Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Spor
Yüklemlemede Yarışma Sonuçları - Spor - Bilgi Rehberi -
APT II
(Date : 27.06.2008 16:01:40)


Yüklemlemede Yarışma Sonuçları

Müsabaka sonrasında, sporcular önceki olay ve onun sonuçları ile ilgili düşüncelerini toparlarlar. Aynı zamanda performanslarının kalitesini de yansıtırlar. Tabii ki antrenörler de aynı düşünce aşamalarının içerisindedirler; fakat bir farkla, onlar genelde yarışma ve performans sonucunun nedenlerini belirlemede sporculara göre daha önemli role sahiptirler. Eğer antrenörlerin buradaki kazanma yada kaybetmeyi sonuçlandırabilmesi, sporcuların yüksek güç ve yüksek yeteneği veya düşük güç ve yeteneğinin nedeni ise ayrı ayrı her katılımcı yarışmayı bir şekilde değerlendireceklerdir. Her ne kadar, kazanmak yada kaybetmek “şanslı (şanssız) bir ara” diye nitelendirilse de eğer diğer takım yada rakip zayıf yada güçlü olarak nitelendirildiğinde yada görev çok zor yada kolay olarak gösterildiğinde, oyuncular farklı bir anlamlandırmada bulunuyorlarsa, denilebilir ki “yanılmak insana özgüdür; buna inan kişi de çok daha fazla insandır.” ve bu sporda da görülür.

Mechikoff ve Kozar’a göre, belki de spor da en son arzulanan durum kaybetmenin gıpta edilmeyen ve çaresiz durumudur. Bu kesin doğru değildir. Her ne kadar kaybetme sporcular tarafından yıkıcı ve negatif şekilde anlamlandırılsa da birçok başarılı antrenör, niçin kendi takımının kaybettiğinin değerlendirilmesinin her takım üyesi için kritik bir öneme sahip olduğunu iddia etmektedir (Anshel, 1994). Nihayetinde antrenör, iyi ve kötü performansın dürüst ve doğru olarak değerlendirmelerini yapmaktan sorumlu. Böylece sonucun nedenlerinin objektif ve doğru olarak ortaya çıkarılabilir. Bu şekilde, takım üyeleri başarısız girişimlerde bulunma sorumluluğunu almak yerine hatalarından öğrenebilir ve enerjilerini öğrenmeye, gelişmeye ve bir sonraki yarışmaya hazırlanmaya yönlendirebilirler.

Kuramsal Temelleri

Sporda nedensel yüklemlemenin yapılmasının kuramsal temeli insanların (antrenörler, oyuncular, ebeveynler, seyirci, medya) kazanma ve kaybetme veya başarı ve başarısızlığın muhtemel sonuçları ile ilgili düşünceleridir.

Psikolog Bernard Weiner ve Arkadaşları, (1971) kişilerin başarı ve başarısızlığı dört kategori altında anladığını ve açıkladığını öne sürmüşlerdir. Bunlar: yetenek, işin güçlüğü, çaba ve şanstır. Weiner’ın önceki yüklemleme modelinin düzeltmesi, başarılı sonucun bireysel anlamlandırılmasındaki açıklamalarıyla, daha ayrıntılı ve gerçekçidir. Bu açıklamalar ve anlamlandırmalar nedensel yüklemlemeler olarak adlandırılır.

Roberts’a (1984) göre, burada önemli olan bu açıklamaların içeriğinin genelde sporcuların gelecekteki motivasyonunu ve onların performans etkinliğini etkilemektir. Örneğin, araştırmalar göstermiştir ki oyunculardan yeteneklerinin azlığından hata yaptıklarını söyleyenlerde, takımdan ayrılma, hatalarını işin zorluğuna, az çaba harcamaya veya şansızlığa bağlayanlara göre daha fazla görülmektedir (Anshel, 1994).

Şekil 1’de de gösterildiği gibi dört açıklama iki boyutta sınıflandırılmaktadır. Bunlar, istikrarlılık ve kontrol odağıdır.

Şekil 1 Yüklemleme modeli performans sonucu için dört açıklamaya dayanır.

