Editor Login | Register
Ekle

> Ödev > Sosyoloji
Toplumsal Davranışı Belirleyen Sebepler - Sosyoloji - Ödev -
sercenyurt
(Relased 04.07.2008 14:48:42)
%4


Toplumsal Davranışı Belirleyen Sebepler

Her davranış gibi toplumsal bir davranış da :1) gaye-bilinciyle (zweckrational) 2) değer-bilinciyle (vvetrational)

3)  hissi saiklerle (affektuel )

4)  geleneksel saiklerle (traditional) belirlenmiş olabilir.

1) Davranışın gaye-bilinciyle belirlenmesi: Kişi­nin, dış dünyadaki nesnelerin ve insanların davranışla­rıyla ilgili beklentilerde bulunması ve bu beklentileri­ni, akılcı şekilde ölçüp biçerek kendi belirlediği gaye­ye ulaşabilmek için birer "vasıta" olarak kullanması veya gayesine ulaşmanın "şartları" olarak değerlen­dirmesidir.

2) Davranışın değer-bilinciyle belirlenmesi:
Kişinin bir davranışı, sırf ahlaki, estetik ya da dini

bakımdan taşıdığına inandığı değerinden dolayı sergi­lemesi bunu yaparken davranışının doğuracağı netice­leri nazar-ı dikkate almamasıdır.

3) Davranışın hissi saiklerle belirlenmesi:
Kişinin davranışını yaşadığı anlık hissi tutum ve

heyecanlarla emosyonel olarak sergilemesi

4)       Davranışın geleneksel saiklerle belirlenmesi:
Kişinin davranışını yerleşmiş alışkanlıklarla sergi­lemesi.

1. Saf geleneksel davranış -tıpkı saf tepkisel taklit gibi- anlamlı davranışları anlamsızlardan ayıran sınır­da, hatta genellikle anlamsız davranışlar tarafında bu­lunur. Zira geleneksel davranış genellikle müphem ve belli başlı tahriklere karşı alışılmış şekilde tepki gös­terme mahiyetindedir. Alışkanlıklardan müteşekkil günlük davranışlar cümlesi bu davranış tipine daha yakındır. Anlamlı davranışlar sınırında yer alarak top­lumsal davranışlar kategorisine giren geleneksel dav­ranışlarda, alışkanlıklara bağlılık belli bir anlamda ve derecede bilinçli şekilde devam ettirilmektedir. Gele­neksel davranışlar bu durumda değer-bilinçli davra­nışlara yaklaşmaktadır.

2.   Saf hissi davranış da aynı şekilde anlamlı dav­ranışları anlamsızlardan ayıran sınırda ve umumiyetle anlamsız davranışlar tarafında bulunur. Duygusal dav­ranış alışılmamış yani günlük olmayan bir tahrike kar­şı kendine hakimiyetini kaybederek yapılmış bir tepki halinde kendini gösterebilir. Şayet hissi davranış bilinçli bir şekilde psikolojik bir boşalma şeklinde tezahür ederse o takdirde ekseriyetle (her zaman değil) değer-bilinçli davra­nış veya gaye-bilinçli davranış veya her ikisi birden söz konusu olur.

3. Değer-bilinçli yönelişin hissi yönelişten farkı, dav­ranıştaki nihai istikametin (yönelişin) bilinçli bir şekilde tespit ve tayin edilmesi ayrıca bu istikamete tavizsiz ve planlı bir şekilde yönelinmesidir. Eylemde başarıdan ziya­de bilakis bizzat davranışın yapılış tarzının mühim olması bu iki davranış tipinin  müşterek tarafıdır.  İntikam,  haz, kendini bir şeye adama, vecd yoluyla tatmin olan kişi hissi davranıyor demektir. Kim davranışının doğuracağı neticelere aldırmaksızın sırf vazife, şeref, güzellik, zühd, sadakat ya da herhangi bir dava inancından dolayı davranışta bulu­nursa, davranışını saf değer-bilinciyle sergilemiş olur. De­ğer-bilinçli akılcı davranış, hep inanılan "ilkelere" yada ki­şinin kendinden beklenildiğine inandığı "taleplere" uygun davranışlardır. Beşeri davranışlar bu prensiplere yöneldiği ölçüde değer-bilinçli davranıştan söz etmek mümkündür. (Bu çok muhtelif ölçülerde vaki olmakla beraber ekseriyet­le sınırlı ölçülerde rastlanılan bir durumdur.) Burada davra­nış çeşitlerinin tam ve eksiksiz bir tasnifini yapmamakla birlikte bu davranış tipi -ilerde de göreceğimiz gibi- ayrı bir yere konmayı gerektirecek kadar mühimdir.

4. Kim davranışını gaye, vasıta ve doğabilecek muh­temel yan tesirlere göre ayarlayarak ve bu arada vasıtaları gayeyle gayeyi aksi neticeleriyle hatta farklı gayeleri birbi­riyle akılcı bir şekilde tartarak ayrıca hissi ve geleneksel olmayacak şekilde davranışta bulunursa, gaye-bilinçli" bir davranış sergilemiş olur. Birbiriyle rakip durumda olan ve çatışan gaye ve neticeler arasında değer-bilinçli bir tercih yapılmış olabilir. O takdirde davranış sadece kullanılan va­sıtalar itibarıyla gaye-bilinçli olmaktadır. Ya da davranış sahibi, birbiriyle rakip olan ve çatışan bu gayelere "ilke" ve "talepler" gereği değer-bilinciyle yönelmeksizin, bunları, sadece sübjektif tatmin gerektiren hisler olarak görür ve kendi belirlediği aciliyet sıralamasına tabii tutar, davranışı­nı da bunları sırayla tatmin edecek şekilde ayarlar. Değer-bilinçli yöneliş ile gaye-bilinci arasında farklı türde alaka­lar olabilmektedir. Ama gaye-bilinçlilik açısından bakıldı­ğında değer-bilinçli davranış her zaman akıl-dışı nitelikte­dir. Hele davranışın uğruna yapıldığı değer mutlak değer halini almışsa daha da fazla akıl-dışı olur. Zira davranışın sadece kendi değerine (saf bir inanmıştık, mutlak iyilik, güzellik, mesuliyet) ehemmiyet atfedildikçe davranışın do­ğuracağı neticeler de o kadar gözden düşmektedir. Ama bir davranışın mutlak manada gaye-bilinçli bir davranış olması da esas itibariyle kurgulanmış bir uç haldir.

5. Davranışın hele toplumsal davranışın bu türlerden sade­ce birine yönelmiş olması çok ender bir haldir. Aynı şekil­de davranışın alabileceği muhtemel bütün yönelişler yuka­rıda zikredilen yöneliş türlerinden ibaret değildir. Zikretti­ğimiz yöneliş türleri sosyolojik maksatla tesis edilmiş saf kavramsal tiplerdir ve gerçek (reel) davranışlar bu saf kav-ramsaf tiplere az-çok yaklaşmakta veya bu tiplerin bir ter­kibi olmaktadır. Bu kavramsal tiplerin gayemize ne kadar uygun olduğu ancak verimlerine  bakılarak anlaşılabilir.

 

 

 

 













Derecelendir
Kaynak sercenyurt Tarafından yazılmış/derlenmiştir.
İçerik İhbarı
Bağlantılar: bilgininefendisi.net

Open Source Document Project AUP&TOS