| Editor Login | Register | ||
| > Bilgi Rehberi > Basın Yayın |
|
|
| II. Meşrutiyet Basını (23 Temmuz 1908) |
. II. Meşrutiyet Basını (23 Temmuz 1908)
Bu dönemin belli başlı gazeteleri İkdam, Sabah, Tercüman - ı Hakikat ve Saadet"tir. Meşrutiyetin aşırı ortamı içinde yeni yeni gazeteler çıkmaya başlamıştır. Gazetelerde özgürlük, eşitlik meşrutiyet kavramlarını içeren ateşli yazılar yayımlanmıştır. Sansür, 24 Temmuz 1908 günü İkdam ve Sabah gazeteleri sahipleri kendi aralarında anlaşarak, gazete provalarını sansüre göndermemişler, gelen sansür memurlarına "Gazeteler hürdür, sansür yasaktır" demelerinden sonra sansür kalkmıştır. Halkın gazetelere rağbeti artmış, bazı gazetelerin tirajları 50 bine kadar yükselmiştir. Halkın istediği genel af basının da isteğiyle kabul edilmiş. Af kanunundan yararlanarak İstanbul"a dönen sürgünler, büyük sevgi gösterileriyle karşılanmışlardır. Ancak gazetecilik hakkında hiçbir fikri olmayanların ayrıca gazete çıkarmaya yeterli sermayeleri dahi bulunmayanların kişisel hınçlarını dile getirmek amacıyla gazete yayımlamaya kaylkıştıkları bu dönemde basın, her türlü frenden yoksun kalmıştır. Yayından evvel kontrol ve muayene kalktığı gibi yayından sonra da hiçbir cezalandırma söz konusu edilmediğinden, o günlerin basın hayatını, tam bir anarşi olarak nitelendirmek daha doğru olacaktır 24 Temmuz 1908 sabahı gazeteler sansürden kurtulmuş, ancak sonsuz bir özgürlük içinde değil. Son 30 yılda, son 300 yılda söylenmemiş şeyleri söyleme hırsına kapılan basın, ilk şokla 31 Mart 1909’da karşılaşmıştır. Derviş Vahdeti adlı bir yobazın kışkırtmasıyla bir kısım halk ve bazı askeri birliklerin katılması ile Sultanahmet Meydanı’nda gösteriler yapılmış. Tanin ve Şurayi Ümmet gazeteleri tahrip ve yağma edilmiş. Bazı nazırlar ve mebuslar öldürülmüştür. Böylece 9 ay süren sonsuz özgürlük ortamı sona ermiştir. Mahmut Şevket Paşa komutasında Selanik’ten gelen Hareket Ordusu ayaklanmayı bastırmış, Derviş Vahdeti ve arkadaşları idam edilmiştir. 31 Mart Olayı’nın bastırılmasından sonra bazı gazeteler kapatılmış basına sansür konulmuştur. 14 Temmuz 1909’da Millet Meclisi’nden Fransız Basın kanunundan örnek alınarak yeni bir basın kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun oldukça özgürlükçü bir kanundan ve 1931 yılına kadar sonradan yapılan bazı değişikliklerle yürürlükte kalmıştır. Daha sonra yapılan değişiklikler özgürlük yönünde olmamıştır. 1909 Basın Kanununun başlıca hükümleri şunlardır: - Gazete çıkarmak için hükümete bir bildiri verilmesi yeterli olup, ruhsat alma zorunluluğu yoktur - Meclislerin ve mahkemelerin gizli oturumlarındaki konuşmaların yayımlanması yasaktır - Kanun ve yönetmeliklerin, hükümetçe resmen açıklanmadan önce gazatelerde yayımlanamayacağı hükme bağlanmıştır - Osmanlı ülkesinde tanınmış dinlerden, mezheplerden ya da unsurlardan herhangi birine yazıyla hakaret suçtur - Vatandaşları suç işlemeye kışkırtan yazıların yayımlanması yasaklanmıştır - Basın yoluyla şantaj yapmak ya da başka türlü çıkar sağlamak suçtur - Asılsız sahte bilgilerle başkaları suçlanamaz - Ahlak kurallarına uymayan yazı ve resim yayımlanamaz - Yayından zarar görenlere cevap hakkı tanınmıştır - Basın yoluyla halkı suç işlemeye kışkırtmalarda, dava sonucunu beklemeden hükümetin güvenliğini korumak amacıyla gazeteyi kapatabileceği hükmü getirilmiştir - Padişaha, meclis üyelerine ve resmi kişilere yazı ile hakaret edenlere hapis cezaları konulmuştur. Anayasada “Matbuat kanun dairesinde serbesttir. Hiçbir veçhile basımdan önce teftiş ve muayene edilemez” hükmüne rağmen bundan sonra zaman zaman gazetelere sansür uygulanmıştır. Kabul edilen 13 maddelik “Matbualar Kanunu” ile de, her Osmanlı vatandaşına basımevi açma hakkı tanınmış, basımevi açabilmek için İstabul’da İçişleri Bakanlığı’na, taşrada valiliklere bir bildiri verilmesi yeterli görülmüştür. Basın Kanunu’nun yürürlüğe girmesine rağmen, ülkedeki askeri yönetimin uyguladığı basın sansürü, 1912 yılına kadar sürmüştür. Aynı yıl sansürün kaldırılması kısa olmuş 22 Ocak 1913 tarihinde İttihat ve Terakki yanlısı subayların gerçekleştirdikleri “Bab – ı Ali Baskını” sonrası Kamil Paşa sadrazamlıktan düşünce , oluşturulan yeni hükümet tarafından yine basına sansür konulmuştur. Sansür, İttihat ve Terakki Partisi ileri gelenlerinin, I. Dünya Savaşı yenilgisi sonrası yurtdışına kaçmaları üzerine kaldırılmıştır.72 Söz konusu yasa, yapılan 15 kadar değişiklikle, 8 ağustos 1931 tarihine kadar, 22 yıl yürürlükte kalmıştır. Bu değişikliklerden başlıcaları şunlardır: 1 – 3 Mart 1912 tarihli geçici kanunla, siyasal gazete imtiyazı almak için İstanbul’da 500, taşrada 200 lira depozito yatırılması, askerlerin yazı yazmalarının yasaklanması hükme bağlanmıştır. 2 – 16 Şubat 1913 tarihli geçici kanunla, ahlak kurallarına aykırı yazı ve resimlerin yasaklanıp toplatılması kabul edilmiştir. 3 – 9 Mart 1913 tarihli geçici kanunla mebusların Ayan Meclisi üyelerinin gazete sorumlu müdürü olmaları yasaklanmış ve gazete satıcılarının polisten belge almaları zorunluluğu kabul edilmiştir. 4 – 9 Kasım tarihli geçici kanunla, devletin iç ve dış güvenliğini bozabilecek biçimde yayın yapan gazetelerin, bakanlar kurulu kararıyla kapatılabilmesi öngörülmüştür. 5 – 25 Ağustos 1914 tarihli geçici kanunla, askeri sansür memurlarının izni olmadan, ordu hareketiyle ilgili haberlerin yazılmaması hükme bağlanmıştır. 6 – 5 Şubat 1919 tarihli kararnameyle, sıkıyönetim bölgelerinde sansür kurulunun izni olmadan yayınlanmaması öngörülmüştür. 7 – 5 Ağustos 1920 tarihli kararnameyle, iç güvenlik ve dış ilişkilerle belge yayınlanmaması kabul edilmiştir 8 – 19 Ekim 1921 tarihli kararname ile Kur’an ayetlerinin ve hadislerin hiçbirinin basılmaması kararlaştırılmıştır. |
|
| Bağlantılar: bilgininefendisi.net |
| Open Source Document Project | AUP&TOS |