Editor Login | Register
Ekle

> Ödev > Sosyoloji
Mücadele Kavramı - Sosyoloji - Ödev -
sercenyurt
(Relased 04.07.2008 14:50:48)


Mücadele Kavramı

Bir toplumsal münasebette tarafların davranışı, diğer tarafın muhalefeti ve direncine rağmen kendi iradelerini hakim kılmaya yönelmişse o toplumsal münasebete mücadele denir. Kullanımı fi­ziki şiddet içermeyen mücadele araçlarına "barışçıl" mücadele araçları denmektedir. Başkalarının da rağbet ettiği bir takım fırsatları barışçı bir şekilde ele geçire­bilmek ve bunlar üzerinde tasarruf edebilmek için ser­gilenen barışçıl mücadeleye rekabet denir. Bir reka­bette gaye ve araçlar belli bir düzene göre yönlendirilmişse o rekabete "kurallara bağlanmış rekabet" diyoruz. Bireylerin yada insan tiplerinin manalı bir mücadele- niyeti olmaksızın yaşamak veya hayatta ka­labilmek için gerekli fırsatlar uğruna birbiriyle giriş­tikleri var oluş mücadelesine "ayıklanma" adı verilir. Eğer burada söz konusu olan şey yaşamak için gerekli fırsatlar ise bu "toplumsal ayıklanma", hayatta kala­bilme ve neslini muhafaza edebilme fırsatları ise "bi­yolojik ayıklanma" olur.

1. Hiç bir kural tanımayan ve gayesi rakibini ortadan kaldırmak olan kanlı mücadeleden tutunuz, ge­leneklerle kurala bağlanmış şövalye mücadelelerine ve yine kurala bağlanmış müsabakaya (spor) kadar çok değişik mücadele biçimleriyle karşılaşırız. Yine bir kadının gönlünü fethetmeye çalışan aşıkların kural ta­nımayan rekabetlerinden tutunuz piyasa düzenine bağ­lı olarak sergilenen ticari rekabete ve oradan kurallara bağlı olarak yürütülen sanat rekabeti ve seçim müca­delelerine varana kadar. Şiddete başvurmayan bir mü­cadelede kullanılan ve mücadele içinde mubah görü­len vasıtaların niteliği ile mücadele sonunda ortaya çı­kan sosyolojik neticelerin özgünlüğü, bu mücadeleyi kavramsal olarak ayrı tutmamızı haklı çıkarmaktadır.

2. Tipik ve kitlesel çapta cereyan eden her mü­cadele ve rekabet, kaderin ve birçok tesadüfün tesirine rağmen, zamanla, zafere ulaşabilmek genel bir önem arz eden şahsi vasıflara daha fazla sahip olanların "ayıklanmasıyla" sonuçlanmaktadır. (Mesela daha fazla fiziki gücümü yoksa daha fazla kurnazlık mı; daha fazla ruhi ve zihni kabiliyet mi yoksa daha fazla laf cambazlığı ve demagoji kabiliyeti mi;  amirlere mi yoksa halka karşı mı daha fazla dalkavukluk; daha öz­gün şeyler üretebilme mi yoksa daha fazla intibak ka­biliyetlini; daha fazla olağanüstü vasıfları haiz olmak mı yoksa kitle seviyesinin üstüne çıkmayan vasıflara mı sahip olmak gibi.) Bu vasıfların ne olacağını mü­cadele ve rekabet şartları belirlemektedir. Şahsi ve kit­lesel vasıfların yanı sıra insanların mücadele esnasın­daki davranışlarına gerek geleneksel saiklerle gerekse gaye-bilinci ya da değer bilinciyle yön veren düzenler de bu mücadele ve rekabet şartlarını belirlemektedir. Mücadele  ve  rekabet  şartlarının  her  biri  toplumsal ayıklanma ihtimalini etkilemektedir. Bununla birlikte "her" toplumsal ayıklanma bizce (bizim kastettiğimiz manada) "mücadele" değildir. "Toplumsal ayıklanma"evvela şunu ifade etmektedir: belli bir toplumsal mü­nasebetin kurulma imkanı belirdiğinde bir takım dav­ranış biçimleri ve şahsi vasıflar diğerlerine tercih edil­mektedir,bu (toplumsal) tercih ve seçimin bir "mücadele" sonucu mu gerçekle­şeceği veya türün biyolojik olarak hayatta kalabilme imkanını arttırıp arttıramayacağı belirtilmemektedir. Sadece gerçek bir rekabetin olduğu yerde "mücadele"nin varlığından söz edilebilir. Şimdiye kadarki tec­rübeler göstermektedir ki sadece "ayıklanma" niteliği taşıyan mücadeleleri tamamen ortadan kaldırabilmek fiilen (pratikte) mümkün değildir. Ve mücadele sadece "biyolojik ayıklanma" niteliği taşıyorsa bu mücadele­nin tamamen ortadan kaldırılmasını ilkeleştirmek (ya­ni yasaklamak ) mümkün değildir. Ayıklanmanın meydana gelişini tamamen önleyebilecek bir çare ol­mayışı, onu her daim yani ebediyyen mümkün kılmak­tadır. En katı pasifist bir düzen bile mücadelenin araç­ları, istikameti ve nesnesini düzenlemekten öteye bir şey yapamaz. Bu demektir ki gerek (açık) bir rekabet durumunda gerek yaşama ve hayatta kalabilmek için gerekli fırsatlar uğruna meydana gelen (gizli) bir ayık­lanmada üstün gelebilmek için başka mücadele araçla­rı kullanılacak bu durumda ise irsi veya eğitim yoluyla bu araçlara sahip olanlar avantajlı bir duruma geçe­cektir. Mücadeleyi tamamen ortadan kaldırabilme gayretinde karşılaşılan fiili sınır toplumsal ayıklanma, ilkesel sınır ise biyolojik ayıklanmadır.

