Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Basın Yayın
Spor Gazeteci Kimliğindeki Değişim - Basın Yayın - Bilgi Rehberi -
APT II
(Date : 08.07.2008 18:49:36)


Spor Gazeteci Kimliğindeki Değişim

Türk basınında uygulanan istihdam politikalarının olumsuz etkileri
spor basınında da yansımalarını bulmaktadır. Medya kuruluşları, haberin
maliyetini düşürebilmek için yüksek ücretle yetişmiş, uzmanlaşmış, deneyim
sahibi gazetecileri istihdam etmek yerine, deneyimsiz, mesleğe yeni
başlamış ya da stajyer konumundaki çalışanları yeğlemekte, bunlara ya çok
düşük ücret ödemekte ya da ücretsiz çalıştırmaktadır. Çol, bu durumu şöyle
değerlendirmektedir:
“Spor gazeteciliği şu anki konumuyla yozlaşmaktan öte
bir kokuşmuşluk sürecinin içerisine girmiştir. Artık spor
gazeteciliğinin hem kaynak hem de kamuoyu nezdinde
güvenirliği kalmadı, inandırıcılığı kalmadı, saygınlığı giderek
azalmaya başladı. Yine spor gazetecilerinin bir bölümü, dürüst,
tutarlı, kararlı değiller; kendilerini geliştirmek, değiştirmek,
yenilemek adına ortaya koydukları değerler yok. Çoğu sporu
bilmiyor, toplumla barışık değil, günü kurtarma peşinde
koşuyor, çoğu spor gazetecisinin özgün düşüncesi ya da yaptığı
işe dönük felsefesi yok. Önemli bir kesimi okumuyor,
araştırmıyor. Fakat her alanda ahkam kesmeyi kendisine bir hak
biliyor.” (Çol, 1998:54-56).
İslam Çupi ise spor basınındaki nitelik azalışını konusunda şunları
yazmaktadır:
“Eskiden futbol yazarı gündüz oynanan maçı seyreder
gazetesine gelir, önüne bir kahve koyar, uzun uzun düşünür ve
oya gibi işlenen bir maç yazısı veya keyifli kritikler yazardı.
Şimdi geceleri telefon başında kopuk kopuk seyrettiği maçı
aceleye gelmiş hiçbir kelime terazisine sokulmayan kritiğini
kaleme alıyor, o lezzetli ciddi bir öyküye benzeyen maç yazıları
sizlere ömür hiç yazılmıyor. Spor sayfalarındaki kalitesizlik,
fikir erozyonu, yazılardaki yozluk gözle görünür düzeye geldi.”
(Çupi)
Deniz Gökçe futbol yazarlığının “palavraya son derece açık” (Zaman,

Türkiye’de Spor Basınının Etik Anlayışı
15
19 Mayıs 1996) hale geldiğini belirtirken, Hıncal Uluç da, "Çok yüzeysel bir
gazetecilik yapıyoruz, konuların derinlerine inmiyoruz". (Uluç, 1998:86)
diyerek spor basınını eleştirmektedir.
Orhan Koloğlu ise spor yazarlığındaki nitelik düşüşünü
değerlendirirken, saldırgan üslubun ön plana çıkmasını da vurgulamaktadır:
“Futbol medyası kim saldırgan konuşursa ona prim
veriyor. Bir de Türkiye"de spor yazarlığı hiçbir titri olmayan
adamların kullandığı bir alan haline geldi. Bir patron ya da
sorumlu, herhangi bir adama kıyak yapmak için ona spor
yazarlığı verebiliyor. Futbol yazarları arasında da etrafa kim
daha çok saldırırsa, hakaret ederse o prim yapıyor.” (Düzel,
2002).
Kahraman Bapçum da özellikle televizyonların rating kaygısıyla
saldırgan bir üslubu yeğlediklerini ifade etmektedir: “(Televizyon
tartışmalarına)bir iki kez çağırdılar. Sonra "abi sen çok düzeylisin, reyting
yapmıyorsun" dediler. Sert olmam gerekiyormuş, kavgacı... Gelmem zaten
dedim.” (aktaran Alpman, 2003).
Zeki Çol, ise gazetecilerin etik ilkelere önem vermediklerini şöyle
anlatmaktadır: “Bugünün spor gazeteciliği, asla eskisi gibi saygın bir iş
değil. Zira bu işi yapanların büyük bölümü, hem kendilerine, hem
mesleklerine, hem de hitap ettikleri kitlelere saygı duymuyor. Etik değerler
dışlanmış. İlişkiler vıcık vıcık. Haber alma adına, kaynağa, kişilik haklarına
saldırıya varana dek her türlü ödün verilebiliniyor. Birilerinin sözcülüğünü
yapmaya soyunanlar, kendisini kullandıranlar var. Hele de bu mesleğin
ortalık yerine paraşütle inenlerin büyük bölümü. Adeta kulüplerin formalı
amigosu konumundalar.

 




Derecelendir
Kaynak bolbilgi.com
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS