Editor Login | Register
Ekle

> Bilgi Rehberi > Sosyoloji
Toplumsal Münasebet - Sosyoloji - Bilgi Rehberi -
sercenyurt
(Relased 04.07.2008 14:49:08)


Toplumsal Münasebet

Toplumsal münasebet, tarafların bir mana etra­fında [karşılıklı vaziyet alarak] birbirlerine göre uyarlanmış ve o manaya yönelmiş davranışlar sergilemesidir. Toplumsal münasebet, tamamıyla ve sa­dece belli bir (anlamlı) tarz içinde toplumsal davranış sergilenme ihtimalinden ibarettir. Bu ihtimalin neye da­yandığı ise esas itibarıyla önemsizdir.

1. Yani kavram, esas itibarıyla karşılıklı davra­nışta bulunan taraflar arasında asgari de olsa bir mü­nasebetin varlığına işaret etmektedir. Bu münasebetin muhtevası çok farklı şeyler olabilir: Kavga, düşman­lık, aşk, dostluk, sadakat, alışveriş, bir akdin yerine getirilmesi, yıkılması veya kaytarma, iktisadi, cinsel ya da başka bir tür rekabet, sınıfsal ya da milli dayanışma beraberlik. Görüldüğü gibi kavram, taraflar ara­sında dayanışma mı yoksa çatışma mı olduğunu belirtmemektedir.

2. Gerek  gerçekleşmiş bir tek olguda veya orta­lama olarak, gerekse zihnen    kurgulanmış hayali saf bir tipte olsun taraflarca kastedilen mana, normatif ba­kımdan "doğru", metafizik bakımdan "hakiki" değil gözlenebilir ampirik manadır. Toplumsal münasebet, "devlet",   "kilise",  "aile"  gibi  "sosyal müesseseler" bünyesinde cereyan etse bile sadece ve tamamıyla ta­raflarca bir mana etrafında belli bir tarz içinde (geç­mişte şimdi veya ilerde) [karşılıklı vaziyet alarak] bir­birine göre uyarlanmış davranışlar sergilenmesi ihti­malinden   ibarettir.Kavramın  nesneleştirilmesinden sakınabilmek için bu noktanın göz önünde tutulması gerekir. Mesela bir "devlet", bünyesinde bir manaya yönelmiş bazı toplumsal davranış biçimlerinin sergi­lenmesi ihtimalinin ortadan kalkmasıyla sosyolojik bakımdan varlığını yitirir. Bu ihtimal çok büyük olabi­leceği gibi çok önemsiz bir boyutta da olabilir. İhtimal hangi mana ve nispette var ise veya varolmuşsa o mana ve nispette de uygun toplumsal bir münasebet vardır veya varolmuş demektir. Mesela şöyle bir dev­let vardır veya artık böyle bir devlet yoktur gibi ifade­lerde daha farklı ve daha açık manalar aranmamalıdır.

3. (Karşılıklı vaziyet alış içinde) davranışların birbirlerine uyarlanması denince, tarafların somut bir durumda toplumsal münasebete muhataplarıyla aynı manayı verdikleri veya muhatabın tavrını içten benim­sedikleri yani bu manada bir "mütekabiliyet" içinde oldukları anlaşılmamalıdır. Taraflardan birinin "dost­luğu", "aşkı", "sadakati", "ahde vefası", "milli birlik duygusu" diğerince tamamen farklı bir tavırla karşıla­nabilir.  O takdirde taraflar davranışlarına farklı bir mana atfetmektedirler. Toplumsal münasebet bu haliy­le her iki taraf için objektif tek taraflılık arz eder. Böy­le tek taraflı bir münasebette şayet taraflardan biri, muhatabının kendiyle ilgili bir tavrı olduğunu farz ederek davranışını bu beklentiye göre sergiliyorsa -ki bu davranışın seyrine ve münasebetin biçimine tesir edebilir ve ekseriyetle etmektedir- bu durumda dahi karşılıklı vaziyet alış (davranışların karşılıklı olarak uyarlanması) var demektir. Toplumsal münasebet, ta­rafların atfettikleri manaların -tarafların ortalama bek­lentilerine göre- birbirine tekabül etmesi halinde ancak çift taraflı olabilir. Mesela çocuğun tavrının babaya karşı (münferiden, ortalama ya da saf tip bakımından) en azından yaklaşık olarak babanın beklentisine uygun olması gibi. Tam ve eksiksiz bir mana mütekabiliyeti­ne dayanan toplumsal münasebet gerçek hayatta nadir olarak görülebilecek istisnai bir haldir. Mütekabiliye­tin olmaması şayet tarafların aynı zamanda davranışla­rını birbirlerine tevcih etmeden çizmelerine yol açı­yorsa terminolojimize göre arada bir toplumsal müna­sebet yok demektir. Gerçek hayatta esas olarak ara du­rumlar kaideyi oluştururlar.

