Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Basın Yayın
Kulüp yazarlığı - Basın Yayın - Bilgi Rehberi -
APT II
(Date : 08.07.2008 18:43:51)


Kulüp yazarlığı

 

Kulüp yazarlığı:
Spor yazarların kulüp taraftarlıklarını yazılarına yansıtmaları, bunun
da ötesinde bazı yazarların üç büyük kulüpte kongre üyesi olarak ve
yönetimde yer alarak, tarafsızlığını güçleştirecek ilişkilere girmesi, spor
basınında etiğe ilişkin sonuçlar doğurmaktadır.
Gerçekte, spor yazarları arasındaki kulüp taraftarlığı yeni bir olgu
değildir. Tek parti döneminde, “Ali Naci Bey (Karacan), FB kulübünün
Genel Sekreteri olduğu için Akşam"ın sütunlarında FB’nin savunmasını


Türkiye’de Spor Basınının Etik Anlayışı
7
yaparken, Cumhuriyet’te de Abidin Bey (Daver) kurucularından ve ilk
futbolcularından olduğu Galatasaray’ı savunuyordu. Böylece stadyumlardaki
FB-GS rekabeti, cumhuriyetin ilk yıllarında gazete sayfalarına da sıçramıştı
(Atabeyoğlu, 1991:15).
Kulüp taraftarlığının daha belirgin bir hale gelmesi ise, Türkiye’de
medyanın önemli yapısal değişimler geçirdiği 1980 sonrası döneme rastlar.
1994 yılında Hürriyet bünyesinde, Mehmet Y. Yılmaz’ın yönetiminde
yayınlanan günlük spor gazetesi Spor, her takım için ayrı sayfalar
hazırlamaya başladı. Sayfaların üzerinde takımların adı yazılıyor ve o
sayfaların editöründen, muhabirine ve yazarına kadar tüm çalışanlarının o
takımın taraftarı olmasına dikkat ediliyordu. Gazetenin ulaştığı tiraj
rakamları, diğer spor gazetelerinin de Spor’u izlemelerine neden oldu.
Mehmet Y. Yılmaz, artık “takım tutan spor yazarı” kavramının değişmesi
gerektiğini belirterek, “Futbol sevgisinin ve rekabetinin giderek bir
düşmanlığa dönüşmesinde üzülerek söylüyorum ki benim de biraz rolüm
olmuş olmalı” diyerek özeleştiri yapmaktadır. (2002).
Gerçekte, kulüp yazarlığı, gazetecilikteki uzmanlaşma sürecinin spor
basınına yansımasıdır. Alanlarında uzmanlaşan, birikim sahibi olan
gazeteciler, haber kaynaklarıyla daha sıkı ilişkiler kurarak daha ayrıntılı ve
günlük rutinin ötesine geçerek daha verimli habercilik yapabilirler. Ancak,
belli bir konuda uzman olmakla taraf olmak aynı şey değildir. Türkiye’de bu
ikisinin nasıl birbirine karıştırıldığını Zeki Çol, “Ülkedeki kavram kargaşası
yüzünden maalesef bizim de meslektaş sayıldığımız çoğu kişi, kulüp
yazarlığıyla kulüp sözcülüğünü artık iyice birbirine karıştırıyor” sözleriyle
ifade etmektedir (2004).
Ali Sami Alkış da, “Türk basınında kulüp yazarlığı temel ilke, hatta
görev halini aldı. Gazete, ‘kulüp yazarlığı’ uygulaması ile gazetecilerin
‘uzman’ olmasını istiyordu. Ama onlar, uzman olacağı yerde ‘amigo’ oldu”
ifadesini kullanmaktadır (Türkiye, 21 Nisan 1998).
Eski Galatasaray yöneticilerinden Adnan Polat ise, "Medya
yöneticileri içinde inanılmaz fanatiklikte olanlar var. Ama en çok da
Galatasaray ve Fenerbahçe fanatikleri ağır basıyor” demektedir
İletişim 2004/19
________________________________________
Page 8
Ruhdan UZUN
8
(Cumhuriyet, 11 Ekim 1999). Tayfun Bayındır ise kendisiyle yapılan bir
röportajda, “Ne yazık ki, şu anda Türkiye’de en güvenilmez grup, spor
yazarlığı. Gerçek olmayan, kişisel çıkarlar, kulüp taraftarlığı üzerine kurulu
yazılar var.” ifadesini kullanır (
www.sporum.gov.tr).
Kulüp yazarlığının, gazetecilerin belirli bir alanda uzmanlaşmasını
sağlamak, fanatik taraftarlara daha kolay ulaşarak tirajı artırmak gibi
nedenleri vardır. Bunun yanında, spor yazarlığı yapan kişilerin futbol
dünyasının geçmişteki profesyonelleri olması da tarafsızlığı engellemekte ve
kulüp yazarlığı eğilimini güçlendirmektedir. Bu durumu, Togay Bayatlı
(2002:49) şöyle açıklar:
“Bu günlerde spor yazarlığının en büyük sorunu eski
futbolcuların hiçbir eğitim görmeden ve gazeteciliğin temel
ilkesi olan tarafsızlığı bir kenara bırakıp, renkli gözlüklerle
olayları değerlendirmelerinin getirdiği sıkıntı oldu.”
Bir futbolcu jübilesini yaptıktan sonra başka herhangi bir işle
uğraşabileceği gibi spor gazetecisi de olabilir. Liberal basın özgürlüğü
anlayışının bir sonucu da gazetecilik mesleğine girişte bir koşul
bulunmamasıdır. Bu çerçevede, Coşkun Özarı, Gündüz Kılıç, Eşfak Aykaç,
Turgay Şeren gibi isimler futbolu bıraktıktan sonra spor basınında
çalışmışlardır. Ancak, mesleğe girişte serbestlik olsa da mesleğe devam
etmede belli kriterler aranır. Bapçum, her sporcunun spor gazetecisi
olmaması gerektiğini belirterek, şöyle demektedir: “Okuması yazması
olmayan ama ismi olanları gazeteci diye getirdiler, Babıali"de ilk bozgun
böyle başladı. Her sporcu gazeteci olabilir, tıpkı manav olabileceği gibi.
Ama bakarlar ki okuması yazması yok, evladım sen manav ol derler.”
(aktaran Alpman, 2003)
Kulüp yazarlığının ekonomik temellerini ise Ali Sami Alkış, bir
röportajda şöyle açıklamaktadır:
“Fenerbahçe’yi örnek alırsak, bu kulübü yazan yazarların
yüzde 95’i futbolcu kökenli. Fenerbahçe’de oynamışlar. Bu
yüzde 95’in yüzde 99”u Fenerbahçe’den nemalanmış,
sebeplenmiş, mevki, makam, unvan, fırsat sahibi olmuş kişiler.
İletişim 2004/19

