| Editor Login | Register | ||
| > Yaşam |
|
|
| müjde |
| Müjde
Kelime karşılığı olarak “kor halindeki ateş” anlamına gelir. Diğer bir anlamı ise, Müslümanların hac sırasında Mina vadisinde attığı taşlardan meydana gelen yığın. Gazeteciliğe ilk başlayan muhabire ,dalga geçmek maksadıyla fotoğrafını çekmeye de gönderilirdi. Kor halindeki ateş önce havaya sonra suya son olarak ta toprağa düşer. Gözle görülmese de yaygın olarak inanılır.Ve şimdiye kadar da en acar gazeteci bile kendilerinin fotoğrafını henüz çekebilmiş değil. Evet nedir bu gözle görülmediği halde düşmesini muştu kabul ettiğimiz, Elbette cemre…kulağa da hoş gelen, bu kelime halk arasında genel olarak baharın müjdecisi olarak bilinen sıcaklığın artması olayına deniliyor, fakat cemre ile havanın aşağıdan değil de sanki yukarıdan aşağıya doğru ısındığı ifade ediliyor. Folklorik olan bu tanım elbette bilimsel açıdan doğru değil ama baharın müjdecisi olarak kabul görmesi ise bir gerçek. Kor halindeki bu ateş düştüğünde yeryüzü ısınıyor, çünkü masalımsı olan bu ifade ister istemez bizi de kendisine inandırıyor. Masalları kim sevmez ki… Cemre zamanı, divan şairlerinin önemli kişilere yazdıkları şiirlerde Cemreviye olarak mevcut. Rivayetlere göre Arapların bir kısmı çok soğuk dönemlerde mağaralara girerler ve kendileriyle birlikte koyun, inek, öküz vs. hayvanları da yanlarına alıp tayin ettikleri mevkiide hayvanları için de yerler tahsis ederek ateş yakarlardı.Soğuğun azaldığını hissettikleri zaman da sıra ile söndürürlerdi. Böylece bu işi "sukut-u cemerat" tabir ettiler ve her birine de "sukut-u cemre" dediler.Cemrenin hikayesi bu şekilde. 19 şubatta biri havaya düştü nihayet. (O kadar uyduya rağmen yine kimse görmedi:) Sırada su ve toprak var. (bakalım onları gören olacak mı?:) Üç tane olan cemrenin birincisi havaya (19-20 Şubat), ikincisi suya (26-27 Şubat) ve üçüncüsü de (5-6 Mart) toprağa düşer. Cemre olayı sadece bizim kültürümüzde yer almıyor. Benzer olarak ABD"deki "Ocak erimesi" örnek gösterilebilir. "Ocak Isınması" ABD"nin kuzeydoğusunda Ocak ayının son haftalarında her yıl tekrarlanan bir hava olayı imiş.(amerikan kopyası işte bu… Çin’de 3.el olarak kendi iklim piyasalarına kopyalar artık.) Rahmetli ninem her şubat ayı geldiğinde cemre kelimesini ağzında şeker tadında dolaştırıp dururdu. “Az kaldı ha cemre düşecek!”derdi. Bizde ne olduğunu sorardık “nine cemre nedir?”Diye. Anlatırdı “kimse göremez onu ama o düşünce önce hava , sonra su, sonra da toprak ısınır” derdi “neye benziyor bilmiyorum ama sıcak çok sıcak” derdi.Onun o safiyane tabiri cemreyi hiç tanımadığımız misafir kadar güzel karşılamamızı sağlardı. Sonrada bize hıdırelezin hikayesini anlatırdı. Bir çocuğun hayalinde müjdeyle karışık sevinçle karşılanan, adı dışında şekli şemali bilinmeyen cemre ,havanın dışında benimde içimi ısıtırdı.Cemre belki de bu yüzden müjdeydi bize. Kasvet veren bir güzel olan kış ,neşeli bahar kızımıza hoş geldin derdi. Düşünüyorum da baharın gelmesi içimizde neşeyle karşılanıyor ve ilk açılışı da tabir olarak “cemre” üstleniyor. Kor halindeki bu ateş sadece havaya, suya ,toprağa düşmese… Yeryüzündeki bütün insanlarında yüreğine düşse… Soğuyan yüreğimizi ,buz tutan vicdanımızı,üşüyen idrakimizi ,ayaz tutan merhametimizi ısıtsa olmaz mı? Terör ,geçim sıkıntısı,eğitim,başörtüsü sorunu,vs.,vs. bunlara ne zaman cemre düşecek de infilak edecek .Yüreklerimize düşmeden olmuyor mu ?Diyorsunuz… Masal gibi sanki… |
|
| Bağlantılar: bilgininefendisi.net |
| Open Source Document Project | AUP&TOS |