4. Bir toplumsal münasebet geçici bir mahiyet arz edebilir veya daimi olabilir; bir başka ifadeyle, manaya uygun (yani geçerli ve beklenen) davranış, muntazam şekilde devamlı tekrarlanma ihtimali göste­rebilir. İşte sadece bu ihtimalin -yani sadece ve sadece küçük veya büyük bir ihtimalde de olsa manaya uygun davranışın oluşması- mevcudiyeti toplumsal münase­betin kalıcılığının göstergesidir. Ve yanlış anlaşılmala­ra yol açmamak için bu durumun daima göz önünde tutulması gerekir. Herhangi bir "arkadaşlığın" veya "devletin" varlığı veya daha önce var olmuş olması sadece ve sadece şu manaya gelmektedir: Biz gözlem­ciler böyle bir durumda, bazı insanlar tarafından belli bir tarzda vaziyet alınmak suretiyle gözetilen ortalama bir manaya göre belli bir türde davranışlar sergilenme­si ihtimalinin şimdi veya eskiden var olduğuna hükme­deriz. Hukuki bakımdan belli manada bir kanun ya geçerlidir ya değildir yine hukuki bir münasebet ya mevcuttur ya da değildir. Hukuki bakımdan kaçınılmaz olan bu ihtimaller sosyoloji için söz konusu değildir.

5. Bir toplumsal münasebetin mana içeriği deği­şebilir, mesela dayanışmaya dayanan bir siyasi müna­sebet zamanla menfaat çatışmasına dönüşebilir. Böyle bir durumda yeni bir münasebetin doğduğunu veya eski münasebetin yeni bir mana alarak sürdüğünü söyleyebilmek değişim kavramının terminolojik bakım­dan uygunluğuna ve değişimdeki süreklilik derecesine kalmış bir şeydir. Ayrıca mana içeriği kısmen sabit kalıp kısmen de değişebilir.

6.  İstikrar arz eden toplumsal bir münasebetti mana içeriği taraflarca, "düsturlar" halinde formüle edilmiş olabilir. Bu durumda taraflar kendi davranışla­rına bu "düsturlara" göre yön verdikleri gibi muhatap­larının da bu "düsturlara" ortalama düzeyde veya yak­
laşık olarak uymasını beklerler. Bir davranış, mahiyeti itibariyle ne kadar fazla akılcı gaye-bilinci veya değer bilinciyle yönlendirilmişse düsturlaştırma hali de o de­rece artmaktadır. Herhangi bir aşk ilişkisinde veya (sadakat gibi) hissi bir münasebette gözetilen mananın
akılcı şekilde düsturlaştırılması ihtimali bir ticari söz­leşme münasebetine göre daha zayıftır.

7. Bir toplumsal münasebetin mana içeriği karşılıklı mutabakat sonucu akdedilen bir antlaşmaya da­yanıyor olabilir. Bu, tarafların ilerideki davranışları için birbirine vaadde bulunmaları demektir. Böylece tarafların her biri evvela, diğerinin anlaşmadan ne anlıyorsa davranışına ona göre yön vereceğine emin­dir. Kendisi de yaptığı bu anlaşmaya kendi gözettiği manada sadık kalabilmek için davranışını kısmen bu beklentiye göre gaye bilinciyle kısmen de vazife duy­gusu içinde değer-bilinciyle yönlendirir.

 

 













Derecelendir
Kaynak sercenyurt Tarafından yazılmış/derlenmiştir.
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS