Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Bankacılık
I. Global Sosyo-Ekonomik Dönüşümlerin Kısa Tarihi - Bankacılık - Bilgi Rehberi -
APT II
(Date : 27.06.2008 19:13:12)


I. Global Sosyo-Ekonomik Dönüşümlerin Kısa Tarihi


Tarih boyunca ortaya çıkan global sosyo-ekonomik dönüşümler, farklı perspektiflerle değişik biçimlerde kategorize edilmektedir. Bilgi ve teknoloji kavramları çerçevesinde temel tercihimiz, avcı-toplayıcı/ göçebe toplum, yerleşik tarım toplumu, sanayi toplumu ve sanayi-ötesi toplum (hizmet ve bilgi/bilişim toplumu) kategorizasyonu formunda kristalleşse de, diğer dönemleştirme önerilerine kısaca değineceğiz.

Yapısal değişim  çerçevesinde sosyo-ekonomik gelişme evrelerini, Friedrich List, toplayıcılık, avcılık ve balıkçılık, çiftçilik, ticaret, küçük sanayi ve endüstri biçiminde ortaya koyarken, K. Marx, ilkel komünizm-kölelik çağı-feodalizm-kapitalizm-sosyalizm ve komünizm sürecinden söz etmektedir. Saptamaları ve yöntemi kalkınma teorisi bağlamında çok tartışılan Walt W. Rostow, tarihsel veriler kullanarak, her toplumun birbirini izleyen şu beş aşamadan geçeceğini ileri sürmektedir: geleneksel toplum, kalkışa hazırlık evresi, kalkış, olgunluğa geçiş dönemi ve nihayet yüksek tüketim aşaması. Bu çalışmanın hipotezine benzer bir önerme ile B.Hildebrand, ekonomik gelişmeye paralel olarak mübadele araçlarının doğrudan takas, para ve krediler (senet, tahvil, çek) biçiminde değiştiğini ifade etmektedir.

Sanayi sonrası toplumun özellikleri, 1960’lardan itibaren her görüşten araştırmacının ilgi alanında olmaya başlamıştır. Bilgi çağı ve bilgi toplumu ile ilgili analizlerde, genelde, tarihsel süreçte benzer özellikler taşıyan dönemleri “dalgalar” şeklinde adlandırma yoluna gidilmiştir.

Kontradiev’in ekonomik canlılık-durgunluk-tekrar canlılık içeren “uzun dalga kuramı” bağlamında, sanayi devriminden günümüze, her biri yaklaşık elli yıldan oluşan dört dalga saptanabilir.  Bunlar, 1770-1830 arasında erken mekanizasyon, 1830-1880 yıllarını kapsayan buhar gücü-demiryolu/ulaşım avantajları, 1880-1940 döneminde elektrik-ağır sanayi ve 1940-1980 yılları arasındaki kitle üretimi dönemleridir. Günümüzde, daha esnek üretim modelleri ve talep yapısı ile kitle üretimi döneminden ayrışan “beşinci dalga” yaşanmaktadır. 1980’lerde mikroelektronik alanındaki gelişmelerle yükselmeye başlayan beşinci dalga döneminin geleceği bilişim ve iletişim teknolojilerinde yatmaktadır.

Uzun dalga kuramı, daha çok, sanayi devriminin incelenmesi ve geleceğe yönelik tahminde kullanılırken B. Jones ve A. Toffler, tarım, sanayi ve sanayi-sonrası gibi daha genel kategorilere başvurmaktadırlar.  Dalga kuramından sanayi ve bilgi toplumuna uyarlamalarıyla dikkat çeken Toffler, tarih boyunca iki önemli dönüşümün gerçekleştiğini ve halen üçüncü dönüşümün (üçüncü dalga) yaşanmakta olduğunu belirtmektedir. Bu yaklaşıma göre, belli hıza sahip bir değişiklik dalgası olarak ilk dönüşüm tarım ve ikincisi sanayi devrimiyle şekillenmiştir.