Kimi teknik direktör, kimi menajer, kimi altyapı uzmanı olmuş,
kimi de transfer komitesine girmiş. Hiçbir şey olamamışsa,
cebine 20 bin dolar para konulmuş Avrupa’da, Afrika’da,
Asya’da futbolcu seçimine gönderilmiş. Ortada böyle bir maddi
ilişki, alışveriş varsa, iş yozlaşır.” (Radikal, 27 Aralık 1999).
Bununla birlikte, gazetelerin spor sayfalarına ya da günlük spor
gazetelerine bakıldığında, haber ve yorumlarda sağlanamayan tarafsızlığın
biçimsel olarak sağlanmaya çalışıldığı görülür. Gazeteler, üç büyük İstanbul
kulübüne ilişkin haberlere eşit biçimde yer vermeye çalışmaktadır.
Yayınlanmakta olan spor gazeteleri ve spor sayfalarına bakıldığında, bu
sayfaların 2’si Galatasaray’a, 2’si Beşiktaş’a, 2’si Fenerbahçe’ye, 1’i de
Trabzonspor’a ayrılmaktadır. Türkiye liginin diğer katımları ise birer ikişer
cümlelik haberlerle geçiştirilmektedir. Bu durumda gazetelerin tiraj kaygısı
etkili olmaktadır. Gazeteler, en çok taraftara sahip olan takımlara eşit yer
ayırarak, her takımın taraftarını okuyucu olarak çekmeye çalışmaktadır











Derecelendir
Kaynak Mynet.com
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS