Editor Login | Register
Ekle

> Basın > Seçilmiş Köşe Yazıları
Rölyef sanatçısı emekli işçinin çağrısı - Seçilmiş Köşe Yazıları - Basın -
İşbara
(Date : 20.04.2008 00:25:46)


Rölyef sanatçısı emekli işçinin çağrısı
Rölyef sanatçısı emekli işçinin çağrısı
Hangi alanda yetenek ve becerimizin olduğu ve nasıl geliştireceğimiz çoğunlukla raslantısal. Emekli işçi Mehmet İrtegüv’ ün sanat yeteneği de bir raslantıyla başlamış ve gelişmiş.
Başarılı bir öğrenci olan İrtegüv, babasının ısrarı üzerine ortaokul 2. sınıftan ayrılarak TTK Çıraklık Eğitim Okulu sınavlarına girmiş. Yüksek puan alınca, kaydı elektrik bölümüne yapılmış ve iki yıl okumuş. Okul döneminde yaptığı resimler öğretmenleri tarafından beğenilip panoya asılırmış. Bu yeteneğini çıraklık eğitimi döneminde teknik resimde geliştirmiş. Nesneleri üç boyutlu görmeyi öğrenmiş. Stajlarını Merkez Atölyesi elektromontaj bölümünde yapmış ve çıraklık eğitimi bitince işçi olarak aynı atölyede işe başlamış. Antigrizu ocak motorlarının devre kesicileri, yol vericileri imalatı ve onarımı işinde 26 yıl çalışıp 2000, yılında emekli olmuş. İşe başladığında elektromontaj bölümünde 12 işçi çalışıyormuş ve bütün havzanın talebini karşılıyorlarmış. Şimdi bu bölümde 3 işçi kalmış ve işi uydurma ihalelerle alan şirketler yapıyormuş. TTK çalışanlarının çocuklarının öncelikli olarak alındığı Çıraklık Eğitim Okulu da kapanmış.
“Karakalem resimler yapıyordum. 1989 yılında, genç arkadaşlar Çağdaş Halk Sanatları Derneği’ nde resim atölyesi açmayı ve benim de bu işin başına geçmemi istediklerinde, heyecanlandım “ diyor, İrtegüv.
İşte bu heyecan, yeni bir uğraş alanı yaratmış İrtegüv’ ün yaşamında. Kitap okumaya, incelemeye yoğunlaşmış. Gençlerle resim çalışmaları yaparken, hediyelik eşya ticareti yapan bir şirketin istediği desenleri hazırlamışlar. Daha sonra şirket, çizilen desenlerin kalıba çıkarılmasını istemiş. Biraz meşakkatli iş olduğundan gençler bu işe girişmemiş, İrtegüv istenilen kalıpları özenle hazırlamış. Daha sonra kalıptan ürün çıkarmayı öğrenmiş ve ilk özgün çalışması olan “ Anne ve çocuk “ rölyefini yapmış. Çalışması beğenilince; resimden rölyefe yönelmiş. Tesviyeciliğini geliştirmiş, deneme yanılmayla elle tutulur eserler yapmaya başlamış. Plaket ve hediyelik eşya ticareti yapanlara modeller çizmiş.
Emekli olunca, evin geçimi ve yüksek öğrenim gören iki çocuğunun masraflarını karşılamak için rölyef çalışmalarına biraz daha ağırlık veren İrtegüv, küçük bir atölye kurmuş. Bacaağzında Maden İşçisi, Zonguldak Limanı, Kazmacı, ERDEMİR, Pantomimci Krispos, Yoğurtcu Kadınlar, Baston Ustaları, Safranbolu Evleri, İzmir Saat Kulesi, Çiçek Pasajı, Afrodit... isimleriyle, detay ağırlıklı 35 değişik eser yaratmış. Noter tasdikli belge alarak tescillediği eserlerini festival, sanat günleri ve kermeslerde çok az kar payı koyarak satışa sunmuş.
Rölyef malzemesini polyester ve mermer tozu karışımından oluşturduğunu, bunun da geniş veya açık alanda çalışmayı gerektirdiğini belirten İrtegüv, “ çalışırken sağlık önlemlerinin alınması şart “ , diyor. Genellikle yaz aylarında açık alanda, toz maskesi ve eldivenle çalıştığını ve küçük kaplarla günde 15 - 20 tane ürün yapabildiğini belirten İrtegüv, malzemenin pahalılığından yakınıyor. Ucuz malzeme olarak kostik soda kullanabileceğini fakat bu malzemeden yapılan rölyefin yüzey parlaklığı oluşturmadığını ve kırılgan olduğunu belirtiyor. Bir rölyefi ortalama 5 YTL.’ ye sattığını fakat sanatsal, estetik değer aramayanların hediyelik eşya olarak 1 YTL.’lik Çin ürünlerine yöneldiğini, bunun da kendi uğraş alanında giderek sıkıntı yarattığını vurgulayan İrtegüv, “ vatandaş da haklı, ürün renkli, albenili, üstelik saati de var ve ucuz “, diyor.
Eserleri, havzada madenci evlerinin duvarlarında veya gurbetçilerin camlı büfelerinde pütürsüz, parlak yüzeyleriyle yaşama yeni anlamlar katmaya devam ederken; İrtegüv, oğlunun bakkal dükkanının kolonlarına astıklarından imgeler oluşturup yeni eserler yaratmayı düşünüyor. Bu konuda şunları söylüyor:
“ Eğer okula devam etseydim; muhakkak güzel sanatlar alanında öğrenim görürdüm. Ama olmadı! Safranbolu’ da bir öğretmen benim eserlerimden esinlenmiş, kendisini ziyaret ettim.Kalıpları kurşundan yapıyormuş, daha kolay olan dişçilerin kalıp macunundan model çıkarmayı öğrettim ona. İşini ilerletti, öğretmenliği bıraktı, büyük bir rölyef atölyesi kurdu. Tarihi şehir Amasya’ da büyük bir proje için çağırdılar, cesaret edip gidemedim. Irmak kenarında 150 metre uzunluğunda bir duvara rölyef yapmamı itemişlerdi. Ben şimdi imgesel olarak ilk yaptığım esere geri dönüyorum. Yani, ‘ Anne ve çocuğu ‘ . Bunu aşıp yeni eserler yapmayı çok istiyorum fakat, olanaklarım ölçüsünde fazla bir şey yapamam. Bizim gibi sanatçılara olanaklar sağlanmalı. Valilik, Belediye, gençlik merkezleri oluşturmalı, sanatçılar sokağı kurulmalı. Böyle merkezler yapılandırılırsa, elimdeki kalıpları ve malzemeleri bağışlarım. Yeter ki gençlere bu alanda raslantısal da olsa bir ışıltı, bir heves verelim. Ben de yorgunluğumu atıp, ekonomik kaygı gütmeden bulunduğum yerden sanatıma devam edebileyim.”
İlk eseri, çıplak bedenleri bütünleşmiş anne ile ölü çocuğunu betimlerken, dıştan bakanın, annenin içselliği ile de esere bakmasını düşündüğünü irdeleyen İrtegüv, sanatını da bu anlamda yorumluyor. “ Sanat ölmesin, genç kuşaklara da aktarılsın “ , diyor. Kırılgan olmayan malzemeden, pütürsüz, parlak ve yaşama ilişkin...
İrtegüv ‘ ün “ Bacaağzında maden işçisi “ rölyef çalışmasında, Orhan Veli’ den şu dizeler yazıyor: “ Siyah akar Zonguldak’ ın deresi / Yüz karası değil kömür karası / Böyle kazanılır ekmek parası “. Yüzüne kömür karası ve mermer tozu bulaşan rölyef sanatçısı emekli işçi Mehmet İrtegüv’ ün gençlere böylesine güzel bir çağrısı var. Gençlik merkezi veya sanatevi oluşturacak yöneticilere de!


LİMAN ARKASI - Fahri Bozbaş





Derecelendir
Kaynak www.evrensel.net
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS