi"nin toplanmasi saglandi. Trabzon Müdafaa-i Hukuk "" Cemiyeti, orduya yapilan yardimlar ve " milli mücadele heyecanin yasatilmasiyla ilgili bir çok faaliyetlere öncülük etti. Ayrica, 1920 yilindan itibaren, cemiyete bagli bir kütüphane kurulmasi için kitap bagisi kampanyasi baslatti. Milli Mücadele yillarinda, Trabzon"da bir çok miting düzenlenerek halkin zafer ve isgaller karsisinda heyecani dile getirildi. Ilk miting 20 Ocak 1920 günü Meydan"da yapildi. Miting sonunda, yurdun haksiz isgalinden dolayi, Itilaf Devletleri temsilcilerine protesto telgraflari gönderildi. 1921 yilinda kazanilan Inönü zaferleri dolayisiyla, Kavak Meydanin adi Inönü Meydani olarak degistirildigi gibi, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti öncülügünde fener alayi ve törenler yapildi. Daha sonraki tarihler 23 Nisan Milli Bayrami,Sakarya Zaferi, Izmir"in isgalinin yildönümü ve Büyük Taarruz vesilesiyle mitingler düzenlendi.Bu dönemde son miting, Büyük Taarruz"un kazanilmasi üzerine 13 Eylül 1922"de yapildi. Mitingler genellikle Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti"nin öncülügünde düzenlenmistir.Mitinglerde ilk ve son toplanma yeri Atapark (Zaganos) Meydaniydi.Günün anlamiyla ilgili konusmalar,daha ziyade bugünkü Meydan Park ve Kalepark (Güzelhisar)"da yapiliyordu. Milli Mücadele basladigi sirada, Trabzon"da henüz Birinci Dünya Savasi ve isgalin izleri silinmemisti.Temmuz 1919"da, Istanbul"dan Trabzon"a gelen Kizilay (Hilal-i Ahmer) Yardim Heyeti"nin raporlarinda bir çok konuda ayrintili bilgiler verilmektedir. Daha önce çevre illerden gelerek sehirde büyük bir sefalet içinde yasayan çok sayida göçmen bulunuyordu. Bunlardan 500"ü Muhacirin Idaresi"ne bagli Fukara Yurdu"nda barindiriliyordu. Darülteytam"da daha önce 500 civarinda çocuk barindirilirken, bunarin mevcudu o sirada 248"e düsmüstü. Kizilay Heyeti Darülmuallimin (Ögretmen okulu) binasinda bir poliklinik açti.Muhtaç ve göçmenlere yardim amaciyla sehrin ileri gelenlerinden olusan bir komisyon kuruldu. Müftü Mahir Bey"in baskanligindaki Komisyonda, Sihhiye Müdürü Kemal Bey"le birlikte esraftan Minla, Muradhanzade , Hasan, Kalaycizade Haci Abbas, Hamamizade Ihsan ve Eyubzade, Murat Beyler görev aldilar. Milli Mücadele döneminde, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti"nden baska Türk Ocagi, Eczacilar Cemiyeti, Ihtiyat Zabitleri Cemiyeti,Hilal-i Ahmer (Kizilay) Cemiyeti,Trabzon Müslüman Cemiyet-i Hayriyyesi, Muallimin Cemiyeti, Himaye-i Etfal Cemiyeti, Idman Ocagi gibi muhtelif amaçli cemijietler kurulmustur. 1923 yilinda Sanatkarlar Cemiyeti ile Gençler Birligi kuruldu.Trabzon"da, Cumhuriyet"in kurulusuna yakin tarihlerde iki sinema bulunuyordu. Birinci Dünya Savasi"nin sonlarinda Meydan Parki"nda açilan Turan Sinemasinda, ilk zamanlarda daha ziyade müsamereler ve konserler düzenleniyordu. 1923"ten itibaren yerli filimlerin yani sira yabanci filimler de programda yer almaya basladi. 1923 yilinin ilk günlerinde Kunduracilar Caddesinde Hac Harunzadeler tarafindan Yildiz Sinemasi açildi. Milli Mücadele"nin baslangicindar Cumhuriyet"in ilanina kadar geçersüre içinde, Trabzon Valiliginde bulunanlar göreve baslama ve ayrilis tarihleri itibariyle sunlardir : Süleyman Necmi Bey (Nisan 1918 - 27 Mart 1919), Mehmet Galip Bey (19 Nisan 1919 - 24 Eylül 1919), Ali Haydar (Yücebas) Bey (Kasim 1919 Ocak 1920), Hamit (Kapanci) Bey (17 Subat 1920 - Ekim 1920), Abdullah Naci (Akbay) Bey (Nisan 1921Ortahisar`da bir sokak Agustos 1921), Ebubekir Hazim (Tepeyran) (26 Agustos 1921 - Aralik 1922), Sükrü Bey (10 Mayis 1923 - 25 Agustos 1923). 1918-1923 yillarinda . muhtelif zamanlarda Defterdar Hüseyin Avni Bey, Ibrahim Bey, Ihsan Bey, Üçüncü Tümen Komutanlari Nuri, Seyfi (Düzgören) ve Sami Sabit (Karaman) Beyler Vali Vekilliginde bulundular. Istanbul Hükümetinin 22 Nisan 1920"de vali olarak atadigi Haci Hamdi (Pirselimoglu) Bey, göreve baslayamadan 19 Mayis 1920 günü bir Ingiliz gemisiyle Istanbul"a dönmek zorunda kalmistir. Hamit Bey"in milletvekilligi sifatiyla Ankara"da bulundugu (Haziran - Eylül 1920) sirada, Üçüncü Tümen Komutani Rüstü Bey Vali Vekilliginde bulunmustur. 1918 - 1923 tarihleri arasinda Barutcuzade Haci Ahmet Efendi (Subat 1918 - 1922) ve Haci Ali Hafizzade Hakki Efendi (1922 - 1923) Belediye Baskanligi yaptilar. 12 Ocak 1920"de Istanbul"da toplanan son Osmanli Mebusan Meclisi"ne Trabzon Vilayeti Merkez Sancagi adina Ali Sükrü, Ali Sefik (Bekman), Esref, Hüsrev (Gerede), Ismail, Hasari (Saka) ve Muhtar Beyler katildilar. 23 Nisan 1920"de toplanan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi"ne Trabzori adina Vali Hamit (Kapanci), Eyübzade Izzet, Nemlizade Sabri, ,4laybeyzade Faik ve Arif Kadizade Recai Beyler seçildiler. Bunlardan Alaybeyzade Faik Efendi, Recai ve Hamit Beyler Türkiye Büyük Millet Meclisi"ne katildilar. Eyubzade Izzet Bey Ankara"ya giderken yolda öldürülmüs, Nemlizade Sabri Bey de saglik sebebiyle istifa etmistir. |
|
| Bağlantılar: bilgininefendisi.net |
| Open Source Document Project | AUP&TOS |