İstikrarlılık

İstikrarlılık, yüklemlemenin durumdan duruma değişen işlevidir. İstikrarlı olan etmenler yetenek ve işin güçlüğüdür. Bunlar nispeten tutarlıdır; kişinin yeteneği verilen görev yada sonuç için ya bulunmaktadır yada bulunmamaktadır. Aynı zamanda işin güçlüğü de çok hızlı değişemeye meyilli değildir. Doğru ve uzun çalışma ve beceri gelişimi performansı arttırır ve işin güçlüğünü azaltır. Fakat istikrarlılık boyutunda bulunan istikrarlı yüklemlemeler (yetenek ve işin güçlüğü) istikrarlı olmayanlardan (çaba ve şans) daha yordanabilirdir. Bir kişi belli bir süre yüksek veya düşük çaba göstermek veya şanslı yada şanssız olmak isteyebilirken, yüksek veya düşük yetenek veya eldeki işi duruma göre zor veya kolay algılamaları daha uzun süreli olacaktır. (Anshel, 1994)

Kontrol Odağı

İlk defa Rotter (1966) tarafından, anlaşılır hale getirilen kontrol odağı, kapsamı kişinin (a) kendi performansından sorumluluk hissetmesi ve (b) performans sonucuyla takviye edilmesi olarak açıklar. Asıl konu, performanslarının sonuçlarını kendi kontrolleri altında gibi kavrayan bireyleri kapsamaktadır. Bu duyguların farklı durumlar boyunca daim olduğu görülür ve bu yüzden kişilik özelliği olarak değerlendirilmektedir. Rotter ve arkadaşları, (1961) geliştirdiği çift seçenekli yirmi kadar soru kapsayan bir ölçekle (I-E ölçeği) insanları dış denetimli ve iç denetimli mizaç olmak üzere iki sınıf altında gruplandırmıştır. (Bilgin, 1995)

Dış denetimli kişiler nispeten hayatlarındaki kontrol dışı olayları algılarlar (algılama gerçeğe dayanabilir veya dayanmayabilir.) sonuç olarak, olumlu deneyimler (örneğin başarılı sportif performans) iç denetimli kişilerle kıyaslandığında dış denetimli kişiler için nispeten biraz takviye değeri içerir. İç denetimli kişiler, başka bir açıdan bakıldığında, kendi deneyimlerinin, hareketlerine yüklemlenebilir olduğuna inanmaya eğilimlidirler. Bundan dolayı sporcuların iç denetimli veya dış denetimli mizaçlı olmaları, kendi başarı veya başarısızlıklarından ötürü sorumluluk hissedip hissetmeyeceklerini yordamaktadır. Erkekler ve bayanlar nedensel yüklemlemeler yaparken genelde farklıdırlar ve özellikle de kontrol edebilme düzeyi özelliğinde.

Weiner’ın Yüklemleme Modeli

Weiner’ın kuramı belirli bir ortamda bir işin yapılmasın konusundaki yğklemlemelerle ilgilidir ve özellikle, başarı ve başarısızlık hakkındaki açıklamaları dikkate almaktadır (Bilgin, 1995). Weiner’ın modelinin kuramsal iskeleti, niçin özellikle performans sonucu sorusunun nedenlerini bulmak için yapılan bireysel araştırmalardır. Onun önceki modelinde, Weiner ve arkadaşları (1971) yetenek, çaba, işin güçlüğü ve şansı dört açıklama olarak tanımlamıştır (nedensel yüklemlemeler). Ne var ki, daha sonraki araştırmalar gösterdi ki sonuçların eklenilen nedenleri de performansı açıklamada kullanılabilmektedir. Weiner kendi orijinal iki boyutlu modelini (istikrarlılık ve kontrol odağı) yok saymamasına rağmen, en başından beri aynı zamanda yaygın olan bu tanımlayıcı parçaları savunmuştur ve bütün nedensel yüklemlemelerin gelecekteki performans için biraz daha doğru ve gerçekçi bir habercidir. Üç nedensel boyut tanımlanmıştır. Bunlar istikrarlılık, kontrol odağı ve kontrol edebilirlik düzeyidir.

Weiner’ın önceki modelinden farklı olarak kontrol edebilme düzeyi performans veya başarı sonucunun farkına varılan nedeninin sporcunun içinde mi bulunduğu veya dışında mı olduğunu belirler. Yine istikrarlılık boyutu zaman aşımı nedenine bağlı değişimle ilgilidir. Eklenilen parça olan kontrol, nedenin sporcunun kontrolünde mi yoksa başka insanlar tarafından mı kontrol edildiğini tayin eder (Anshel, 1994). Weiner bu dört kavramın bireyler tarafından, bir işin yapılmasının söz konusu olduğu alanlarda olayların sonucunu öngörmede ve açıklamada kullanıldığını öne sürmektedir (Bilgin, 1995).

Weiner’ın yeniden formüle edilmiş modeli, önceki modelinde eksik olan bir faktörü daha içerir. Bu nedensel yüklemleme ve gelecekteki davranışın yapılması arasında meydana gelen duygu ve beklentilerin rolüdür. Örneğin, bir performansın sonucunu izlerken birey, Weiner’ın bağımlı-sonuç diye tanımladığı durumda, duygusal hareket edecektir. Bu yüzden eğer bir performans başarılıysa birey kendisini nispeten iyi hissedecektir; ne var ki başarısız performansı ise nispeten kötü duygular izleyecektir. Daha sonra birey bu sonucun nedenlerini açıklamaya yardım etmek için nedensel araştırma ile meşgul olur. Nedensel yüklemleme yapıldıktan sonra bu üç boyuttan birindeki yerine bağlı olarak işleme konulur. Bu boyutların kombinasyonları sporcunun duygusal reaksiyonlar ve gelecek beklentileriyle birlikte ortaklaşa gelecekteki davranışı belirlerler. Bütün boyutlar duygularla bağlantılıdır. Weiner’ın yeni modeli Şekil 2’de görülmektedir.

Şekil 2 Weiner’ın modeli performans sonucu, duygu, yüklemleme ve performansın aralarındaki ilişkiyi göstermektedir.

Weiner’ın yenilenmiş nedensel yüklemleme modelinde özetle birey deneyimi var gibi göstermek için bir veya daha fazla “otomatik” duygusal tepkiyi performans sonucunu takiben gösterir. Bu duygular öncelikle olumlu (güzel) hisler başarı yaşantısının ardından ve olumsuz (hoş olmayan) hisler başarısızlık yaşantısını (veya en azından kişinin kendi başarısızlık çıkarımını) takiben meydana gelir. Sporcu daha sonra sonucun nedenlerini açıklamaya çalışmaktadır. Nedensel yüklemleme yapıldıktan sonra, tıpkı basketboldaki başarılı serbest atışın yapılmasının uzun süreli çalışmaya bağlı olması gibi, modelin diğer boyutları da yansıtılarak düşünülür: nedensellik odağı (“Bu sonuç için sorumluluğu alabilir miyim?”), istikrarlık (“Sonuç, uzun süre tutarlı olan, yetenek düzeyim gibi, bir etmene mi bağlıdır, veya hızlı değişen , çabam gibi, faktöre mi bağlıdır?”), ve kontrol (“Bu sonucun nedenlerini kontrol edebilir miyim?”) sporcunun sonraki davranışı bu faktörlerin birbirleriyle etkileşimlerine dayanır.

Örneğin, Weiner’ın modeli yarışan sporcunun aşağıdaki koşullarda spordan kopacağını yordamaktadır. (a) deneyimlerinde tutarlı olarak başarısızlık yaşadığında ( veya, daha doğrusu, başkalarının düşünceleri ne olursa olsun , birey performans sonucunu başarısız olarak algıladığında), (b) başarısızlığı deneyim olarak görmek yerine bu deneyimlerden mutsuzluk duyduğunda, (c) sorumluluğu almak ve kendisini başarısızlığın nedeni gibi hissettiğinde ve (d) bu problemi nispeten uzun süreli gibi algılaması. Bununla beraber spordaki devamlılığı bu işlemlerin tersine bağlı değildir. Örneğin, yordanmış başarısızlık halen bulunsa da yarışmacının görüşünde en azından başarı gibi bazı spor deneyimlerinin beklentileri bulunabilir. Kısacası, eğer sporcu deneyimlerinden faydalanabileceğini düşünüyorsa veya sonucu kontrol edemeyeceğini düşünüyorsa (örneğin, üstün rakip veya kötü şans yüzünden) olumlu duygular, başarısız sonuçları takip edebilir. Bu şekilde, Weiner’ın yeni modelindeki açıklamaların esnek oluşu ve gelecek performansı yordamada duyguların birleşimine ve düşünce süreçlerine dayanması sportif olaylara da uyarlanabilme avantajını sağlamıştır.

McAuley ve Duncan (1989), iç denetimli nedenlere yüklemlenilen yordanmış başarının gurur duymayla sonuçlandığını öne sürerler. Oysa kişi eğer başarılı performansını dış denetimli nedenlere yüklemlemişse şükran duygusu hissedecektir. İç denetimli nedenlerle açıklanan başarısızlık suçluluğa neden olacaktır ve dış denetimli nedenlerle açıklanan başarısızlık kızgınlık ve/veya şaşkınlıkla sonuçlanacaktır.(Anshel,1994; Bilgin, 1995)

Frieze ve Weiner’ın (1971) bulgularına göre, çok önceki başarılarla çelişen sonuçlar daha ziyade istikrarsız etmenlere (çaba ve şans) bağlanmaktadır. Bir başarıdan sonra daha çok kapasiteye, çabaya ve şansa yüklemlemeler yapılırken, bir başarısızlığın ardından daha ziyade işin güçlüğünden söz edilmektedir (Bilgin, 1995).

Yüklemleme ve Gender Farklılıkları

Araştırmacılar gender farklılıklarını kontrol odağında incelemişlerdir. Blucker ve Hershberger (1983) bu konuda yapılmış araştırmaları özetledikleri çalışmalarında genel olarak kadınlar ve erkekler arasında yüklemleme nedenleri açısından farklılıklar olmasına rağmen, “erkek sporcularla kadın sporcuların yada kadın sporcularla sporcu olmayan kadınların yüklemleme nedenlerini karşılaştıran çok az araştırma olduğunu belirtmişledir. Blucker ve Hershberger’in çalışmalarının yayınlanmasından sonra yapılan çalışmalar genelde kadınların nedensel yüklemleme yaparken erkeklere göre daha dış denetimli davrandıklarını vurgulamışlardır.

Son yıllarda, araştırmacılar sporcularda nedensel yüklemlemede, gender farklılıkları üzerine araştırmalar yaparak bu konudaki eksikliliği ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Anshel ve Hoosima (1989) erkek ve kadın sporcuların ve sporcu olmayanların olumlu dönüt karşılığında yüklemlemelerini ve motor performansları karşılaştırılmıştır. Yüklemleme nedenlerinde hiçbir gender farkı bulunmamasına rağmen, erkeklerin olumlu ve olumsuz dönüt karşısında kadınlardan daha iyi performans gösterdikleri bulunmuştur. Rejeski (1980) bu sonucun bir açıklamasının başarı durumlarında, başarının yaşanmasından sonra kadınların dış denetimli nedensel yüklemleme yapmaya meyilli olabileceğini söylemiştir. Rejeski’ye göre bu, işe hazır olmanın şiddetinde azalmaya sebep olmakta ve kadın sporcuların erkeklere göre başarı beklentileri daha az olabileceğini ifade eder.

Benlik saygısı, başarı ihtiyacı gibi kişilik özellikleri ve kontrol odağıyla ilgili diğer kişilik özellikleri her iki cinsteki sporcularda da benzerdir. Tablo 1 iç ve dış denetimli duygu ve davranışların benzer ve karşıt yönlerini göstermektedir.

Nedensellik Odağının Değişmesi

Araştırmacıların ilgilendikleri konulardan birisi nedensellik odağının ne derecede, tercihen daha iç denetimli hale doğru değiştirilebileceğidir. Araştırmacılar bir insanın nedensellik odağının (Weiner’ın geliştirilmiş modelinde kontrol odağının karşılığı) değişip değişmeyeceği konusunda anlaşamamaktadırlar. Bazı araştırmacıların savunduğu gibi (örneğin Phares, 1976) bir kişinin çevresindeki olaylar üzerindeki kendini kontrol hakkındaki düşüncesi sabit kişilik özelliğimidir? Yada Lefcourt (1979) tarfından savunulduğu gibi bir insanın anlık duygular sonucunda çıkan iç-dış denetimli mizacı bir anketle değerlendirilebilir mi, ve bu duygular anlık değişimler gösterir mi? Daha ileri bir görüşle, bir kişi bir günde veya özel bir durum çevresiyle ilgili üstünlük hissedebilir fakat başka bir gün veya farklı ortamda farklı hissedebilir. Anshel’e göre (1979) çocuklarda ve DiFebo’ya göre (1975) kolej öğrencilerinde, en azından gerçekleştirilen bir motor faaliyet sonrasında nedensel odakları değiştirilmeye çalışıldığında başarılı olunamamaktadır.

Anshel’e göre (1979) eğer nedensellik odağının değiştirilebilmesi için şu dört etmenden birinin yada hepsinin bulunması gerekir. Birincisi, kişi uzun bir süre boyunca belli çevresel koşulları ortaya koymalıdır. (örneğin, çaba ve başarılı sonuçlar arasındaki bağlantının vurgulandığı uzun süreli yüklemleme çalışmaları). İkincisi, kişinin nispeten koşulla deneyimi olmalıdır (örneğin, olumlu dönüt her çalışma sürecinde ve her yarışma sonunda verilmelidir). Üçüncüsü, bu çevrede uygulanan iş sporcu tarafından anlamlı olarak anlamlandırılıyor olmalı; deneyimlerinin sonuçlarıyla ilgilenmelidir. Ve dördüncüsü, nedensellik odağı genelde kişinin performansından elde ettiği bilgiye dayandığından sporcu tarafından inanılır olarak kabul edilen ve bireysel düşüncelerini yansıtan kişiden elde edilen bilginin kaynağı önemlidir. Örneğin, antrenörün görüşü daha fazla inandırıcıdır ve taraftarın görüşünden daha fazla saygı duyulur-gerçekten de, genelde daha inandırıcıdır ve ebeveynlerin, takım arkadaşlarının ve spor psikologlarından daha saygındır. Antrenörün yarışmacılarla ilgilenme süresi ve yoğunluğu neden odağının değişimini sadece istenilen değil aynı zamanda mümkün hale de getirir. Sporcunun iç denetimli hale getirilmesinde sporcuya yardım için antrenörün uygulayabileceği bazı stratejiler şunlardır.

Çevresel koşullar

Nedensellik odağının içe denetimli hale getirilmesi demek, sporcuya önerilen dönütler olumlu olmalı; davranışa yönelik olmalı (“İyi vuruş, Dan”), kişiliğe yönelik olmamalı (“Güzel Düşüce, Jill”); ve tutarlı olmalıdır (“Jekyll ve Hyde’ın” kişiliklerinin ve diğer oyunculara karşı olan davranışlarının değişmediğini düşünülmeli). Sonuç olarak, bu tür dönütlerin etkileri uzun sürelidir; sporcuların çevredeki koşullar veya performans sonuçları üzerindeki kendi üstünlükleri hakkındaki düşüncelerini değiştirmek haftalar, aylar ve hatta yıllar alabilir.

Tablo 1 Kontrol odağı açısından iç ve dış denetimli kişilerin karakteristik farkları

İÇ DENETİMLİ

§ Olumlu ve olumsuz olayları kendi davranışlarının sonucu olarak algılar

§ Hayatlarındaki birçok olayı düzenlemesi gerektiğini ve sorumlu tutulacağını hisseder

§ Dış denetimli dönüt veya performans sonucu gibi çevresel faktörlerden önemli derecede etkilenirler

§ Beceri durumlarına yönelik eleştirilerden çok çabuk üzülürler

§ Becerilerini kullandıkların durumları tesadüfi durumlara tercih ederler

§ Performans sonucuyla çok ilgilenirler

§ Yüksek performans gerektiren hedefler belirlerler

§ Kendine güvenleri ve benlik saygıları yüksektir

§ Okulda yüksek not almak için çabalarlar

§ Yetişkin kişilerde daha yaygındır

§ Başarının tekrarlanma ihtimalini arttırmak için performansın desteklenmesi ve onaylanması çok önemlidir

§ Tutarlı başarıyla daha da desteklenir

§ Devamlılığı daha uzun sürelidir

§ Devamlı başarısızlığa daha dirençlidir

§ Erkeklerde daha yaygındır

DIŞ DENETİMLİ

§ Olaylarla kendi davranışları arasında bir bağlantı kurmaz

§ Olayların kontrolünün kendi dışında olduğunu hisseder

§ Dış denetimli dönütten ve sonuçtan (şans ve tesadüfe bağlayabileceği) fiziksel ve duygusal olarak etkilenmez

§ Dışarıdan gelen eleştirilerden nispeten etkilenmez

§ Şansa bağlı ve tesadüfi durumları tercih eder

§ Sonuçla nispeten daha az ilgilenirler

§ Az mücadele gerektiren hedefler belirlerler

§ Kendine güvenleri ve benlik saygıları zayıftır

§ Akademik başarıları düşüktür

§ Genç yaştaki kişilerde yaygındır

§ Performansın desteklenmesi ve onaylanması çok da önemli değildir, çünkü başarı veya başarısızlıkta sorumluluğu kabullenmezler

§ Artan başarısızlık teşvik eder

§ Devamlılığı kısa sürelidir

§ Başarısızlıktan fazla üzüntü hissetmezler

§ Kadınlarda daha yaygındır

Kaynak: Anshel, 1994

Tekrar edilen deneyimler

Duygular, özellikle de eğer kişinin kendisi veya diğerleri hakkında uzun süreli görüş yansıtıyorsa, hızlı değişmez. Kendi hakkımızda ne hissettiğimiz çok genç yaşlarda başlar ve bütün yaşantı boyunca pekiştirilir. Hayatlarındaki olaylarda değişiklikler yapabileceklerini düşünen kişiler yıllarca bu şekildeki bir düşünceyi beslerler. Benzer şekilde eğer genç bir kişi kendi davranışından hiç sorumluluk duymamışsa bu özelliği uzun bir süre-belki de sürekli, destekleyecektir. Olaylar üzerindeki etkileri konusunda olumsuz düşünen kişiler, kendi çabalarına ve yeteneklerine dayanan tekrar eden başarı deneyimlerine ihtiyaçları vardır.

Antrenörün rolü olumlu performansı pekiştiren dönütler sunmaktır. (“olumlu” sporcunun yüksek çabası ve sonuçtaki gelişme olursa) gerektiğinde de uygun şekilde eleştirmelidir. Sporculara sürekli aynı şekilde iltifat edilememeli ve övülmemelidir. Dweck ve arkadaşlarının (1975), bulduğu gibi yalnız olumlu dönüt, nadiren de olsa eleştiriyi de içeren bir yönlendirmeden daha az verimlidir.

İşin Anlamlılığı

Sporcu bu spor branşını yapmayı önemli buluyor mu? Sporcu başarıyı nasıl tanımlıyor? Sadece “oynamak için bir şans kazanmak” olarak mı yoksa daha üst düzeyde belli bir performansa ulaşmak olarak mı tanımlıyor? Nitekim, bütün sporcular başarılı bir sporcu olmayı hayatlarında çok önemli olarak değerlendirmemektedir. Sporcu performansın sonucu hakkında kaygılanıyor mu? Başarılı olup olmaması kişi için kaygı yaratıyor mu? Bir insanın nedensellik odağını değiştirmek için, birey için anlamlı olan bir işe dayalı dönüt vermek gerekir.

