| Editor Login | Register | ||
| > Basın > Seçilmiş Köşe Yazıları |
|
|
| YIL 2008 |
| TÜRKİYE genel olarak "gelişmekte olan ülke"dir. Bundan kaynaklanan imkânlarımız ve sorunlarımız vardır; işte ekonomimiz hem iyi yoldadır, hem önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Türkiye "orta boy devlet"tir. ABD, Rusya, Çin, İngiltere gibi "büyük devletler"den biri değildir. İsviçre veya Dubai de değildir. Orta boy devlet olmanın da sorunları ve imkânları vardır. Türkiye, Almanya gücünde olsaydı, Kıbrıs meselesini daha kolay çözerdi. Bu kategoriler kolay değişmiyor. İsmet Paşa Lozan"dayken "orta boy devlet" temsilcisi olmanın hem gücünü hem güçsüzlüğünü yaşamıştı. Lozan"da ulaşamadığımız hedefler, gücümüzün yetmediği hedeflerdi. Ve uluslaşma süreci... Kemalist rejim bu sorunu çözemedi; düşündüğü çözüm projeleri için gereken parayı bulamamıştı. Yapacağı tek şey bastırmak oldu. Ve sorun birikerek 1984"te patladı! Hemen bütün sorunlarımız, değişik dozlarda da olsa, "gelişmekte olan ülke" ve belalı bir coğrafyada "orta boy ülke" olmamızdan kaynaklanıyor. Üç temel sorun 1923"te "sıfır"dan başlamadık, çünkü cumhuriyet boşluğa kurulmadı, bir altyapının üstüne inşa edildi. Bu kayıtla, 1923-2007 arasında Türkiye"nin gösterdiği performans Uzakdoğu ülkeleri kadar yüksek olmasa da asla başarısız sayılamaz. Dünya ortalamasının üstünde kalkınma hızına ulaştığımız dönemler, hür seçimlerde sandıktan bir partili iktidarın çıktığı dönemlerdir. İktisat tarihçisi Prof. Şevket Pamuk"un bu konuda akademik çalışmaları vardır. Genel ortalamayı yükselten, istikrarlı dönemlerin rakamlarıdır. Bu dönemlerde siyasi istikrarla birlikte yönetimde etkinlik ve halkın demokratik katılımı sağlandığı için toplumsal enerjimiz kalkınmaya yönelmiştir. Siyasi istikrarımızı daima iç kavgalarımız bozdu! Hemen kutuplaşmaya kapılmak gibi "genetik" bir zaafımız var demek ki! Dönemler boyunca devamlılık gösteren bu fay hatları açısından baktığımızda, 2008 yılında gündemimizde üç temel sorun gözüküyor: Siyasi istikrar, ekonomik reformlar, terör dahil olmak üzere etnik mesele... Acı ilaç Siyasi istikrarın bugünkü anlamı, laiklik ve muhafazakârlık etrafında oluşan gerilimlerin ülkeyi yönetilemez hale getirecek boyutlara ulaşmasına meydan vermemek, hatta tansiyonu düşürmektir! Başka bir deyişle, demokrasinin güçlenmesi, sıkılı yumrukların açılması, beş parmağın bir olmadığının görülüp içimize sindirilmesidir. Kimse kendi hayat tarzını ve değerlerini "öteki"ne dayatamaz; ancak "bir arada yaşama"yı içimize sindirerek iç barışı ve demokratik istikrarı sürdürebiliriz. Ekonomide ise, reformlar artık acil hale gelmiştir. Güler Sabancı"nın "Ekonomi bıçak sırtında" sözü bir muhalefet sloganı değil, gerçekçi bir uyarıdır. Üstelik, dünya ekonomisinden de daralma sinyalleri geliyor ki, bizim için alarm demektir. Ekonomik reformlar; yani acı ilaç! Dün haksız olarak Kemal Derviş"e kızmış olanlar, geçen zaman içinde ekonominin sergilediği başarıyı görmeli, gerektiğinde "acı ilacın" verilmesi lüzumunu kabul etmeli, 2008"in gündemindeki reformlara karşı çıkmamalıdır. Bu defa yatağa düşmeden acı ilacı alabilmeliyiz! Üçüncüsü en zor olanıdır; etnik milliyetçilik ve onun silahlı kolu olan terör. Onu da yarın konuşalım. Taha AKYOL |
|
| Bağlantılar: bilgininefendisi.net |
| Open Source Document Project | AUP&TOS |