Türk yazın akımının gelişimindeki özgün eğilimler
Ama
burada, yine akım sözcüğüyle nitelenen ve daha çok bir ulusun
sanatçılarının değişik arayışlarının yol açtığı kümelenmeler biçiminde
ortaya çıkan eğilimleri, sayılan akımlarla eşdeğer tutmamak
gerekmektedir. Bunlar, genel olarak sayılan akımlar içinde yer alan,
özel olarak da her ulusun kendine özgü koşulları içinde ayrıntıları
değişen, o ulusun kültürüyle biçimlenen sanat tutumları olarak
görülmelidir. Ayrıca, özellikle şiirde, kimi zaman kısa süreli, aynı
sanat akımına bağlı değişik kümelenmeler bile görülmektedir. Bütün
yazın türlerinde de benzeri oluşumlara rastlanabilir. Sözgelimi Milli
Edebiyat akımını genelde gerçekçilik içinde ele almak gerekir, ama
özelde Türkçülük akımından ayrı düşünülemez. Yine aynı akım içindeki
Refik Halit Karay’ı ise Türkçülük akımına bağlamak olanaksızdır. Sonra,
Fecr-i Ati akımı görünürde Edebiyat-ı Cedide’ye tepkidir, ama onu
aşamadığı gibi kısa sürede onun içinde erimekten de kurtulamaz. Buradan
şöyle bir sonuca varabiliriz: Edebiyat-ı Cedide, Milli Edebiyat, Garip,
İkinci Yeni gibi, Türk yazınının bellibaşlı akımları saydığımız
devinimler, hem evrensel yazın akımlarının etkileri, hem de Türk
toplumunun tarihsel gelişim sürecinde toplumsal değişmelerin, düşünce
akımlarının Türk yazınına yansıması açısından değerlendirilmelidir. Bu
oluşum altyapı-üstyapı ilişkilerinin, kültürel gelişmelerin bütün
karmaşıklığını taşır.
Bu
nedenle konuya, salt evrensel yazın akımları açısından değil, Türk
yazınının gelişim sürecinde bir kendine özgülük taşıyan eğilimler
açısından yaklaşmayı deneyeceğim.
Divan yazınında, günümüzdeki anlamıyla,
akımların varlığından söz edilemez. Daha doğrusu divan yazınının
kendisi, dayandığı dinsel nitelikli dünya görüşü, kurallara bağlanmış
biçemi, yinelenen mazmunlarıyla başlı başına tek bir akımdır. Altı yüz
yılı aşkın gelişim sürecinde, biçim yetkinliğine, söyleyiş ustalığına
ulaşmış ozanların çevresinde ya da izinde kümelenmeler görülür
yalnızca. Nazirecilik bunun en somut görünümüdür. Yazın tarihlerinde
rastlanan Baki okulu, Nedim okulu gibi nitelemeler bu açıdan
değerlendirilmelidir. Toplum yapısını altüst edecek dönüşümlerin
gerçekleşmeyişi ve dine dayalı dünya görüşünün egemenliği sanatta,
gerek öz gerekse biçim açısından yeni oluşumları önler. Yeni gibi
görünen arayışlar, eğilim düzeyini aşamadan, divan yazınının ilkeleri,
başka deyişle kalıpları içinde dönenir durur.
|