Güvenilir bilgi kaynağı

Antrenörlerin mesajlarına güvenilmiyorsa antrenörler sporcuların tutumlarını, duygularını ve hareketlerini etkileyemez. Eğer oyuncular onları geliştiren ve performanslarının sorumluluğunu hissettiren bilgiler alıyorlarsa, bilginin kaynağına güvenilmeli-sporcunun inandığı, güvendiği ve saygı duyduğu bir kişidir. Sadece bu durumda sporcular kendilerini güvende hisseder ve çevresel üstünlükle ilgilenir.

Nedensellik odağının iç denetimli duruma değiştirilmesi yoğun ve uzun süreli bir çalışmayı gerektirir. Fakat kişinin hayatındaki olayları ve sonuçlarını kontrol edebilmesi ve sorumluluk duygusu, sportif performansı da kapsadığından bu çabaya değer. Bunun tersi güçsüzlük ve yetersizlik veya hedeflere ulaşmaya isteksizlik duyguları veya stresle başarılı şekilde başa çıkmaktır. Uç durumlarda kişi hayatının yönünün etkilenmesi konusunda gerçekten çaresizlik hisseder. Bu hoş olmayan durum literatürde öğrenilmiş çaresizlik olarak tanımlanmaktadır.

Yüklemlemeler ve Elit Sporcular

Bazen, elit sporcular bir performansın sonucunu, nedenlerini açıklayan birden çok yüklemleme yaparlar profesyonel tenisçi Jimmy Connors, Wimbledon’da o zaman yeni başlayan Robert Seguso’yla yaptığı maçı ilk sette kaybetmesine ilişkin olarak medyaya yaptığı yorumda “Arka arkaya bomba gibi servis atıyordu” (işin güçlüğü). Onun sadece bir süre duraksamasını bekledim ve onu yenecektim (Conners’ın yüksek yeteneği). Ama o bom bom atmaya devam etti (işin güçlüğü).” Cooners asla Seguso’yu yenecek yeteneğe sahip olmadığını söylememektedir. Elit sporcular asla “Ben yeterince iyi değilim demezler.”

McAuley ve Gross (1983) yetenekli ve başarıya alışık sporcuların performanslarını açıklamak için içsel nedenler (yetenek ve çaba) üzerine yoğunlaştıklarını belirtmişlerdir. Roberts’e (1984) göre elit sporcular sonuçları olayların sadece sonuçları ile sınırlı olmayı gerektirmediği, aynı zamanda amaçlara ulaşma ve yarışmada yer almanın gerekliliğini düşünmektedirler. Bu gibi durumlarda elit sporcular bir takımın kaybetmesinden dolayı sorumluluk hissetme eğiliminde değillerdir. Bunun yerine, takım başarısızlığını arkadaşlarına yüklerken kendi performansını başarılı bulmakta, veya en azından istenmeyen sonucu kabullenmemektedir. Bu eğilimin en önemli nedeni elit sporcuları başarılı geçmişleridir. Şekil 3’te Weiner’ın dört kategoriden oluşan yüklemleme modeline göre tipik örnekler sıralanmıştır.

Şekil 3 Yaygın Nedensel yüklemleme örnekleri

Yetenek yüklemlemeleri

“Zihinsel olarak hazır değildik.”

“Bugün çok kötüydüm.”

“Topa iyi ama geç vurdum.”

İşin güçlüğü veya rakibe yönelik yüklemlemeler

“Onu bugün hiç kimse yenemezdi.”

“Zamanlaması harikaydı.”

“Diğer takım daha iyi oynadı.”

“Sakatlanmalar bizi mahvetti.”

Çaba yüklemlemeleri

“Antrenman sırasında çok çalışmıştım.”

“Yeteri kadar hırslı değildik.”

“Elimden gelenin en iyisini yaptım.”

Şans yüklemlemeleri

“Hakem bizim oynamamıza izin vermedi.”

“Basketi bulamadık.”

“Hava bizi mahvetti.”




Derecelendir
Kaynak http://www.1bilgi.com/category/spor/page/3
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS