Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Basın Yayın
Basın Yönetmeliği - Basın Yayın - Bilgi Rehberi -
APT II
(Date : 05.07.2008 13:46:43)


Basın Yönetmeliği

Basın Yönetmeliği

 

            Orhan Koloğlu"nun uydurma olduğunu iddia ettiği bir yönetmeliğin varlığını Alpay Kabacalı kabul etmektedir. Yıldız Sarayı"ndan, Mabeyn Başkatibi Tahsin imzasıyla gazetelere gönderildiği iddia edilen yönetmelikteki bazı maddeler şöyle:

1-     Herşeyden önce dünya değer, padişah hazretlerinin sağlığı, ürünün durumu, memlekette ticaret ve sanayinin ilerlemesi üzerine havadis verilecektir

2-     Ahlak bakımından yayınlanmasında sakınca olmadığı Maarif Nazırı Paşa Hazretleri tarafından tasdik edilmedikçe, hiçbir tefrikanın yayınlanmaması

3-     Hepsi bir nüshaya konulmayacak kadar uzun edebiyat ve fen makalelerinin yayımlanmasında "mabadı var" ya da "mabadı yanına" sözcüklerinin kullanılmasına müsaade edilmemesi

4-     Bir makalede beyaz yerler ve noktalarlar geçilen boş yerler bırakılmaması

5-     Şahsiyete kesinlikle meydan verilmeyip vali ya da mutasarrıfın hırsızlık, öldürme ya da çirkin bir suç işlemiş olduğu asla yayımlanmayacak

6-     Ermenistan sözcüğü kullanılmayacak

7-     Yabancı hükümdarlar aleyhine yapılan suikastler, yabancı memleketlerde vuku bulan kargaşalar yazılamayacak

 

 

8-     Bu yönetmelikler gazete sütunlarında bahsedilemeyecek

II. Abdülhamit devrinde çıkarılan bazı nizamnameler ve iradelerle basın özgürlüğü tamamen yok edilmiş, ön sansür uygulanan kitaplar dışarıdan gelen kitaplar ve gazeteler denetim altına alınmıştır. Gazetelerde masum birtakım kelimelerin kullanılması dahi yasaklanmıştır. Burun, yıldız, bomba, anarşi, Girit, grev, hasta, müsevat, suikast, vatan, kargaşalık, istibdat, inkılap, ihtilal, hürriyet gibi kelimeler bunlar arasındadır.

1888 tarihinde çıkarılan matbaalar nizamnamesini geçersiz kılan yeni bir nizamname çıkarılmıştır. Bu yalnız matbaacıları değil, kitap satanları, dizgi yapanları da içine almaktadır. Önceden izin alma koşulu getirdiği için sansür niteliğindedir.

Bu nizamnamenin 19. maddesine göre:

-         Hiçbir matbaa sahibi basacağı kitabı Maarif Nezaretinden ruhsat almadıkça basamaz

-         Basımdan sonra da adedi ve kaç nüsha basıldığını bildiren imzalı bir beyanname ile birlikte İstanbul"da Maarif Nezareti"ne, taşralarda mahalli hükümetlere verir

-         Her türlü resim, tasvir, madalya basıp satanlar da bu kurala uymak zorundadır

-         Basımevinde mürettipler çalışırken kapı yalnızca bir zemberekle kapalı bulunacak, matbaanın yanındaki binalara geçilebilir kapı ve penceresi olmayacak.

Zararlı yayım basanlara, bulunduranlara hatta okuyanlara verilen en hafifi ceza sürgün edilmektir. Ya göstermelik bir mahkeme sonucunda ya da hiç yargılanmadan. Refik Halit Karay buna "tantana gitmek" denildiğini yazıyor, başından geçen bir olayı anlatıyor. Ciltlenmek üzere bıraktığı iki Fransızca kitabı muzır bulan iki hafiye, günlerce kitapların sahiplerini beklemişler. Mücellit onlara sezdirmeden kaşla göz etmese, Refik Halit yakayı ele verecekmiş. Sonra kitapları zararsız bulup gitmişler. Oysa bunlardan birinde Paul Doumer"in çocukların kitabında Cumhuriyetçi olmaları öğütleniyormuş gençlere. Yani saltanat devrinde işlenebilecek en büyük cinayetin propagandası.

Hüseyin Cahit Yalçın, "Türk basınının Abdülhamit zamanıyla ilgili tarihi yazılırken sansür bölümünün önemli bir yer alması gerekir" diyor. Bugünki gençlik ve Abdülhamit zamanında yetişip de gazetecilik yaşamına yaklaşmamış kişilerin bu sansürün şiddeti, dehşeti ve aynı zamanda budalalığı, işkilliği üzerine doğru bir düşünce edinebilmeleri olanaksızdır. Bunu belgeler üzerinde görmedikçe insan anlayamaz. Sansüre gönderilen en önemsiz bir yazının bile ne gibi yıkıntılara uğradığını gösteren sansürcü provalarından ne yazık ki bende yoktur. Eğer eski gazeteler bunları saklamıyorlarsa tarihimizin bu noktası gerçekten karanlıkta kalacaktır.




Derecelendir
Kaynak keditor.com
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS