Bir toplumsal münasebette tarafların davranışı, diğer tarafın muhalefeti ve direncine rağmen kendi iradelerini hakim kılmaya yönelmişse o toplumsal münasebete mücadele denir. Kullanımı fiziki şiddet içermeyen mücadele araçlarına "barışçıl" mücadele araçları denmektedir. Başkalarının da rağbet ettiği bir takım fırsatları barışçı bir şekilde ele geçirebilmek ve bunlar üzerinde tasarruf edebilmek için sergilenen barışçıl mücadeleye rekabet denir. Bir rekabette gaye ve araçlar belli bir düzene göre yönlendirilmişse o rekabete "kurallara bağlanmış rekabet" diyoruz. Bireylerin yada insan tiplerinin manalı bir mücadele- niyeti olmaksızın yaşamak veya hayatta kalabilmek için gerekli fırsatlar uğruna birbiriyle giriştikleri var oluş mücadelesine "ayıklanma" adı verilir. Eğer burada söz konusu olan şey yaşamak için gerekli fırsatlar ise bu "toplumsal ayıklanma", hayatta kalabilme ve neslini muhafaza edebilme fırsatları ise "biyolojik ayıklanma" olur.
1. Hiç bir kural tanımayan ve gayesi rakibini ortadan kaldırmak olan kanlı mücadeleden tutunuz, geleneklerle kurala bağlanmış şövalye mücadelelerine ve yine kurala bağlanmış müsabakaya (spor) kadar çok değişik mücadele biçimleriyle karşılaşırız. Yine bir kadının gönlünü fethetmeye çalışan aşıkların kural tanımayan rekabetlerinden tutunuz piyasa düzenine bağlı olarak sergilenen ticari rekabete ve oradan kurallara bağlı olarak yürütülen sanat rekabeti ve seçim mücadelelerine varana kadar. Şiddete başvurmayan bir mücadelede kullanılan ve mücadele içinde mubah görülen vasıtaların niteliği ile mücadele sonunda ortaya çıkan sosyolojik neticelerin özgünlüğü, bu mücadeleyi kavramsal olarak ayrı tutmamızı haklı çıkarmaktadır.
2. Tipik ve kitlesel çapta cereyan eden her mücadele ve rekabet, kaderin ve birçok tesadüfün tesirine rağmen, zamanla, zafere ulaşabilmek genel bir önem arz eden şahsi vasıflara daha fazla sahip olanların "ayıklanmasıyla" sonuçlanmaktadır. (Mesela daha fazla fiziki gücümü yoksa daha fazla kurnazlık mı; daha fazla ruhi ve zihni kabiliyet mi yoksa daha fazla laf cambazlığı ve demagoji kabiliyeti mi; amirlere mi yoksa halka karşı mı daha fazla dalkavukluk; daha özgün şeyler üretebilme mi yoksa daha fazla intibak kabiliyetlini; daha fazla olağanüstü vasıfları haiz olmak mı yoksa kitle seviyesinin üstüne çıkmayan vasıflara mı sahip olmak gibi.) Bu vasıfların ne olacağını mücadele ve rekabet şartları belirlemektedir. Şahsi ve kitlesel vasıfların yanı sıra insanların mücadele esnasındaki davranışlarına gerek geleneksel saiklerle gerekse gaye-bilinci ya da değer bilinciyle yön veren düzenler de bu mücadele ve rekabet şartlarını belirlemektedir. Mücadele ve rekabet şartlarının her biri toplumsal ayıklanma ihtimalini etkilemektedir. Bununla birlikte "her" toplumsal ayıklanma bizce (bizim kastettiğimiz manada) "mücadele" değildir. "Toplumsal ayıklanma"evvela şunu ifade etmektedir: belli bir toplumsal münasebetin kurulma imkanı belirdiğinde bir takım davranış biçimleri ve şahsi vasıflar diğerlerine tercih edilmektedir,bu (toplumsal) tercih ve seçimin bir "mücadele" sonucu mu gerçekleşeceği veya türün biyolojik olarak hayatta kalabilme imkanını arttırıp arttıramayacağı belirtilmemektedir. Sadece gerçek bir rekabetin olduğu yerde "mücadele"nin varlığından söz edilebilir. Şimdiye kadarki tecrübeler göstermektedir ki sadece "ayıklanma" niteliği taşıyan mücadeleleri tamamen ortadan kaldırabilmek fiilen (pratikte) mümkün değildir. Ve mücadele sadece "biyolojik ayıklanma" niteliği taşıyorsa bu mücadelenin tamamen ortadan kaldırılmasını ilkeleştirmek (yani yasaklamak ) mümkün değildir. Ayıklanmanın meydana gelişini tamamen önleyebilecek bir çare olmayışı, onu her daim yani ebediyyen mümkün kılmaktadır. En katı pasifist bir düzen bile mücadelenin araçları, istikameti ve nesnesini düzenlemekten öteye bir şey yapamaz. Bu demektir ki gerek (açık) bir rekabet durumunda gerek yaşama ve hayatta kalabilmek için gerekli fırsatlar uğruna meydana gelen (gizli) bir ayıklanmada üstün gelebilmek için başka mücadele araçları kullanılacak bu durumda ise irsi veya eğitim yoluyla bu araçlara sahip olanlar avantajlı bir duruma geçecektir. Mücadeleyi tamamen ortadan kaldırabilme gayretinde karşılaşılan fiili sınır toplumsal ayıklanma, ilkesel sınır ise biyolojik ayıklanmadır.
3. Yaşama ve hayatta kalabilme için gerekli fırsatlar uğruna fertler arasında meydana gelen mücadeleler ile, toplumsal münasebetler arasında yaşanan "mücadele" ve "ayıklanmaları" birbirinden ayrı tutmak gerekir. Arada sadece bir isim (kavram) benzerliği vardır. Zira ilişkiler sadece belli bir mana taşıyan insan davranışlarından ibarettirler. Bu sebeple toplumsal münasebetler arası bir ayıklanma ve mücadele, belli bir davranış biçiminin yerine zamanla (kişiler aynı veya farklı olabilir)başka bir davranış biçiminin geçmesi demektir. Bu çeşitli şekillerde olabilir: davranış a) müşahhas bir biçimde veya umumi olarak düzenlenmiş toplumsal münasebetleri (yani manasına uygun şekilde cereyan eden davranışları) bilinçli bir şekilde bozmaya veya o toplumsal münasebetlerin kurulmasını yada sürdürülmesini bilinçli bir şekilde engellemeye çalışabilir (bir devleti savaş veya ihtilal ile yıkmaya çalışmak; bir isyanı kanlı şekilde bastırmak, polisiye tedbirlerle kadın kapatmayı engellemek, hukuki haklardan men etmek ve cezalandırmak suretiyle faiz ve tefeciliği engellemek) veya mevcut bir durumu mükafatlandırmak suretiyle diğer tarafın lehine bilinçli bir şekilde etkide bulunmaya çalışabilir. Tek tek fertler veya guruplar kendilerine böyle bir hedef seçmiş olabilirler. Ayrıca b) davranışın akışı içinde meydana gelen beklenmeyen neticeler ve bu neticeleri doğuran şartlar (müşahhas bir biçimde veya umumi biçimde düzenlenen) toplumsal münasebetlerin kurulmaca veya sürdürülmesi ihtimalini azaltabilir. Bir değişim söz konusu olduğundu bütün tabii ve kültürel şartlar toplumsal münasebetlerin, kurulma ve sürdürülme ihtimalini engellemeye, herhangi bir şekilde bozmaya çalışırlar. İsteyen bu durumu da kuvvetlilerin (daha iyi uyum sağlayanların) galip geldiği, toplumsal münasebetler arası bir ayıklanma olarak adlandırabilir. Ama unutmamak gerekir ki bu sözde "ayıklanma"nın insan tiplerini ayıklayan toplumsal ve biyolojik ayaklanma ile hiç bir alakası ve benzerliği yoktur. Bunun için her münferid hadisede, toplumsal münasebetin kurulma veya sürdürülme ihtimalini, toplumsal davranış yada münasebetlerin herhangi bir biçimi lehinde zayıflatan veya bir toplumsal münasebeti yıkan veya diğerlerine karşın bir münasebetin devamını sağlayan sebepleri tespit etmek gerekir. Ki bu sebepler tek bir kavramla ifade edilemeyecek kadar çeşitlilik arz etmektedir.
Bunu yaparken kıymet hükümlerinin denetim dışına çıkarak ampirik araştırmaya bulaştırılması ve bilhassa münferid bir olayda genellikle ferdi nitelikte olan, yani "tesadüfi" şekilde elde edilen, bir başarının müdafaa edilme tehlikesi baş göstermektedir. Son zamanlarda böyle durumlara çok rastlanılmıştır. Gerçekten (somut ya da özgün nitelikli) bir toplumsal münasebet çoğu kez somut sebeplerle dışlanmış olmakla beraber, bu dışlanmışlık o toplumsal münasebetin genel olarak "uyumsuzluğuna" delalet etmemektedir.
|