Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Bankacılık
Bankacılık Sistemi Ve Bankaların Para Yaratma Süreci - Bankacılık - Bilgi Rehberi -
APT II
(Relased 01.07.2008 12:18:02)


Bankacılık Sistemi Ve Bankaların Para Yaratma Süreci


Bir ekonomik sistemde bankaların üstlendikleri fonksiyonlar ve buna uygun olarak bankaların faaliyet alanları çok çeşitli olabilir. Bazı bankalar temel olarak işletmelere hizmet sunarken tek tek bireylerle çok az ilişkileri olabilir. Bazı bankalar ise tüketicilerden mevduat toplamak ve onlara kredi vermek amacıyla faaliyet gösterebilirler. Faaliyet alanlarının çok çeşitli olması nedeniyle, banka faaliyetleri hakkında genelleme yapmak zor olmasına karşın, bu konuda temel bazı tespitler yapmak ve bazı ilkeler koymak mümkündür.

Bankalar,
genellikle, halktan topladıkları mevduatı hem şirketlere hem de kişilere kredi olarak veren, menkul kıymetlere (özellikle kamu kesimi tarafından çıkarılan tahvillere) yatırım yapan kuruluşlardır. Bankalar bu işlemleri yürütürken hedefleri de elde edilen kârı en yüksek düzeye çıkartmaktır. Bankalar söz konusu kârı otomobil veya çelik gibi bir mal satarak değil, borç verme, yatırım yapma, çekleri ödeme ve kayıt tutma gibi çeşitli hizmetleri sunarak elde etmektedirler. Bankalar bu faaliyetleri sürdürerek mevduat sahiplerine ödediklerinden daha fazla faiz elde etmeye çalışarak kârlı duruma geçerler. Örneğin, bir banka açtığı krediler karşılığında yüzde 50 faiz isterken, mevduatlara yüzde 30 faiz ödüyorsa, yüzde 20"lik bir farkla masraflarını karşılamakta ve bir miktar kâr elde etmektedir.

Bankalar verdikleri krediler ve yaptıkları yatırımlardan elde edecekleri getiriyi, verdikleri kredinin ve yaptıkları yatırımın güvenli olması ile dengelemek zorundadırlar. Banka, ne kadar yüksek bir faiz oranından kredi verir veya yatırım yaparsa kârı da o kadar yüksek olacaktır. Ancak normalin üzerinde getirişi olan kredi ve yatırımlar daha fazla risk taşırlar, yani bunların geri ödenmemesi olasılığı da yüksektir. Bankalar mevduat sahiplerinin paralarını ödünç olarak verdikleri için, açtıkları kredilerden ve yaptıkları yatırımlardan kaynaklanan riski sınırlamak zorundadırlar. Aksi takdirde iflasa sürüklenme olasılığı yüksek olacaktır. Bu nedenle, bankaların nasıl çalıştıklarının anlaşılması özel bir önem taşımaktadır.

Bankacılık sektöründe yönetilmesi gereken risk sadece faiz riski değildir. Bankalar kuru riski, alacak riski, likide riski gibi kârlılığı ters yönde etkileyen diğer risklerin yönetimine de özen göstermek zorundadırlar. Bu nedenle, bankacılık risk yönetme san: utarak da tanımlanabilir.

Bir Bankanın Bilançosu

Bir bankanın nasıl çalıştığını anlamanın en iyi yolu bu bankanın bilançosunu incelemektir. Bilançonun sol tarafına göre bankanın aktifleri toplamı 25trilyon liradır. Aktifler arasında yer alan en büyük kalem krediler kalemidir ve bankanın şirketlere ve kişilere kullandırdığı kredilerden oluşmaktadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi, ödünç para verme bankaların temel fonksiyonlarından birisidir.

Bilançonun sağ tarafı ise bankanın toplam yükümlülüklerinin 24 trilyon lira, net sermayesinin ise 1 trilyon lira olduğunu göstermektedir. Banka borçlarının büyük bir kısmı mevduat sahiplerine olan borçlan ifade etmektedir. Hatırlarsanız, bankanın temel fonksiyonlarından bir tanesi de mevduat toplamak idi.

Bir banka bilançosunun gösterdiği önemli bir gerçeğe dikkatinizi çekmek isteriz. Banka pasiflerinin, yani bankanın borçlarının oldukça büyük bir bölümü alacaklının istemesi durumunda hemen ödenmesi gereken türden vadesiz borçlardan meydana gelmektedir. Örneğin, yukarıda verilen bilançoda vadesiz mevduat sahiplerinin tümü birden aynı anda paralarını bankadan çekmek isteseler, çekilecek miktar toplam banka borçlarının yaklaşık 1/3"nü oluşturmaktadır. Şüphesiz, herkesin aynı anda tüm parasını bankadan çekmek istemesi olasılığı oldukça düşüktür. Aksine, bir günde bazı mevduat sahipleri paralarını bankadan çekerken, bazıları da bankaya para yatırmaktadır. Mevduat sahiplerinin büyük bir kısmı ise mevduatlarına dokunmamaktadır. Bu yüzden banka toplam vadesiz mevduat borcundan çok daha küçük miktarda nakit veya nakde kolayca dönüştürülebilen varlıklarla o gün parasını çekmek isteyenlerin talebini karşılayabilmektedir. Örneğin, yukarıda bilançosu verilen temsili bankanın elinde bulunan nakit (ve nakde kolayca dönüştürülebilen merkez bankasında ve diğer bankalarda bulunan vadesiz mevduatlar) para, bankanın vadesiz mevduat şeklindeki borçlarının ancak yarısını karşılayabilecek düzeydedir. Bankaların kasalarında bulunan nakit ve merkez bankasında ve diğer bankalarda tuttukları vadesiz mevduatların toplamına rezervler adı verilmektedir.

Bankanın elinde bulunan rezervler, bankanın toplam mevduat borçları ile karşılaştırıldığında oldukça düşüktür. Bu size oldukça tehlikeli gelebilir. Bu bankada paranız olsaydı belki de hemen çekip, mevduat şeklindeki borçlarına eşit miktarda rezerv bulunduran bir başka bankaya yatırmak isterdiniz. Ne yazık ki bunu yapmanız mümkün olmazdı. Zira bütün bankalar mevduat borçlarından çok daha düşük miktarda bir parayı ellerinde rezerv olarak tutarlar. Bu çalışma yöntemi kısmi rezerv bankacılığı olarak adlandırılmaktadır. Daha sonra göreceğimiz gibi, bu davranış son derece mantıklı bir bankacılık uygulamasıdır.

Kısmi Rezerv Bankacılığı ve Zorunlu Rezervler

Rezerv bankacılığının önemini kavrayabilmek için iki örnek durumu karşılaştıralım. Bunlardan birincisinde banka mevduatlarına eşit miktarda rezerv bulundurmakta, diğerinde ise daha az rezerv tutmaktadır. X ve Y bankası olarak adlandırdığımız bu iki bankanın durumunu karşılaştırabilmek açısından her ikisinin de aynı miktarda mevduata ve sermayeye sahip oldukları kabul edilerek, basitleştirilmiş bilançoları Tablo"da verilmektedir. X bankasına ait bilanço incelendiğinde, bankanın vereceği krediler ve yapacağı yatırımların tamamıyla banka sahiplerinin koyduğu paralarla gerçekleştirilebileceği görülmektedir. Nitekim bilançoya göre bankanın açtığı krediler ve yaptığı yatırımların toplamı bankanın net sermayesine eşit durumdadır. Buna göre bankanın açtığı kredilerden birisi geri ödenmezse veya yapılan yatırımların bir tanesinden para kaybedilirse, ortaya çıkan zararın tamamı banka sahipleri tarafından üstlenilecektir. Bu banka bilançosuna göre, bankaya yatırdıkları mevduatın her lirası rezerv olarak tutulduğu için mevduat sahipleri mutlak anlamda korunmaktadırlar.

Şimdi de kısmi rezerv bankacılığı yapan Y bankasının bilançosuna bakalım. Y bankasının bilançosuna göre, bankanın verdiği kredilerin ve yaptığı yatırımların büyük bir kısmı bankaya mevduat yatıran müşterilerin paralarıyla gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle bankaya yatırılan mevduat miktarı 2 trilyon lira iken, rezervler sadece 0.4 trilyon liradır. Kalan 1.6 trilyon lira ise, basit örneğimizde banka sadece iki tür aktife (rezervler ve krediler) sahip olduğu için, kredi olarak verilmiştir. Böylece, X bankası riskin tamamını banka sahiplerine yüklerken, Y bankası riskin bir kısmını banka sahipleri üzerinde bırakmış, bir kısmını ise mevduat sahiplerine aktarmıştır.

