| Editor Login | Register | ||
| > Basın > Seçilmiş Köşe Yazıları |
|
|
| Kaderin sırrı bilinmezliğinde gizlidir |
İnsanın kaderi gibi, coğrafyanın da kaderi vardır. Türk toplumunu yoğuran, Anadolu toprağının kaderi de insanının kaderi gibi, büyük yükseliş ve büyük düşüşlerle doludur. Kötülük peşinde koşanların sayısı, iyilik peşinde koşanları aşarsa, toprağa damla damla düşen kötülükler, önce yağmur, sonra sel olur, bütün bir toplum, çırpına çırpına sele kapılmaktan kurtulamaz. Ancak hem insanların, hem de toplumların, kaderlerinden kaçmaları da mümkün değildir. Merkezinde Anadolu"nun yer aldığı coğrafyanın acılarla dolu, inişli çıkışlı gizemli bir kaderi olmuştur. İnsanlık varoldukça, insan ve coğrafyayla birlikte, toplumların da kaderi tartışılacaktır. Ekonomik, siyasal ve kültürel varoluşun yasaları vardır. İnananlar varoluşun sırlarını, Allah"ın denizlerin mürekkep, ağaçların kalem olmasıyla bile, yazılamayacak bilgisinde ararlar. Canlı, cansız, bütün varlıkların, her yer ve zamanda, varoluşun bütününe ilişkin gelişmeler, eksiksiz ve kusursuz biçimde, Allah tarafından bilinir. Kader varoluşun yasalarının, Allah"ın sınırsız bilgisiyle açıklanmasıdır. Dünyanın nereden gelip, nereye gittiğini, Allah en küçük ayrıntısına kadar bilir. Ancak insanlar kendileriyle birlikte toplumlarının ve coğrafyalarının geleceğinin nerede, nasıl olacağını bilemezler. İnsanların geleceğe ilişkin bildikleri tek gerçek, geleceği kesin olarak bilemeyecekleridir. Batılı düşünür Martin Heidegger"in, Ergun Göze"nin çevirdiği bir konuşmasında vurguladığı gibi: “Kimse ileride ne olacağımızı şimdiden göremez. Kimse ileride ne düşüneceğimizi şimdiden bilemez.” Türk dünyasının büyük romancısı Cengiz Aytmatov, “Dağlar Devrildiğinde” isimli romanında, kaderi “Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan” gerçek olarak açıklar. İnsanlar gibi, toplumlar ve coğrafyalar kaderlerini yaşarlar. Kaderler yaşanılırken öğrenilirler, öğrenilirken yaşanırlar. Bütün insanlığın anne ve babası olan, Adem ve Havva"dan beri, kader, dünyaya gelen herkesin, en önemli gerçeği ve en büyük sırrı olmaya devam etmektedir. Kaderin sır olması da bir kaderdir. İlk insandan beri, insanlık tarihi boyunca, her yıl, her ay, her hafta, her gün, her saat, her dakika sır olan kader, herkes için, Kıyamet"e kadar gizemini koruyacaktır. İnsanın, toplumun, coğrafyanın alnına yazılan ne varsa, önceden okunmaz. Alınyazısı yaşanmadan bilinmez. İnsanların, toplumların, coğrafyaların kaderleri, önceden görülmezler. Kader sorgulanmaz, kaderi sorgulamaya kalkanlar, onun sırrını keşfedemedikleri gibi, o sırrın derinliklerinde yok olup giderler. Kadere başkaldıranlar, kadere değil, kendilerine başkaldırırlar. İnsanın önceden okuyamadığı kaderini Allah"ın okuması, insanı sorumluluktan kurtarmaz. Necip Fazıl, “Bir Adam Yaratmak” oyununda kaderi, enine boyuna tartışır. Sezai Karakoç, “Kader” başlıklı denemesinde, ölümü, “insanı, alınyazısının kayalarının önüne götürüp bırakan dev dalgalı bir deniz”e benzetir. İnsanlar, toplumlar, coğrafyalar kaderlerini önceden okuyamadıkları için, herkes iyilik, güzellik ve doğruluk peşinde koşmak zorundadır. Kader olandır, olanda iyilik, güzellik ve doğruluk vardır. Kader dev dalgalı bilinmezlik deniziyle savaşmaktır |
|
| Bağlantılar: bilgininefendisi.net |
| Open Source Document Project | AUP&TOS |