3. Yaşama ve hayatta kalabilme için gerekli fır­satlar uğruna fertler arasında meydana gelen müca­deleler ile, toplumsal münasebetler arasında yaşanan "mücadele" ve "ayıklanmaları" birbirinden ayrı tutmak gerekir.  Arada sadece bir isim (kavram)  ben­zerliği vardır. Zira ilişkiler sadece belli bir mana ta­şıyan insan davranışlarından ibarettirler. Bu sebeple toplumsal münasebetler arası bir ayıklanma ve mü­cadele, belli bir davranış biçiminin yerine zamanla (kişiler aynı veya farklı olabilir)başka bir davranış bi­çiminin geçmesi demektir. Bu çeşitli şekillerde olabi­lir: davranış a) müşahhas bir biçimde veya umumi ola­rak düzenlenmiş toplumsal münasebetleri (yani mana­sına uygun şekilde cereyan eden davranışları) bilinçli bir şekilde bozmaya veya o toplumsal münasebetlerin kurulmasını yada sürdürülmesini bilinçli bir şekilde engellemeye çalışabilir (bir devleti savaş veya ihtilal ile yıkmaya çalışmak; bir isyanı kanlı şekilde bastır­mak, polisiye tedbirlerle kadın kapatmayı engellemek, hukuki haklardan men etmek ve cezalandırmak sure­tiyle faiz ve tefeciliği engellemek) veya mevcut bir durumu mükafatlandırmak suretiyle diğer tarafın lehi­ne bilinçli bir şekilde etkide bulunmaya çalışabilir. Tek tek fertler veya guruplar kendilerine böyle bir he­def seçmiş olabilirler. Ayrıca b) davranışın akışı içinde meydana gelen beklenmeyen neticeler ve bu neticeleri doğuran şartlar (müşahhas bir biçimde veya umumi biçimde düzenlenen)  toplumsal   münasebetlerin  ku­rulmaca veya sürdürülmesi ihtimalini azaltabilir. Bir değişim söz konusu olduğundu bütün tabii ve kültürel şartlar toplumsal münasebetlerin, kurulma ve sürdü­rülme  ihtimalini  engellemeye,  herhangi  bir  şekilde bozmaya çalışırlar. İsteyen bu durumu da kuvvetlilerin (daha iyi uyum sağlayanların) galip geldiği, toplumsal münasebetler arası bir ayıklanma olarak adlandırabilir. Ama unutmamak gerekir ki bu sözde "ayıklanma"nın insan tiplerini ayıklayan toplumsal ve biyolojik ayak­lanma ile hiç bir alakası ve benzerliği yoktur. Bunun için her münferid hadisede,  toplumsal münasebetin kurulma veya sürdürülme ihtimalini, toplumsal davranış yada münasebetlerin herhangi bir biçimi lehinde zayıflatan veya bir toplumsal münasebeti yıkan veya diğerlerine karşın bir münasebetin devamını sağlayan sebepleri tespit etmek gerekir. Ki bu sebepler tek bir kavramla ifade edilemeyecek kadar çeşitlilik arz et­mektedir.

Bunu yaparken kıymet hükümlerinin denetim dı­şına çıkarak ampirik araştırmaya bulaştırılması ve bil­hassa münferid bir olayda genellikle ferdi nitelikte olan, yani "tesadüfi" şekilde elde edilen, bir başarının müdafaa edilme tehlikesi baş göstermektedir. Son za­manlarda böyle durumlara çok rastlanılmıştır. Gerçek­ten (somut ya da özgün nitelikli) bir toplumsal müna­sebet çoğu kez somut sebeplerle dışlanmış olmakla beraber, bu dışlanmışlık o toplumsal münasebetin ge­nel olarak "uyumsuzluğuna" delalet etmemektedir.

 













Derecelendir
Kaynak sercenyurt Tarafından yazılmış/derlenmiştir.
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS