|
Alevi-Bektaşı Yazını
Alevi-Bektaşi
halk yazını ise daha değişik bir nitelik taşır. Aleviliğe ve
Bektaşiliğe özgü terim ve deyimlerin kullanılması, tarikat ilkelerinin
dile getirilmesi, şiirlere şii-batıni inançların egemen olması gibi
özellikleriyle tasvvufi halk yazını içinde özel bir yer tutarken;
yaşama sevincini, doğa segisini, dünyaya bağlılığı dile getiren
ürünleriyle de din dışı halk yazınına bağlanır. Bunun nedeni, Alevilik
ve Bektaşiliğin tarikat olarak daha çok kırsal kesimlerde yaygınlık
kazanmasıdır. Tarikatın bu özelliği Alevi-Bektaşi ozanların ürünlerine
de yansır. Eytişimsel bir gelişim sonucu dinselle din dışı olan bir
noktada kesişir. Ozanların kırsal kesimden oluşu, halk yazını geleneği
içinde yetişmeleri de bu durumu besler. Böylece Alevi-Bektaşi şiirleri
ikili bir görünüm kazanır. Sözgelimi Pir Sultan Abdal,
“Pir Sultanım aydur dünya fanidir
Kırkların sohbeti aşk mekanıdır
Kusura kalmayan kerem kanıdır
Gönlünde karası olan gelmesin”
derken bir Alevi-Bektaşi ozanıdır; ama,
“Dağdan kütür kütür hezen indirir
İndirir de ateşlere yandırır
Her evin devliğin öküz döndürür
İrençberler hoşça tutun öküzü”
diyerek toprağa, doğaya bağlı bir halk
ozanı oluverir. Bir akım görünümündeki tekke şiirinin, halk yazını
içinde ele alınan ürünlerinin çoğunun Alevi-Bektaşi kökenli olması da
buna bağlanmalıdır.
|