Suçlu bulundu
“TCK 301. madde krizi”nin suçlusu bulundu; Hukukçular Birliği Derneği. Dün, ağız birliği etmiş gibi, başta Hürriyet ve Milliyet olmak üzere bazı gazetelerin köşe yazarları Hukukçular Birliği Derneği’ni eleştiren yazılar yazdılar. Yazılanlara göre; bu dernek yöneticileri ve başkanı Avukat Kemal Kerinçsiz sürekli savcılara ihbarda bulunuyormuş, savcılar davalar açıyormuş ve Türkiye, Avrupa ve dünya kamuoyu önünde rezil oluyormuş. TCK 301. maddeden açılan davalar, Türkiye’nin imajını ikinci bir “Geceyarısı Ekspresi” gibi sarsıyormuş.
Pes doğrusu!
Bu yaklaşıma, ancak “yavuz hırsız yaklaşımı” denebilir. “Hırsızın hiç mi suçu yok?”
Hukukçular Birliği derneği üye ve yöneticilerinin bir kısmı MHP üyesi, büyük bir kısmı da bu partinin sempatizanı ya da benzer siyasi görüşleri savunan insanlar. Bu biliniyor. Derneğin yönetici ve üyelerinden bazıları İstanbul Hukuk Fakültesi öğrencilerinin üzerine bomba atılıp 7 öğrencinin öldürülmesi ve onlarcasının yaralanması olayının yaşandığı günlerde İstanbul Hukuk Fakültesi’nde “ülkücü” denilen grubun içindeydiler.
Hukukçular Birliği Derneği’nin Ermeni Konferansı, Orhan Pamuk Davası, Hrant Dink Davası ve diğerlerinde ihbarda bulunması normal.
Peki, bu derneği eleştiren köşe yazarları, ihbarı ciddiye alıp dava açan savcılar hakkında neden tek bir kelime etmiyor? Savcılar her ihbar dilekçesi aldıklarında dava açmak zorunda değiller.
Diyelim ki, söz konusu olaylarda sanıkların sözleri gerçekten TCK 301. madde vd. maddeleri ihlal ediyor. O halde, bu maddeleri yeni TCK’ya koyan AKP neden eleştirilmiyor.
Yeni TCK gündeme geldiğinde, bugün ihbarcıları “günah keçisi” ilan eden yazarlar, TCK’yı öve öve göklere çıkarmıştı. AKP’yi “gelmiş geçmiş en reformcu hükümet” ilan etmişlerdi.
Nasıl, herkesi böylesine aptal yerine koyabiliyorlar? İnsanları gerçekten “balık hafızalı” mı zannediyorlar?
Geceyarısı Ekspresi, Türkiye’de olmayan bir şeyi olmuş gibi gösteren ve Türkiye’ye iftira atan bir film değildi. Geceyarısı Ekspresi filminde anlatılanların onlarca kat kötüsü işkence ve zulmü bu ülkenin insanları 12 Eylül günlerinde işkencehanelerde, cezaevlerinde yaşadı.
İfade özgürlüğünü kısıtlayan davalar da sanal davalar değildir. Bu davalar istisna değildir. Kırk yılda bir yanlışlıkla gündeme gelen davalar değildir. İhbarcı derneğin ihbar sayısından çok daha fazlasını, pek çok yasa maddesinin ihlal edildiği gerekçesi ile Genelkurmay Başkanlığı daha önce yapmıştır.
Dolayısıyla, TCK 301. maddesi ve diğer yasa hükümleri ile kısıtlanan ifade özgürlüğü sorununda “günah keçisi” ilan ederek, hedef şaşırtma samimi bir tutum değildir.
Ülkemizde onyıllardır ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü kısıtlanmaktadır. Kısıtlama getiren yasal düzenlemeler onyıllardır ülkenin ilerici aydınları ve hukukçuları tarafından eleştirilmiştir. Bunları bilmeyen yoktur. İfade özgürlüğünü kısıtlayan maddelerin varlığını “sağır sultan” bile duymuştur. Yeni TCK gündeme geldiğinde de bu maddeler tek tek sayılmış ve eleştirilmiştir.
Geceyarısı Ekspresi imajını yaratanlar hükümetlerdir. TCK 301 kabusunu da AKP Hükümeti yaratmıştır. Yapılacak iş çok basittir. TCK’nın ifade ve basın özgürlüğünü kısıtlayan bütün maddelerinin yürürlükten kaldırıldığına dair bir kanunu en kısa zamanda TBMM gündemine getirmek ve “bir gecede” bu maddeleri yürürlükten kaldırmaktır. O zaman, ne “Türkiye’nin gündemini değiştiren dernekler”, ne “ikinci Geceyarısı Ekspresleri”, ne de “kahraman olmak için kendini yargılatanlar” tartışılır.
e-posta: ktsurek@hotmail.com
|