Normal
0
21
MicrosoftInternetExplorer4
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin:0cm;
mso-para-margin-bottom:.0001pt;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:10.0pt;
font-family:"Times New Roman";}
Herhangi
bir yerimizde bir yara veÂya iltihabî bir hadise (çıban, böcek sokÂması, çivi
batması gibi...) meydana geldiÂğinde o bölgeye en yakın lenf ukdeleri eliÂmizin
altında hissedilebilecek kadar irileştiği fark edilir. Bu yara veya iltihabî
olaylarÂdan birisi el ve kolumuzda husule gelirse, koltuk altında;
ayaklarımızda, baldır, diz ve uyluğumuzda olursa, kası klanınızda; başıÂmızda
olursa, ensede; dişimizde ve boğaÂzımızda husule gelirse, boynumuzun ön taÂrafı,
kulak önü ve kulak arkasındaki lenf ukdeleri dediğimiz ileri karakollar alarma
geçerek irileşip elle hissedilebilir hale geÂlirler.
Bunun niçin böyle olduğunu hiç düÂşündük mü acaba?
Vücudun atardamar sisÂteminden hücreler arası bölüme geçen mâyinin % 90’ı
venöz dolaşıma geri emilir; % 10 kadarı ise lenf dolaşımı dediğimiz duÂvarları
tek katlı yassı epitel (edotel) hücreÂlerinden yapılmış İncecik damarlar
vasıtaÂsıyla toplanıp dolaşıma katılırlar. Lenf doÂlaşımı sayesinde sıvı ile
beraber, kılcal daÂmarlar tarafından emilemeyen, büyük moleÂküllü
proteinlerin de emilebilmesi temin edilmiş olur. Çünkü lenf damar duvarlarıÂnın
geçirgenliği daha fazladır. Bu incecik lenf damarları birleşe birleşe lenf
damarÂlarına ulaşan büyük lenf damar duvarlarını yaparlar. Bunlarda lenf
akımını temin edeÂbilmek için kapakçıklar bulunur. Bu lenf yollan üzerinde
aralıklı olarak diÂzilmiş lenf ukdeleri dediğimiz karakollar bulunur. 1 mm3te
40.000 hücre ihtiva eden ve kesafeti 1.016-1.023 olan lenf mayii böyle bir
ukdeden geçmeksizin kana erişemez. Lenf ukdelerinin vücudun mikÂroplara, tümör
hücrelerine ve zehirli maddeÂlere karşı müdafaasında çok ehemmiyetli süzgeç
rolleri vardır. Lenf ukdelerinin ileriÂsinde vücudun bağışıklık (muafiyet)
sisteÂminde esaslı rol oynayan lenfositler dediğiÂmiz tek hücreli teşekküller
çok bol buluÂnurlar. Lenf akımı lenf ukdelerine birden fazla giriş yeri ile
girerler ve fakat onları daÂima bir tek kanalla terkederler (Şekil).
Hücrelerarası mayiye girmiş olan mikropÂlar kana geçmek için lenf yollarını
takip ettiklerinde önüne gelen ilk lenf bezindeki karakol bekçileri olan
akyuvarlar tarafınÂdan tutulurlar ve yok edilirler. Bu duruma ait bir çalışma
Drinker ve arkadaşları taraÂfından yapılmıştır. Bu araştırıcılar köpek diz ve
kasık lenf ukdelerine mil i metre küpÂte 250 milyon mikrop (virulan
steptokok-lar) ihtiva eden sıvıyı vermişler, bu bölgeÂden daha sonra gelen ana
lenf yolundan aldıkları numunede hiçbir mikroba rastla-yamamışlardır. Lenf
ukdesi bol olan müdaÂfaa organları arasında bademcikler, boğaz adenoidleri,
dalak, timus, apandiks zikrediÂlebilir.
Atardamarların en uç noktalarına ulaşıldığında kılcal
damar ağı ile karşılaÂşılır. Bu kılcal damar ağından sonra ise topÂlardamar
sistemi başlamış olur. Buna göre kılcal damar ağının iki bölümünden söz ediÂlebilir.
Kılcal damarların uç atardamarlar (arterioller) ile irtibatlı bölümü ve kılcal
daÂmarların uç toplardamarlar (venüller) ile irÂtibatlı bölümü... Dolaşım ile
kılcal damarların (kapillerler) arteriol bölümüne gelen ve buradan damar dışına
çıkan sıvı ve proÂteinler, kapillerlerin venöz tarafından tamaÂmen geri
emilemezler. Eğer bu arta kalan mayii lenf sistemi ile de emilemese idi
hücreler arası mayiide protein miktarı artar ve buna bağlı olarak onkotik
basınç yükselirÂdi ve sonucunda ise doku ve hücrelerin beslenmesi bozulurdu.
Nitekim meme kanseri ameliyatı sonucu koltuk altı lenf ukdeleri çıkartılan
kadınlarda lenf akımının inkitaa uğraması sebebiyle ödem dediğimiz hâl meydana
gelir ve o taraf kol şişer.
Lenf ağının her organda buna benzer vazifeleri olduğu
düşünülünce bu kılcal dolaşım sisteminin ehemmiyeti çok açık şekilde ortaya
çıkar. Bunun yanında bu lenfatik sistemin bazı organlarda, o organın
fonksiyonuna yardımcı faaliyetleri de varÂdır. Meselâ: ince bağırsakların
viltus denen mikroskobik çıkıntıları ki bu sayede ince barsak emme sathı 8-10
misli artaryağı geÂçirici olduklarından vücuda emilen yağın toplamının % 60’ı
bu yolla kana karışır
Normalde lenf akımı devamlı ve ay m miktarda değildir. Bir
saatteki vasati lenf akımının miktarı 1200 cc. kadardır
Lenf akımına tesir eden faktörleri özetleyecek olursan:
a)Doku basıncının artÂması lenf akımını arttırır, b) Nefes alma ve nefes verme
ile meydana gelen göğüs içi baÂsıncı da emme-basma tulumba gibi tesir yaÂparak
lenf akımına yardımcı olur, c) İsÂkelet kası faaliyeti ile hem doku basıncı
arÂtar, hem de lenf damarları üzerinde masaj etkisi görülür, lenf akımı bu
gibi fiziki ek-sersizlerle 3-10 misli artar, d) Diyafragmanın kasılması da
büyük karın lenf damarlaÂrını sıkıştırarak lenf akımını arttırır.
Büyük lenf damarlarının lenf sıvısıÂnın tek yönlü
akmasında yardımcı kapakÂlara sahip olduğu da bilinmektedir. Bazı yerlerde ise
bizzat lenf damarlarının bizzat kendileri çeperlerin deki düz adaleler yardıÂmı
ile ve onların kasılması ile lenf akımını arttırırlar.
Harika bir sanat eseri olan insan vücuÂdunda o kadar
mükemmel bir sistemle karşılaşıyoruz ki, her an alarma geçebiliyor, çeşitli
karakollarla tehlikeleri engelleyebiliÂyor. Bu müthiş mekanizmanın işleyişi
karşısında insanın hayret ve tebriklerini teÂsadüflere vermesi veya bu müthiş
oluş karÂşısında akılsız şuursuz maddi sebepleri sanatkâr kabul etmesi hiç
mümkün olabilir mi?
APT II TIM / CyberSun
|