Birinci dalga öncesinde insanlığın büyük bölümü, göçebe topluluklar halinde yaşamakta; avlanma, doğada hazır besin maddelerini toplama, hayvancılık türü faaliyetlerle geçinmekteydiler. 10 000 yıl kadar önce gerçekleşen avcılık-toplayıcılıktan yerleşik tarıma geçiş, daha sonraki maddi gelişime kaynaklık edecek bilgi birikimi yanında sosyo-ekonomik gelişimi  hızlandırdı.

Birinci dalga hızını korurken, Avrupa’da, ikinci büyük değişiklikler dalgasını doğuran Sanayi Devrimi başlamıştır. Sanayileşme süreci ülkeler arasında çok daha hızlı yayılmıştır. Birlikte var olan bu iki dalgadan birincisi, birkaç küçük alan dışında durulurken Avrupa, Kuzey Amerika ve Uzakdoğu’yu  yeniden şekillendiren ikinci dalga, kalkınma çabaları eşliğinde yayılmaya devam etmektedir.

II. Dalganın zirve yaptığı 1950’lerde, önce ABD’nde güç toplayan, zamanla diğer sanayileşmiş ülkelere yayılan ve her şeyi etkisi altına alan bir Üçüncü Dalga başlamıştır. 

P. Drucker, bu yeni dalga ile oluşan yapıyı, “kapitalist-ötesi toplum” olarak adlandırmaktadır. Ona göre, yeni toplumun temel ekonomik kaynağı, klasik üretim faktörleri değil, bilgi olacaktır. Sanayi toplumunda, emek, sermaye, doğal kaynaklar ile kitle üretimi ve tam zamanlı çalışma esas iken üçüncü dalga sosyo-ekonomik yapısında bilgi, imaj, kültür yanında, esnek teknoloji/istihdam, sürekli yenilik ve ürün esnekliği sonucunda artan bireyselleşme, “bilgi işçiliği” ve yaratıcı emek önem kazanmaktadır. Altyapı yatımları ikinci dalga ekonomilerinde ulaşım ağırlıklı iken üçüncü dalga ekonomilerinde iletişime kaymaktadır. Sosyopolitik arenada aşırı kentleşme, büyük ve güçlü devlet, yerini mekansal yayılım, küçük ve etkin devlete bırakmaktadır.

1960’lardan itibaren, ABD ve Japonya gibi ileri sanayileşmiş ülkelerde yaşanan köklü değişimi yansıtmak üzere, post-modern toplum, sanayi-sonrası toplum, kapitalist-ötesi toplum, teknokratik çağ, bilgi toplumu, bilişim toplumu, hizmet toplumu gibi çok sayıda adlandırma önerisi geliştirilmiş; yeni yüzyıla girerken, özellikle bilişim ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme, digital ekonomi ve tekonomi nitelemelerini haklılaştırsa da “yeni ekonomi” kavramı genel kabul görmüştür.

Kalkınma ekonomisi literatüründe, bir ekonomik yapı, birincisi tarım, ikincisi imalat ve sanayi ve üçüncüsü hizmetler olmak üzere üç sektörün bileşimi şeklinde mütalaa edilir. Kalkınma sürecinde, tarımın yerini sanayi ve hizmet sektörleri almakta; bilim ve teknolojinin başat rol oynadığı sanayi yapısının dönüşümüyle bilgi toplumu ortaya çıkmaktadır.

Bilgi toplumu, üretim, istihdam ve dış ticarette bilişimin yüksek pay taşıdığı, bilgi kullanım ve uygulamalarının ekonomide etkili olduğu toplumdur. Mesela 1980 yılında, ABD’nde işgücünün sadece  % 3’ü tarım kesiminde çalışırken % 76’sı hizmet ve bilişim alanında istihdam ediliyordu; yeni kurulan işyerlerinin  % 80’den fazlası bilişim ve hizmet sektöründe faaliyet gösteriyordu. ABD yanında birçok Avrupa ülkesi, Kanada ve Japonya’da da karşımıza çıkan ve bilgi toplumu trendi olarak nitelenen bu süreçte, üretim yapısı (maldan hizmete), iş nitelikleri (teknik-profesyonel ve bilgi üretenler lehine) ve teknolojide (mikroelektronik, yarı-iletkenler, telekomünikasyon gibi bilgi toplayan ve ileten enstrümanlara doğru) değişim hızlanmaktadır. Kesin bir tarih vermek zor olsa da, ABD’nde  ilk defa beyaz yakalı çalışan sayısının mavi yakalıları aştığı 1957 yılı, bilgi çağının başlangıcı olarak kabul edilir.

Bilgi toplumunu belirleyen temel unsurları şu şekilde özetlemek mümkündür:

Ekonomik yapıdaki dönüşüm: Daha önce hizmet sektörü, mal üretimine yardımcı konumunda iken bilgi toplumunda, eğitim, sağlık gibi beşeri hizmetler ve bilgisayar, sistem analizi, yazılım ve araştırma-geliştirme yoğunluk kazanmaktadır. Telefon, televizyon, kablolu yayın, bilgisayar gibi mikroelektronik-iletişim sanayii ile bilgileri toplama, saklama, iletme olanaklarını geliştiren yazılım sektörü, bilgi toplumuna doğru yapısal dönüşümde önemli rol oynamıştır.İstihdamın dönüşümü: Sanayi toplumunda yarı-vasıflı işçiler ağırlıkta iken bilgi toplumunda, Drucker’ın “bilgi işçisi” olarak nitelediği teknisyenler, mühendisler, öğretmenler ve bilim adamları sayıca artmıştır.Bilginin artan rolü: Tarım toplumunda toprak ve emek, sanayi toplumunda sermaye faktörü merkezi role sahipken bilgi toplumunda stratejik bir kaynak, ekonomik büyüme modellerinin üzerine dayandığı bir “üretim faktörü” olarak bilgi, ön plana çıkmaktadır.Bilişim teknolojisi: Enerji teknolojilerinin sınai gelişimi sürüklemesine benzer biçimde, bilgi toplumu, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerle şekillenmektedir. İletişim ve bilgisayar teknolojileri, işgücünün niteliğini, verimliliği, rekabet gücünü ve ürün yelpazesini etkileyerek sosyo-ekonomik yapıyı dönüştürmektedir.

Bilgi toplumunda, yoğun bilişim temelli işler yaygınlık kazanırken, bilişim teknolojileri asıl fonksiyonlarını icra platformu bulmakta; daktilo, hesap makinesi, ansiklopedi rolünde bilgisayar yerine birbirine bağlanmış koordinasyon amaçlı sistemler ağırlık kazanmaktadır. Koordinasyon teknolojileri, bir yandan küçük işletmeler dönemini geri getirirken, öte yandan küreselleşme boyutunda uluslararası ekonomik bütünleşmeye teknik altyapı desteği sunmaktadır. Bu trendin en net yansıması, para ve finans piyasalarında gözlenmektedir. Para ve finans işlemleri için (anti-liberal politikalar uygulanmadıkça) zaman ve mekan sınırları önemini yitirmektedir: 7/24 notasyonu, bu işlemlerin her zaman yapılabilirliğini  sembolize ederken, kredi kartları, başka fonksiyonlarına ilaveten ulusal paraları dönüştürme sorununu çözen bir “uluslarüstü-para” niteliği taşıyabilmektedir.   

Arş.Gör.Ayhan Orhan
Yrd.Doç.Dr.Yusuf Bayraktutan













Derecelendir
Kaynak http://www.bilgiyonetimi.org/cm/pages/mkl_gos.php?nt=148
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS