| Editor Login | Register | ||
| > Bilgi Rehberi > Sosyoloji |
|
|
| Toplumsal Münasebet |
Toplumsal münasebet, tarafların bir mana etrafında [karşılıklı vaziyet alarak] birbirlerine göre uyarlanmış ve o manaya yönelmiş davranışlar sergilemesidir. Toplumsal münasebet, tamamıyla ve sadece belli bir (anlamlı) tarz içinde toplumsal davranış sergilenme ihtimalinden ibarettir. Bu ihtimalin neye dayandığı ise esas itibarıyla önemsizdir. 1. Yani kavram, esas itibarıyla karşılıklı davranışta bulunan taraflar arasında asgari de olsa bir münasebetin varlığına işaret etmektedir. Bu münasebetin muhtevası çok farklı şeyler olabilir: Kavga, düşmanlık, aşk, dostluk, sadakat, alışveriş, bir akdin yerine getirilmesi, yıkılması veya kaytarma, iktisadi, cinsel ya da başka bir tür rekabet, sınıfsal ya da milli dayanışma beraberlik. Görüldüğü gibi kavram, taraflar arasında dayanışma mı yoksa çatışma mı olduğunu belirtmemektedir. 2. Gerek gerçekleşmiş bir tek olguda veya ortalama olarak, gerekse zihnen kurgulanmış hayali saf bir tipte olsun taraflarca kastedilen mana, normatif bakımdan "doğru", metafizik bakımdan "hakiki" değil gözlenebilir ampirik manadır. Toplumsal münasebet, "devlet", "kilise", "aile" gibi "sosyal müesseseler" bünyesinde cereyan etse bile sadece ve tamamıyla taraflarca bir mana etrafında belli bir tarz içinde (geçmişte şimdi veya ilerde) [karşılıklı vaziyet alarak] birbirine göre uyarlanmış davranışlar sergilenmesi ihtimalinden ibarettir.Kavramın nesneleştirilmesinden sakınabilmek için bu noktanın göz önünde tutulması gerekir. Mesela bir "devlet", bünyesinde bir manaya yönelmiş bazı toplumsal davranış biçimlerinin sergilenmesi ihtimalinin ortadan kalkmasıyla sosyolojik bakımdan varlığını yitirir. Bu ihtimal çok büyük olabileceği gibi çok önemsiz bir boyutta da olabilir. İhtimal hangi mana ve nispette var ise veya varolmuşsa o mana ve nispette de uygun toplumsal bir münasebet vardır veya varolmuş demektir. Mesela şöyle bir devlet vardır veya artık böyle bir devlet yoktur gibi ifadelerde daha farklı ve daha açık manalar aranmamalıdır. 3. (Karşılıklı vaziyet alış içinde) davranışların birbirlerine uyarlanması denince, tarafların somut bir durumda toplumsal münasebete muhataplarıyla aynı manayı verdikleri veya muhatabın tavrını içten benimsedikleri yani bu manada bir "mütekabiliyet" içinde oldukları anlaşılmamalıdır. Taraflardan birinin "dostluğu", "aşkı", "sadakati", "ahde vefası", "milli birlik duygusu" diğerince tamamen farklı bir tavırla karşılanabilir. O takdirde taraflar davranışlarına farklı bir mana atfetmektedirler. Toplumsal münasebet bu haliyle her iki taraf için objektif tek taraflılık arz eder. Böyle tek taraflı bir münasebette şayet taraflardan biri, muhatabının kendiyle ilgili bir tavrı olduğunu farz ederek davranışını bu beklentiye göre sergiliyorsa -ki bu davranışın seyrine ve münasebetin biçimine tesir edebilir ve ekseriyetle etmektedir- bu durumda dahi karşılıklı vaziyet alış (davranışların karşılıklı olarak uyarlanması) var demektir. Toplumsal münasebet, tarafların atfettikleri manaların -tarafların ortalama beklentilerine göre- birbirine tekabül etmesi halinde ancak çift taraflı olabilir. Mesela çocuğun tavrının babaya karşı (münferiden, ortalama ya da saf tip bakımından) en azından yaklaşık olarak babanın beklentisine uygun olması gibi. Tam ve eksiksiz bir mana mütekabiliyetine dayanan toplumsal münasebet gerçek hayatta nadir olarak görülebilecek istisnai bir haldir. Mütekabiliyetin olmaması şayet tarafların aynı zamanda davranışlarını birbirlerine tevcih etmeden çizmelerine yol açıyorsa terminolojimize göre arada bir toplumsal münasebet yok demektir. Gerçek hayatta esas olarak ara durumlar kaideyi oluştururlar. 4. Bir toplumsal münasebet geçici bir mahiyet arz edebilir veya daimi olabilir; bir başka ifadeyle, manaya uygun (yani geçerli ve beklenen) davranış, muntazam şekilde devamlı tekrarlanma ihtimali gösterebilir. İşte sadece bu ihtimalin -yani sadece ve sadece küçük veya büyük bir ihtimalde de olsa manaya uygun davranışın oluşması- mevcudiyeti toplumsal münasebetin kalıcılığının göstergesidir. Ve yanlış anlaşılmalara yol açmamak için bu durumun daima göz önünde tutulması gerekir. Herhangi bir "arkadaşlığın" veya "devletin" varlığı veya daha önce var olmuş olması sadece ve sadece şu manaya gelmektedir: Biz gözlemciler böyle bir durumda, bazı insanlar tarafından belli bir tarzda vaziyet alınmak suretiyle gözetilen ortalama bir manaya göre belli bir türde davranışlar sergilenmesi ihtimalinin şimdi veya eskiden var olduğuna hükmederiz. Hukuki bakımdan belli manada bir kanun ya geçerlidir ya değildir yine hukuki bir münasebet ya mevcuttur ya da değildir. Hukuki bakımdan kaçınılmaz olan bu ihtimaller sosyoloji için söz konusu değildir. 5. Bir toplumsal münasebetin mana içeriği değişebilir, mesela dayanışmaya dayanan bir siyasi münasebet zamanla menfaat çatışmasına dönüşebilir. Böyle bir durumda yeni bir münasebetin doğduğunu veya eski münasebetin yeni bir mana alarak sürdüğünü söyleyebilmek değişim kavramının terminolojik bakımdan uygunluğuna ve değişimdeki süreklilik derecesine kalmış bir şeydir. Ayrıca mana içeriği kısmen sabit kalıp kısmen de değişebilir. 6. İstikrar arz eden toplumsal bir münasebetti mana içeriği taraflarca, "düsturlar" halinde formüle edilmiş olabilir. Bu durumda taraflar kendi davranışlarına bu "düsturlara" göre yön verdikleri gibi muhataplarının da bu "düsturlara" ortalama düzeyde veya yak 7. Bir toplumsal münasebetin mana içeriği karşılıklı mutabakat sonucu akdedilen bir antlaşmaya dayanıyor olabilir. Bu, tarafların ilerideki davranışları için birbirine vaadde bulunmaları demektir. Böylece tarafların her biri evvela, diğerinin anlaşmadan ne anlıyorsa davranışına ona göre yön vereceğine emindir. Kendisi de yaptığı bu anlaşmaya kendi gözettiği manada sadık kalabilmek için davranışını kısmen bu beklentiye göre gaye bilinciyle kısmen de vazife duygusu içinde değer-bilinciyle yönlendirir.
|
|
| Bağlantılar: bilgininefendisi.net |
| Open Source Document Project | AUP&TOS |