Editor Login | Register
Ekle

> Basın > Seçilmiş Köşe Yazıları
Dinde reform ve basın - Seçilmiş Köşe Yazıları - Basın -
APT II
(Date : 26.06.2008 16:11:46)


Dinde reform ve basın

Diyanet İşleri Başkanlığı"nın sahasında uzman 100"e yakın öğretim görevlisine yaptırdığı hadis külliyatı ile alakalı çalışmanın BBC tarafından "reform, İslam"da devrim" gibi söz ve yorumlarla kamuoyuna duyurulması her nedense Türk basınının çok dikkatini çekti ve günlerce süren yayınlar yapıldı.

"Bu ilgi neden" sorusuna cevap olarak ortaya konulan "BBC"de yer alan böylesi bir haber ve yorumun, Türk basını açısından haber değeri vardır" şeklindeki izahlar ise şahsen benim kalbimi tatmin, zihnimi iknaya yetmedi. Çünkü çalışmanın mahiyetini, 3-4 yıla uzayan mazisini bilmeden yapılan yorumlarda dile getirilen cümleler şunlar: "Hadislerin ayıklanması", "Hadislerin ılımlı İslam çerçevesinde yorumlanması", "Siyasetle ilişkilendirilmesi", "Hadis alanında reform yapılması", "Hadislerin 21. yüzyıla uyumlu hale getirilmesi", "İslam"ın teolojik temellerinde değişikliğe gidilmesi" vb. Tenkid mi takdir mi apaçık belli olmamakla beraber tribünlere oynayan ve tenkid yönü ağır basan bu haber ve yorumlara Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu ile yapılan röportajlardaki soruları da ilave etmek gerek. İşte bunlara bir bütün olarak ama önyargısız biçimde bakan herkes "haber değeri vardı, onun için..." açıklamasına inanmayacaktır.

Şöyle düşünüyorum; yıllardan, asırlardan beri İslam"ı vicdanlara hapis etmeye çalışan, onun sosyal hayattaki görüntüsünden rahatsız olan kişiler, gruplar, sistemler tarafından arzu edilen şey değil miydi "İslam"da reform"? O halde bu rahatsızlık niye? Eğer düşünce namusu ve istikametine sahiplerse yapmaları gereken şey Diyanet"i böylesi bir çalışmaya -çok geç kalmış da olsa!- öncülük ettiğinden dolayı kutlamalarıydı. Üstelik bu tür bir haberi atladıklarından, BBC"ye kaptırdıklarından dolayı Ankara muhabirlerini, yöneticilerini sorguya çektikleri haberini manşetlere taşımalarıydı.

Konumuz bu değil; ama buradan hareketle sorulan dinde reform ile alakalı bir ayrıntıya kısaca temas etmek. Reform, İngilizcede sözlük manası itibarıyla ıslah etmek, düzeltmek demek. Eğer reform, re-form şeklinde yazılıp okunacak olursa "bir şeye yeni bir form, yeni bir şekil vermek" manasına geliyor. Bir başka ifadeyle değişmez, evrensel ve aslî bir değere/değerlere, değişen sosyal, kültürel, siyasî vb. arka plan şartlarına bağlı olarak yeni bir form kazandırma demek. Bu, zaten İslam"da ihtiyaç olduğunda müracaat edilen bir ameliye. "Sabit din, değişken şeriat" ile anlatılan, anlatılmak istenen de bu. Bu ameliyeyi yapmada kullanılan metodun adı ise herkesin bildiği gibi içtihad. Onların reform dediği zaviyeden baktığımızda ise yapılan bu ameliyelerin toplamına tecdid diyoruz.

Ama ıslah, düzeltme anlamındaki reform"a gelince, malum Hıristiyan dünyada Protestanlığın doğmasına sebebiyet veren, Katolik mezhebini mevcud siyasî ve itikadî konumundan eden çalışmalara verilen genel isim bu. Sadece çalışma değil, binlerin-yüz binlerin öldüğü mezhepler arası savaşların da başlangıç noktası. 15. asırda Almanya"da Martin Luther ile başlamış, 17. yüzyılda zirve yapmış, hatta bir bakış açısına göre günümüze kadar da devam etmiş ve ediyor Hıristiyanlıkta/dinde reform. İşin aslına bakılacak olduğunda kelimenin hakiki anlamıyla yapılan şeyler gerçekten reform. Katolikliğe karşı itikattan pratiğe kadar uzanan Allah inancı, Papa"nın yanılmazlığı, teslis/üçleme, ruhu"l kudüs, günahların affı vb. konularda çok keskin, çok net ayrılıkların/aykırılıkların söz konusu olduğu bu düzeltmelere reform denilmesi kadar tabii bir şey olamaz.

Bu manada bir reforma İslam dininin sabit, evrensel ayaklarını teşkil eden Kur"an ve sünnetin ihtiyacının olmadığı muhakkak. Buna rağmen mezkur hadis çalışmasında olduğu gibi yapılagelen çalışmalara yazılı ve görsel medyada hemen reform adı verilmesi meseleye Hıristiyanlık perspektifinden bakıldığını göstermektedir. Zaten Batı"nın kendi içinde kendini anlamak, kendi tarihsel serüvenini ifade etmek için ürettiği kavramlarla İslam anlaşılmaya çalışılınca bundan daha öte bir manzara ortaya çıkmaz. Keşke bizdekiler Batı"ya kıldıkları kadar kendi tarihlerine ve değerlerine de nigâh-ı âşinâ kılsalardı. O zaman bu türlü hataların içine hiç düşülmezdi!












Derecelendir
Kaynak Ahmet Kurucan/zaman gzt.
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS