Uzun zamandan bu yana gazetelerde ve televizyonlarda ortaöğretimde ve liselerde meydana gelen şiddet olayları gündemimizde önemli bir yer kaplıyor. Her daim varolan, ancak yaklaşık son iki aylık dönemde iyice artan ve onlarca gencin yaralanması, yedi gencin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bu olayların nedenleri yeteri kadar incelenmiyor. Bu konuyla ilgili herkes sorumluluktan kurtulmak için topu başkalarına atıyor. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, yaşananların "büyük" şeyler olmadığını, olayların medya tarafından abartıldığını ve bu haberlerin diğer öğrencilere kötü örnek teşkil ettiğini söylüyor. Farklı bir noktadan hareket etse de, Milli Eğitim Bakanı"nın söylediklerinde haklılık payı var. Evet, bu şiddetin kaynağı, bütün sorumluluk ona yüklenemese de, medyadır. Ancak medyanın suçu, yaşanan bu olayları yayınlaması değil, yapılan yayınların içeriğidir. Olayların aktörlerine baktığımızda, erkek olsun kız olsun, bir kimlik arayışı içinde olan bu gençlerin kişiliklerinin yeni yeni oturmakta olduğu ortada. Kendine toplumda bir yer bulma ve saygınlık kazanma arayışında olan bu gençler toplumda kabul gören değerlere kendilerini uydurarak bu amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar.
Medya mesajları
İnsan içinde yaşadığı toplumun biçimlendirmesi ve onun değer yargıları sonucunda şekillenir. Günümüz toplumuna baktığımızda artık önem verilen eğitimli, çalışan, üreten, soran, sorgulayan insan modelleri değildir. Tam aksine güç ve gösterişe, maddiyata ve güzelliğe önem veriliyor. İnsanların fikirleri, yaşam tarzları, tüketim alışkanlıkları ve kültürü medya tarafından biçimlendiriliyor. Televizyon kanallarında yayınlanan programlar, diziler, filmler, gazetelerde çıkan haberler gençleri şekillendiriyor. Ayrıca bu programlar aracılığı ile topluma yeni bir kültür veriliyor. Bu kültür, erkekler için "güçlü olursan kazanırsın, herkes sana saygı duyar, istediğin güzel kızı elde edersin", kızlar içinde "güzel olursan, seksi olursan her istediğini elde edersin bütün erkekler peşinden koşar"dır. Medyadan bu mesajları alan gençlerin birçoğu kendilerini kanıtlamak ve saygı görmek için kimi zaman "Deli Yürek", kimi zaman "Polat Alemdar" ya da "Çakır" oluyorlar. Genç kızlar ise medyadaki "popüler güzel kadınları" görerek onlara özeniyor ve onlar gibi olmak için çaba harcıyor. Sonuçta medya aracılığı ile okumayan, sormayan, düşünmeyen bir gençlik yaratılıyor. Ancak bütün bunları kimin ve neden yaptığı da unutulmamalıdır. Okullarda yaşanan bu şiddet olayları tehlikedir. Ancak gençlerin düşünmesi, bir şeyleri sorması, sorgulaması ve geleceklerine sahip çıkmaları bu durumdan daha tehlikelidir.
|