| Editor Login | Register | ||
| > Ödev > Sosyoloji |
|
|
| Toplumsal Davranışı Belirleyen Sebepler |
Her davranış gibi toplumsal bir davranış da :1) gaye-bilinciyle (zweckrational) 2) değer-bilinciyle (vvetrational) 3) hissi saiklerle (affektuel ) 4) geleneksel saiklerle (traditional) belirlenmiş olabilir. 1) Davranışın gaye-bilinciyle belirlenmesi: Kişinin, dış dünyadaki nesnelerin ve insanların davranışlarıyla ilgili beklentilerde bulunması ve bu beklentilerini, akılcı şekilde ölçüp biçerek kendi belirlediği gayeye ulaşabilmek için birer "vasıta" olarak kullanması veya gayesine ulaşmanın "şartları" olarak değerlendirmesidir. 2) Davranışın değer-bilinciyle belirlenmesi: bakımdan taşıdığına inandığı değerinden dolayı sergilemesi bunu yaparken davranışının doğuracağı neticeleri nazar-ı dikkate almamasıdır. 3) Davranışın hissi saiklerle belirlenmesi: heyecanlarla emosyonel olarak sergilemesi 4) Davranışın geleneksel saiklerle belirlenmesi: 1. Saf geleneksel davranış -tıpkı saf tepkisel taklit gibi- anlamlı davranışları anlamsızlardan ayıran sınırda, hatta genellikle anlamsız davranışlar tarafında bulunur. Zira geleneksel davranış genellikle müphem ve belli başlı tahriklere karşı alışılmış şekilde tepki gösterme mahiyetindedir. Alışkanlıklardan müteşekkil günlük davranışlar cümlesi bu davranış tipine daha yakındır. Anlamlı davranışlar sınırında yer alarak toplumsal davranışlar kategorisine giren geleneksel davranışlarda, alışkanlıklara bağlılık belli bir anlamda ve derecede bilinçli şekilde devam ettirilmektedir. Geleneksel davranışlar bu durumda değer-bilinçli davranışlara yaklaşmaktadır. 2. Saf hissi davranış da aynı şekilde anlamlı davranışları anlamsızlardan ayıran sınırda ve umumiyetle anlamsız davranışlar tarafında bulunur. Duygusal davranış alışılmamış yani günlük olmayan bir tahrike karşı kendine hakimiyetini kaybederek yapılmış bir tepki halinde kendini gösterebilir. Şayet hissi davranış bilinçli bir şekilde psikolojik bir boşalma şeklinde tezahür ederse o takdirde ekseriyetle (her zaman değil) değer-bilinçli davranış veya gaye-bilinçli davranış veya her ikisi birden söz konusu olur. 3. Değer-bilinçli yönelişin hissi yönelişten farkı, davranıştaki nihai istikametin (yönelişin) bilinçli bir şekilde tespit ve tayin edilmesi ayrıca bu istikamete tavizsiz ve planlı bir şekilde yönelinmesidir. Eylemde başarıdan ziyade bilakis bizzat davranışın yapılış tarzının mühim olması bu iki davranış tipinin müşterek tarafıdır. İntikam, haz, kendini bir şeye adama, vecd yoluyla tatmin olan kişi hissi davranıyor demektir. Kim davranışının doğuracağı neticelere aldırmaksızın sırf vazife, şeref, güzellik, zühd, sadakat ya da herhangi bir dava inancından dolayı davranışta bulunursa, davranışını saf değer-bilinciyle sergilemiş olur. Değer-bilinçli akılcı davranış, hep inanılan "ilkelere" yada kişinin kendinden beklenildiğine inandığı "taleplere" uygun davranışlardır. Beşeri davranışlar bu prensiplere yöneldiği ölçüde değer-bilinçli davranıştan söz etmek mümkündür. (Bu çok muhtelif ölçülerde vaki olmakla beraber ekseriyetle sınırlı ölçülerde rastlanılan bir durumdur.) Burada davranış çeşitlerinin tam ve eksiksiz bir tasnifini yapmamakla birlikte bu davranış tipi -ilerde de göreceğimiz gibi- ayrı bir yere konmayı gerektirecek kadar mühimdir. 4. Kim davranışını gaye, vasıta ve doğabilecek muhtemel yan tesirlere göre ayarlayarak ve bu arada vasıtaları gayeyle gayeyi aksi neticeleriyle hatta farklı gayeleri birbiriyle akılcı bir şekilde tartarak ayrıca hissi ve geleneksel olmayacak şekilde davranışta bulunursa, gaye-bilinçli" bir davranış sergilemiş olur. Birbiriyle rakip durumda olan ve çatışan gaye ve neticeler arasında değer-bilinçli bir tercih yapılmış olabilir. O takdirde davranış sadece kullanılan vasıtalar itibarıyla gaye-bilinçli olmaktadır. Ya da davranış sahibi, birbiriyle rakip olan ve çatışan bu gayelere "ilke" ve "talepler" gereği değer-bilinciyle yönelmeksizin, bunları, sadece sübjektif tatmin gerektiren hisler olarak görür ve kendi belirlediği aciliyet sıralamasına tabii tutar, davranışını da bunları sırayla tatmin edecek şekilde ayarlar. Değer-bilinçli yöneliş ile gaye-bilinci arasında farklı türde alakalar olabilmektedir. Ama gaye-bilinçlilik açısından bakıldığında değer-bilinçli davranış her zaman akıl-dışı niteliktedir. Hele davranışın uğruna yapıldığı değer mutlak değer halini almışsa daha da fazla akıl-dışı olur. Zira davranışın sadece kendi değerine (saf bir inanmıştık, mutlak iyilik, güzellik, mesuliyet) ehemmiyet atfedildikçe davranışın doğuracağı neticeler de o kadar gözden düşmektedir. Ama bir davranışın mutlak manada gaye-bilinçli bir davranış olması da esas itibariyle kurgulanmış bir uç haldir. 5. Davranışın hele toplumsal davranışın bu türlerden sadece birine yönelmiş olması çok ender bir haldir. Aynı şekilde davranışın alabileceği muhtemel bütün yönelişler yukarıda zikredilen yöneliş türlerinden ibaret değildir. Zikrettiğimiz yöneliş türleri sosyolojik maksatla tesis edilmiş saf kavramsal tiplerdir ve gerçek (reel) davranışlar bu saf kav-ramsaf tiplere az-çok yaklaşmakta veya bu tiplerin bir terkibi olmaktadır. Bu kavramsal tiplerin gayemize ne kadar uygun olduğu ancak verimlerine bakılarak anlaşılabilir.
|
|
| Bağlantılar: bilgininefendisi.net |
| Open Source Document Project | AUP&TOS |