Bankacılık tarihi yukarıda ele alman ilk örnekten ikinci örneğe geçişin öyküsüdür. Tarihteki bankalar, mevduatlara eşit miktarda rezerv tutan kurumlardı ve bu bankalar halkın altınlarının saklandığı yerler durumunda idi. Zaman içerisinde bankalar mutlak rezerv bankacılığından kısmi rezerv bankacılığı uygulamasına doğru kaymışlardır. Bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini görebilmek oldukça kolaydır. Diyelim ki yukarıda verdiğimiz ilk örnektekine benzer bir bankaya sahipsiniz. Bir müddet sonra göreceksiniz ki müşteriler size olan güvenleri nedeniyle yatırdıkları parayı hemen geri istememektedirler. Er ya da geç elinizdeki atıl duran parayı isteyenlere ödünç olarak vererek faiz geliri elde etmenin daha akılcı bir yol olduğunu fark edecek ve bu durumun mevduat sahipleri açısından sakınca doğurmadığını göreceksiniz. Sizin bankanız ve diğer bankalar bunu ortak bir uygulama haline getirdiklerinde ise kısmi rezerv bankacılığına geçilmiş olacaktır.

Bu sistemi birkaç açıdan savunmak mümkündür. İlk olarak, hiçbir mevduat sahibi parasını kaybetmemekte veya zarara uğramamaktadır, ikinci olarak, kredilerden elde edilen faiz geliri ile mevduat sahiplerine de bir miktar faiz ödenebilir. Bu yüzden bankaya yatırılan mevduatın tamamını rezerv olarak tutmayıp kredi vermenin mevduat sahiplerinin yararına olduğu savunulabilir. Üçüncü olarak, bankaya yatırılan mevduatın kredi olarak verilmesi ile topluma ve ekonomiye yararlı bir iş yapıldığı da savunulabilir. Zira çoğu durumda şirketler ancak borçlanarak verimli yatırımlar yapabilmektedirler. Mevduat sahiplerinin parasını bu şirketlere ödünç olarak vererek verimli yatırımların gerçekleştirilmesi sağlanabilir.
Yukarıda sıraladığımız türden gerekçeler toplumun kısmi rezerv bankacılığına geçişe olanak tanımasına neden olmuştur. Buna göre kısmi rezerv bankacılığı, bankaların mevduatlarından daha düşük bir miktarda bir parayı rezerv olarak bulundurdukları bankacılık sistemi olarak tanımlanabilir. Bu durumda aklımıza şu soru gelmelidir: Bankaların tutacakları rezerv miktarını belirleyen faktör nedir? Örneğin, Tablo"da verilen örnek banka toplam mevduat borçlarının yaklaşık yüzde 20"si kadar bir miktarı nakit ve nakde kolayca çevrilebilen aktifler olarak elde tutmaktadır. Mevduat sahipleri arasında bir panik olmadığı sürece, örnekteki banka rezerv olarak elinde daha az para tutabilir ve bunları da kredi olarak vererek daha fazla faiz geliri elde ederek kârını arttırabilir. Bankaların elinde bulunan rezerv miktarını belirleyen en önemli faktör, ülkede bankacılık sistemini düzenleyen yasalardır. Merkez bankaları ticari bankaları mevduatların belirli bir oranını rezerv olarak tutmaya mecbur etmiştir. Zorunlu rezerv oranı denilen bu rezerv oranı mevduatın türüne göre değişebilmekte ve her ülkede farklı uygulama özellikleri gösterebilmektedir.

Merkez bankalarının ticari bankaları yasalar gereği bu tür bir zorunlu rezerv uygulamasına tabi tutmalarının nedenini bankaların emniyetini sağlamak olarak düşünebilirsiniz. Bankacılığın ilk dönemleri için bu düşünceniz doğru olabilir. Ancak günümüz koşullarında bu görüş çok fazla anlamlı değildir. Zira zorunlu rezerv uygulamasının amacı zaman içerisinde değişerek, bankaların emniyetini sağlamaktan ziyade ülkedeki para miktarını kontrol etme amacına yönelmiştir.

 




Derecelendir
Kaynak http://www.bakterim.com/ekonomi/73135-bankacilik-sistemi-ve-bankalarin-para-yaratma-sureci.html
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS