| Editor Login | Register | ||
| > Bilgi Rehberi > Sosyoloji |
|
|
| Toplumsal Davranış Tipleri |
Toplumsal davranışların düzenlilikler arz ettiği, yani gözetilen mananın aynı türde ve benzer olması durumunda davranışın aynı kişi tarafından tekrarlanan, davranışta bulunanların birden fazla olması halinde ise yaygınlaşan bir seyir aldığı görülmektedir, işte sosyoloji, davranışların kendi seyri içinde aldığı bu biçimlerle ilgilenmektedir. Ve bu özelliğiyle tarih ilminden ayrılmaktadır. Zira tarih ilmi, daha önemli gördüğü ve tarihi gidişatı etkilediğine hükmettiği münferid hadiselerin tespiti ve nedensel açıklamalarıyla ilgilenmektedir. Adet, toplumsal bir davranışın belli bir tarzda düzenlilik gösterme ihtimalinin bulunmasıdır. Şayet düzenlilik, toplumsal bir davranışın sadece rutin şekilde tekrarlanmasından oluşuyorsa ve bu düzenlilik ihtimali bir topluluk içinde somut davranışlarla gerçekleşmişse buna adet diyoruz. Şayet bu somut tekrarlar eski bir alışkanlığa dayanıyorsa o zaman adet, gelenek adını alır. Şayet bu düzenlilik ihtimalinin gerçekleşmesi, kişinin davranışlarında sadece aynı tür beklentilerine gaye bilinçlice yönelmesine bağlıysa ve bağlı olduğu sürece bu düzenliliğe menfaate dayalıdır {menfaat kaynaklı) deriz. 1. "Moda" da adetlere dahildir.Geleneğin aksine sırf yeni bir davranış biçimi olduğu için modaya uygun davranış sergilenmesi modayı gelenekler değil, adetler sınıfına sokar. Bu yönüyle adetler "teamüllere" yakındır.Zira adetler de çoğu teamüller gibi sınıfsal asalet ve itibar kaygısından kaynaklanmaktadır. 2. Gelenek, teamül ve hukukun aksine müeyyidesi olmayan kural demektir. Kişi bu kurala ister düşünmeksizin ister keyfinden ister başka bir sebeple olsun gönüllü olarak uyar ve kendi muhitindeki diğer insanların da aynı sebeplerle bu kurala uyacaklarına inanır.Kimse bir geleneğe uymaya "zorlanamaz". Bu bakımdan gelenekte mecburi bir geçerlilik yoktur. Gelenekler her yerde uyulması mecburi kuralların atası olmakla beraber geleneklerin zamanla teamüllere ve hukuka dönüşmesi mutlak değildir. Sabahları alışılmış tarzda kahvaltı yapmak bugün için bir gelenektir ama bir "bağlayıcılığı" yoktur ve ayrıca bu her zaman gelenekde değildi.Buna mukabil gelenekten kaynaklanan giyim farzı bugün gelenek olmanın ötesinde teamül halini almıştır.
3. Toplumsal davranışın, bilhassa iktisadi davranışın kendi seyri içinde gösterdiği çok sayıdaki düzenlilikler, ne mecburi kurallar olarak görülen normlardan ne de geleneklere yönelişten kaynaklanmaktadır. Bu düzenliliklerin dayandığı tek husus, tarafların davranış tarzının eşyanın tabiatı gereği kendi şahsi menfaatlerine ortalama seviyede en uygun düşen tarz olması ve tarafların davranışlarını bu niyet ve bilgiye uygun şekilde yönlendirmesidir. Serbest pazarda fiyatların belirlenmesinde tezahür eden düzenlilikler gibi. Pazarda yer alan insanlar için kendi şahsi iktisadi menfaatleri onların "gayelerini" oluşturmaktadır bu amaca ulaşmak için sergilenecek davranışlar ise birer "vasıtadır". Yine başkalarından beklenen ortalama davranışları ise "şartlar" olarak görürler. Gayelerine ulaşabilmek için davranışlarını bir vasıta olarak gayelerine ve şartlara uygun şekilde yönlendirirler. Bu insanlar ne kadar katı şekilde gaye bilinçli davranış sergilerlerse karşı karşıya kaldıkları meselelerde o derece benzer tepki verirler ve işte bu suretle davranış ve tavırlarda benzerlikler, düzenlilikler ve süreklilikler husule gelir. Bu benzerlik, düzenlilik ve süreklilik, bir muhitte bağlayıcı olarak addedilen bir takım norm ve vazifelere uygun şekilde sergilenen davranışlara nispetle daha fazla istikrar arz eder. Şahsi menfaatler ve başkalarının menfaat beklentileri hesap edilerek davranışın bu menfaatlere yönelmesi normlar kadar etkili olmakta, normlar koyma yoluyla zorla elde edilmek istenenlere yakın neticeler vermektedir. Bu olgu bilhassa iktisadi sahada hayli dikkat çekmiş ve iktisadın bir ilim olarak doğuşuna temel teşkil etmiştir. Bu sadece iktisad değil davranışın bütün sahaları için geçerlidir. Bu (menfaatlere uygun) davranış biçiminin özelliği vicdani bir kayıt olmaksızın iradi bir tercihle yapılmış olmasıdır ve bu özelliğiyle yerleşik bir geleneğe katılmayla oluşan her türlü manevi bağın ve değeri itibarıyla inanılan bir norma teslimiyetin tam zıt kutbunu teşkil etmektedir. Davranışın rasyonelleşmesinin mühim bir unsuru, geleneklere olan manevi bağlılığın yerini menfaatlere planlı bir şekilde adaptasyonun almasıdır. Tabii ki rasyonelleşme sadece bu süreçten ibaret değildir. Zira rasyonelleşme, gelenek ve hissi davranışların terk edilerek değer-bilinçli davranış istikametinde müspet bir seyir alabileceği gibi değer bilinçli bir davranıştan değer gözetmeyen gaye bilinçli bir davranışa doğru bir seyir de alabilir. 4. Bir muhitteki insanların ekseriyeti şayet bir geleneğe itibar edip ona uygun şekilde hareket ediyorlarsa, o takdirde bu geleneğe uymayan ve dikkat etmeyen biri, bir takım sıkıntılarla ve hoş olmayan durumlarla karşı karşıya kalabilir. İşte bir geleneği esas itibarıyla kalıcı ve sürekli kılan bu durumdur. Menfaate dayalı bir durumun sürekliliği ve kalıcılığı da bunun gibidir. Başkalarının menfaatlerini hesaba katmayan, davranışlarını buna göre ayarlamayan kişi onların mukavemetiyle karşılaşmak veya istemediği ya da tahmin etmediği bir durumla karşı karşıya kalmak suretiyle kendi menfaatlerine zarar verir.
|
|
| Bağlantılar: bilgininefendisi.net |
| Open Source Document Project | AUP&TOS |