| Editor Login | Register | ||
| > Ödev > Türk Edebiyatı |
|
|
| Ziya Gökalp |
Ziya Gökalp Ziya Gökalp (1876-1924) öncelikle Türkiye’yi Sosyoloji ile tanıştıran kişiydi ve ateşli bir Türk Milliyetçisi olarak sosyolojiyi entellektüel bir temel oluşturmada esas aldı.
Mahallî,resmî bir
gazetede mesul müdür bir memurun oğlu olan Mehmet Ziya (daha sonra
Gökalp) Diyarbakır’da doğdu, orada laik okullara devam etti ve aynı
zamanda islam hukukuna vakıf olan amcasından geleneksel islam
ilimlerini öğrendi. 18 yaşında intihara teşebbüs etti. Yine de, bir
sonraki yıl İstanbul’a gidebildi ve Baytar Mektebine (Veterinary
College) kaydını yaptırdı.
Jön Türk
devriminden sonra, 1908′de Gökalp İttihat ve Terakki Fırkası’nın
Diyarbakır’daki temsilcisi oldu. Bir yıl sonra, fırkanın Selanik’teki
merkez heyetine üye seçildi ve kendisine parti doktrinini anlatma ve
genç insanları parti saflarına çekme görevi verildi. 1910 yılında
Selanikte sosyoloji öğretimini esas alan bir göreve atandı. Türkiye’de
ilk defa gerçekleşen böyle bir atamadan beş yıl sonra da İstanbul
Üniversitesi’nde ilk sosyoloji profesörü oldu. O, İstanbul’u
Türkiye’deki sosyoloji çalışmaları için bir merkez haline getirirken,
bu faaliyeti 1919′a kadar Edebiyat Fakültesinde sürdürdü. 1. Dünya
Savaşı sonrasında Malta’ya sürgüne gönderilen Gökalp, yürekli bir
Atatürk taraftarı olarak 1921′de Diyarbekir’e geri döndü ve milli
liderlere yol göstermek amacıyla sosyolojik makale serileri hazırladığı
küçük mecmua’nın sorumlu müdürü oldu. 1922′de (Ministry of Public
Deparmant of the Education) un Ankara’daki Kültürel Yayınlar Dairesine
müdür olarak atandı ve orada ünlü eseri “Türkçülüğün Esasları”
yayınlandı.
Gökalp’e göre tam olarak ifade edildiklerinde idealler olarak adlandırılan kollektif temsiller (collective reprasantations). kollektif şuurdaki gerçeklerdir. Değerlerin tek kaynağı toplumun kendisidir, ve bireylerce elde edilen kollektif duygu ve bilgi birikimi kollektif şuuru oluşturur. (1911-1923) 1959, s.62-64)
Balkan savaşı yenilgisinden sonra, Türkiye için kritik bir dönem başladı. Reformlar üzerindeki tartışmalara İslâmcılık, Batıcılık ve Türkçülük arasındaki çatışmalar öncülük etti. 1912′de İstanbul’a gelen Gökalp, bu çatışmaların daha geniş bir bakışla ele alınarak, giderilmesi gerektiğini hissetti. Gökalp, insanın her biri kendi değer sistemine sahip olan kültür gruplarının ve evrensel kabul ve kültürel yayılma kaabiliyeti olan kural ve tekniklerin bileşimi olduğunu tartıştı. ([1911-1923] 1959, s.97-101) Türklerin aynı anda; Türk Milletine, İslâm ümmetine ve Avrupa medeniyetine ait olduğu sosyolojik bir vakaydı. (Gökalp [1911-1923] 1959, s.71-76; Heyd 1950, s. 149-15]) Gökalp, milliyetçiliğin, modern çağın en güçlü ideali, milletlerin ise, kültür grupları skalasında en üst seviyede gelişmemiş türler olduğunu, yoğunluğu gittikçe artan bir şekilde vurguladı. Millet kavramı içinde, Türk kültürünü, İslâmı ve Batı teknolojisini bir araya getirmenin mümkün olduğunu düşündü. Gökalp, daha sonra, kollektif temsilleri millî âdetlerle bir tutma gerektiği noktasına geldi ve ……” bir milletin kültürünü ait olduğu medeniyetten ayırma çalışmaları yapan disipline kültürel sosyoloji adı verildiğini” öne sürdü. ([1911-1923] 1959, s.172-173)
Bir sosyoloğun görevinin millî kültür unsurlarını ortaya çıkarmak (keşfetmek) olduğu inancını takiben, Türk ailesinin evrimi ile (pre-islamic) İslâm-öncesi Türk dini ve devlet üzerine bir dizi çalışmaya girişti. Gökalp’ın modernleşmiş islâm düşüncesine ait teorisi ilahi kaynaklı olmasından ziyade, sosyal kaynaklı uzlaşma dayanan ve bundan dolayı seküler değişimi parelel olarak değişebilen İslamın kurallarının bir kısmına yönelikti. ([1911-1923]1959, s.193-196) Bir devletin seküler olması gerektiğine inanmıştı ve eğitim ve ekonominin millî olması gerektiğinin ısrarlı savunucusuydu. Eğitim ve ve hukuku sekülerleştirme ve kadınlar için eşit haklar teklif etme üzerindeki programları kısmen 1917 - 1918 yıllarında uygulamaya konuldu.
Gökalp üzerindeki fikirler ikiye ayrılır. Gökalp, bizzat kendisi, çalışmalarını özgün hale getiren şeyin, Durkheim’ın sosyolojik metodu üzerindeki denemelerini Türk medeniyetine uygulamak olduğunu düşünüyordu. Destekleyicileri ise; onun kültür ve millet yapısı üzerindeki kavramsallaştırmalarının özgün olduğu ve çalışmalarının, Durkheim geleneğindeki bilimsel sosyolojiyi temsil ettiği konusunda hemfikirdiler; ayrıca, muhalifleri, Gökalp’ın baskın kollektivist fikirlerle, dogmatik tümden ve gelimci bir zihin yapısına sahip olduğunu vurgularlar. Bunların ötesinde, Gökalp, ateşli bir milliyetçiydi ve öğretilerinin Türkiye’nin modernleşmesi yolunda fikrî bir kaynak sağladığına şüphe yoktur. ESERLERİ DÜZYAZI: |
|
| Bağlantılar: bilgininefendisi.net |
| Open Source Document Project | AUP&TOS |